» 11 / Hûd  40:

Kuran Sırası: 11
İniş Sırası: 52
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123

 » 11 / Hûd  Suresi: 40
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : sonunda
2. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : zaman
3. جَاءَ (CEÙ) = cā'e : geldiği
4. أَمْرُنَا (ÊMRNE) = emrunā : emrimiz
5. وَفَارَ (VFER) = ve fāra : ve kaynadığında
6. التَّنُّورُ (ELTNVR) = t-tennūru : tandır
7. قُلْنَا (GLNE) = ḳulnā : dedik ki
8. احْمِلْ (EḪML) = Hmil : bindir
9. فِيهَا (FYHE) = fīhā : ona
10. مِنْ (MN) = min :
11. كُلٍّ (KL) = kullin : her şeyden
12. زَوْجَيْنِ (ZVCYN) = zevceyni : çifti
13. اثْنَيْنِ (ES̃NYN) = ṧneyni : ikişer
14. وَأَهْلَكَ (VÊHLK) = ve ehleke : ve aileni
15. إِلَّا (ÎLE) = illā : dışındaki
16. مَنْ (MN) = men : olanlar
17. سَبَقَ (SBG) = sebeḳa : önceden
18. عَلَيْهِ (ALYH) = ǎleyhi : aleyhlerine
19. الْقَوْلُ (ELGVL) = l-ḳavlu : hüküm verilmiş
20. وَمَنْ (VMN) = ve men : ve
21. امَنَ ( ËMN) = āmene : iman edenleri
22. وَمَا (VME) = ve mā : ve
23. امَنَ ( ËMN) = āmene : zaten iman etmemişti
24. مَعَهُ (MAH) = meǎhu : onunla beraber
25. إِلَّا (ÎLE) = illā : dışında
26. قَلِيلٌ (GLYL) = ḳalīlun : çok az kimse
sonunda | zaman | geldiği | emrimiz | ve kaynadığında | tandır | dedik ki | bindir | ona | | her şeyden | çifti | ikişer | ve aileni | dışındaki | olanlar | önceden | aleyhlerine | hüküm verilmiş | ve | iman edenleri | ve | zaten iman etmemişti | onunla beraber | dışında | çok az kimse |

[] [] [CYE] [EMR] [FVR] [] [GVL] [ḪML] [] [] [KLL] [ZVC] [S̃NY] [EHL] [] [] [SBG] [] [GVL] [] [EMN] [] [EMN] [] [] [GLL]
ḪT ÎZ̃E CEÙ ÊMRNE VFER ELTNVR GLNE EḪML FYHE MN KL ZVCYN ES̃NYN VÊHLK ÎLE MN SBG ALYH ELGVL VMN ËMN VME ËMN MAH ÎLE GLYL

Hattā iƶā cā'e emrunā ve fāra t-tennūru ḳulnā Hmil fīhā min kullin zevceyni ṧneyni ve ehleke illā men sebeḳa ǎleyhi l-ḳavlu ve men āmene ve mā āmene meǎhu illā ḳalīlun
حتى إذا جاء أمرنا وفار التنور قلنا احمل فيها من كل زوجين اثنين وأهلك إلا من سبق عليه القول ومن آمن وما آمن معه إلا قليل

 » 11 / Hûd  Suresi: 40
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
حتى | ḪT Hattā sonunda Till
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
جاء ج ي ا | CYE CEÙ cā'e geldiği came
أمرنا ا م ر | EMR ÊMRNE emrunā emrimiz Our command,
وفار ف و ر | FVR VFER ve fāra ve kaynadığında and overflowed
التنور | ELTNVR t-tennūru tandır the oven,
قلنا ق و ل | GVL GLNE ḳulnā dedik ki We said,
احمل ح م ل | ḪML EḪML Hmil bindir """Load"
فيها | FYHE fīhā ona in it
من | MN min of
كل ك ل ل | KLL KL kullin her şeyden every kind
زوجين ز و ج | ZVC ZVCYN zevceyni çifti a pair
اثنين ث ن ي | S̃NY ES̃NYN ṧneyni ikişer two,
وأهلك ا ه ل | EHL VÊHLK ve ehleke ve aileni and your family
إلا | ÎLE illā dışındaki except
من | MN men olanlar who
سبق س ب ق | SBG SBG sebeḳa önceden has preceded
عليه | ALYH ǎleyhi aleyhlerine against him
القول ق و ل | GVL ELGVL l-ḳavlu hüküm verilmiş the word,
ومن | VMN ve men ve and whoever
آمن ا م ن | EMN ËMN āmene iman edenleri "believed."""
وما | VME ve mā ve And not
آمن ا م ن | EMN ËMN āmene zaten iman etmemişti believed
معه | MAH meǎhu onunla beraber with him
إلا | ÎLE illā dışında except
قليل ق ل ل | GLL GLYL ḳalīlun çok az kimse a few.

11:40 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

sonunda | zaman | geldiği | emrimiz | ve kaynadığında | tandır | dedik ki | bindir | ona | | her şeyden | çifti | ikişer | ve aileni | dışındaki | olanlar | önceden | aleyhlerine | hüküm verilmiş | ve | iman edenleri | ve | zaten iman etmemişti | onunla beraber | dışında | çok az kimse |

[] [] [CYE] [EMR] [FVR] [] [GVL] [ḪML] [] [] [KLL] [ZVC] [S̃NY] [EHL] [] [] [SBG] [] [GVL] [] [EMN] [] [EMN] [] [] [GLL]
ḪT ÎZ̃E CEÙ ÊMRNE VFER ELTNVR GLNE EḪML FYHE MN KL ZVCYN ES̃NYN VÊHLK ÎLE MN SBG ALYH ELGVL VMN ËMN VME ËMN MAH ÎLE GLYL

Hattā iƶā cā'e emrunā ve fāra t-tennūru ḳulnā Hmil fīhā min kullin zevceyni ṧneyni ve ehleke illā men sebeḳa ǎleyhi l-ḳavlu ve men āmene ve mā āmene meǎhu illā ḳalīlun
حتى إذا جاء أمرنا وفار التنور قلنا احمل فيها من كل زوجين اثنين وأهلك إلا من سبق عليه القول ومن آمن وما آمن معه إلا قليل

[] [] [ج ي ا] [ا م ر] [ف و ر] [] [ق و ل] [ح م ل] [] [] [ك ل ل] [ز و ج] [ث ن ي] [ا ه ل] [] [] [س ب ق] [] [ق و ل] [] [ا م ن] [] [ا م ن] [] [] [ق ل ل]

 » 11 / Hûd  Suresi: 40
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
حتى | ḪT Hattā sonunda Till
Ha,Te,,
8,400,,
INC – inceptive particle
حرف ابتداء
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
جاء ج ي ا | CYE CEÙ cā'e geldiği came
Cim,Elif,,
3,1,,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
أمرنا ا م ر | EMR ÊMRNE emrunā emrimiz Our command,
,Mim,Re,Nun,Elif,
,40,200,50,1,
N – nominative masculine noun
PRON – 1st person plural possessive pronoun
اسم مرفوع و«نا» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وفار ف و ر | FVR VFER ve fāra ve kaynadığında and overflowed
Vav,Fe,Elif,Re,
6,80,1,200,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
التنور | ELTNVR t-tennūru tandır the oven,
Elif,Lam,Te,Nun,Vav,Re,
1,30,400,50,6,200,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
قلنا ق و ل | GVL GLNE ḳulnā dedik ki We said,
Gaf,Lam,Nun,Elif,
100,30,50,1,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
احمل ح م ل | ḪML EḪML Hmil bindir """Load"
Elif,Ha,Mim,Lam,
1,8,40,30,
V – 2nd person masculine singular imperative verb
فعل أمر
فيها | FYHE fīhā ona in it
Fe,Ye,He,Elif,
80,10,5,1,
P – preposition
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
جار ومجرور
من | MN min of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
كل ك ل ل | KLL KL kullin her şeyden every kind
Kef,Lam,
20,30,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
زوجين ز و ج | ZVC ZVCYN zevceyni çifti a pair
Ze,Vav,Cim,Ye,Nun,
7,6,3,10,50,
N – nominative masculine dual noun
اسم مرفوع
اثنين ث ن ي | S̃NY ES̃NYN ṧneyni ikişer two,
Elif,Se,Nun,Ye,Nun,
1,500,50,10,50,
N – nominative masculine dual noun
اسم مرفوع
وأهلك ا ه ل | EHL VÊHLK ve ehleke ve aileni and your family
Vav,,He,Lam,Kef,
6,,5,30,20,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – accusative masculine noun
PRON – 2nd person masculine singular possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم منصوب والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إلا | ÎLE illā dışındaki except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
من | MN men olanlar who
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
سبق س ب ق | SBG SBG sebeḳa önceden has preceded
Sin,Be,Gaf,
60,2,100,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
عليه | ALYH ǎleyhi aleyhlerine against him
Ayn,Lam,Ye,He,
70,30,10,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
القول ق و ل | GVL ELGVL l-ḳavlu hüküm verilmiş the word,
Elif,Lam,Gaf,Vav,Lam,
1,30,100,6,30,
N – nominative masculine verbal noun
اسم مرفوع
ومن | VMN ve men ve and whoever
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
آمن ا م ن | EMN ËMN āmene iman edenleri "believed."""
,Mim,Nun,
,40,50,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
فعل ماض
وما | VME ve mā ve And not
Vav,Mim,Elif,
6,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
آمن ا م ن | EMN ËMN āmene zaten iman etmemişti believed
,Mim,Nun,
,40,50,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
فعل ماض
معه | MAH meǎhu onunla beraber with him
Mim,Ayn,He,
40,70,5,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
ظرف مكان منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إلا | ÎLE illā dışında except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
قليل ق ل ل | GLL GLYL ḳalīlun çok az kimse a few.
Gaf,Lam,Ye,Lam,
100,30,10,30,
N – nominative masculine singular indefinite noun
اسم مرفوع
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |حَتَّىٰ: sonunda | إِذَا: zaman | جَاءَ: geldiği | أَمْرُنَا: emrimiz | وَفَارَ: ve kaynadığında | التَّنُّورُ: tandır | قُلْنَا: dedik ki | احْمِلْ: bindir | فِيهَا: ona | مِنْ: | كُلٍّ: her şeyden | زَوْجَيْنِ: çifti | اثْنَيْنِ: ikişer | وَأَهْلَكَ: ve aileni | إِلَّا: dışındaki | مَنْ: olanlar | سَبَقَ: önceden | عَلَيْهِ: aleyhlerine | الْقَوْلُ: hüküm verilmiş | وَمَنْ: ve | امَنَ: iman edenleri | وَمَا: ve | امَنَ: zaten iman etmemişti | مَعَهُ: onunla beraber | إِلَّا: dışında | قَلِيلٌ: çok az kimse |
Kırık Meal (Harekesiz) : |حتى ḪT sonunda | إذا ÎZ̃E zaman | جاء CEÙ geldiği | أمرنا ÊMRNE emrimiz | وفار WFER ve kaynadığında | التنور ELTNWR tandır | قلنا GLNE dedik ki | احمل EḪML bindir | فيها FYHE ona | من MN | كل KL her şeyden | زوجين ZWCYN çifti | اثنين ES̃NYN ikişer | وأهلك WÊHLK ve aileni | إلا ÎLE dışındaki | من MN olanlar | سبق SBG önceden | عليه ALYH aleyhlerine | القول ELGWL hüküm verilmiş | ومن WMN ve | آمن ËMN iman edenleri | وما WME ve | آمن ËMN zaten iman etmemişti | معه MAH onunla beraber | إلا ÎLE dışında | قليل GLYL çok az kimse |
Kırık Meal (Okunuş) : |Hattā: sonunda | iƶā: zaman | cā'e: geldiği | emrunā: emrimiz | ve fāra: ve kaynadığında | t-tennūru: tandır | ḳulnā: dedik ki | Hmil: bindir | fīhā: ona | min: | kullin: her şeyden | zevceyni: çifti | ṧneyni: ikişer | ve ehleke: ve aileni | illā: dışındaki | men: olanlar | sebeḳa: önceden | ǎleyhi: aleyhlerine | l-ḳavlu: hüküm verilmiş | ve men: ve | āmene: iman edenleri | ve mā: ve | āmene: zaten iman etmemişti | meǎhu: onunla beraber | illā: dışında | ḳalīlun: çok az kimse |
Kırık Meal (Transcript) : |ḪT: sonunda | ÎZ̃E: zaman | CEÙ: geldiği | ÊMRNE: emrimiz | VFER: ve kaynadığında | ELTNVR: tandır | GLNE: dedik ki | EḪML: bindir | FYHE: ona | MN: | KL: her şeyden | ZVCYN: çifti | ES̃NYN: ikişer | VÊHLK: ve aileni | ÎLE: dışındaki | MN: olanlar | SBG: önceden | ALYH: aleyhlerine | ELGVL: hüküm verilmiş | VMN: ve | ËMN: iman edenleri | VME: ve | ËMN: zaten iman etmemişti | MAH: onunla beraber | ÎLE: dışında | GLYL: çok az kimse |
Abdulbaki Gölpınarlı : Sonucu emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahlûktan birer çifti ve helâki taktîr edilenden başka âilenden olanları ve inananları gemiye yükle dedik; zâten maiyetinde bulunan inanmış kişiler de pek azdı.
Adem Uğur : Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: "(Canlı çeşitlerinin) her birinden iki eş ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.
Ahmed Hulusi : Nihayet hükmümüz geldiğinde ve sular kaynaklardan fışkırıp taştığında dedik ki: "Ona, her cinsten bir çift ile daha önce aleyhlerine hüküm verilmiş olanlar dışında, aileni ve tüm iman etmiş olanları yükle". . . Zaten Onunla beraber iman eden çok azdı.
Ahmet Tekin : Nihayet gemilerin yapımı bitirilip, planımızın icra vakti geldiğinde, bütün kaynaklardan fışkıran sularla, yeryüzünde sular yükselirken, tan yeri ağardığı sırada; buhar kazanları çalıştırılıp istim yükselmeye başlayınca, biz Nûh’a: 'Canlıların her birinden erkekli dişili birer çift ile, aleyhinde hüküm verilenlerin dışında aileni ve iman edenleri gemiye al, yükle' dedik. Zaten onunla beraber kavminden pek azı iman etmişti.
Ahmet Varol : Sonuçta emrimiz gelip tandır kaynayınca: 'Her şeyden birer çifti ve aleyhlerine önceden hükmümüz verilmiş olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri gemiye bindir' dedik. Zaten onunla beraber ancak çok az kimse iman etmişti.
Ali Bulaç : Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.
Ali Fikri Yavuz : Nihayet helâk etme emrimiz geldiği ve fırından su taşıp fışkırdığı (yahut geminin kazanı kaynadığı) vakit Nûh’a şöyle dedik: “-Faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi olmak üzere ikişer tane çift ve üzerlerine boğulma emri takdir edilenler müstena, aile halkınla bir de iman edenleri gemiye yükle.” Zaten beraberinde iman edenler pek azdı.
Bekir Sadak : Buyrugumuz gelip tandirdan sular kaynamaga baslayinca, «Her cinsten birer cifti ve aleyhine hukum verilmis olanin disinda kalan coluk cocugunu ve inananlari gemiye bindir» dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmisti.
Celal Yıldırım : Sonunda emrimiz gelip tennur kaynamaya başlayınca (Nuh'a) dedik ki: «Her (hayvanın) dişi ve erkeğinden ikişer taneyi ve aleyhinde (ilâhi) hüküm geçmiş olanlar dışında aileni ve imân edenleri gemiye yüklet (bindir)!» Ne var ki, beraberinde imân edenler pek az kimseler idi.
Diyanet İşleri : Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: “Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.
Diyanet İşleri (eski) : Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, 'Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir' dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.
Diyanet Vakfi : Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.
Edip Yüksel : Nihayet emrimiz gelip de gök kaynayıp taşınca, kendisine dedik ki: 'Her türden birer çifti, daha önce mahkum edilmiş olanlar hariç, çoluk çocuğunu ve inananları ona yükle.' Kendisiyle birlikte inanmış olanlar zaten bir kaç kişiydi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; «Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle». Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Nihayet emrimiz gelip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca Nuh'a: «Her birinden ikişer çift alıp aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dışında kimse iman etmemişti.
Elmalılı Hamdi Yazır : Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakıt dedik ki: yükle içine her birinden ikişer çift, ve aleyhinde huküm sebketmiş olandan maada ehlini ve iyman edenleri, maamafih pek azından maadası beraberinde iyman etmemişti, dedi
Fizilal-il Kuran : Nihayet emrimiz gelip tandır kaynamaya (her taraftan sular fışkırmaya) başlayınca Nuh'a «Her canlı türünün birer çiftini, boğulacağına ilişkin hükmümüzün kesinleştiği kimse dışında kalan aile bireylerini ve mü'minleri gemiye bindir» dedik. Zaten O'na az sayıda kişi inanmıştı.
Gültekin Onan : Sonunda buyruğumuz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında ehlini (aileni) ve inananları ona bindir." Zaten onunla birlikte çok azından başkası inanmamıştı.
Hakkı Yılmaz : Sonunda emrimiz geldiği ve iş kızıştığı zaman Biz dedik ki: “Her cinsten birer çifti ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş olanları onun içine yükle.” –Zaten o'nunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.–
Hasan Basri Çantay : Nihayet emrimiz gelib de fırın kaynadığı zaman (Nuha) dedik ki: «Her birinden (her bir neviden erkek ve dişi) ikişer çift ile — aleyhinde söz geçmiş (helakleri takdîr edilmiş) olanlar müstesna — aileni ve îman edenleri içine yükle». Zâten onun maiyyetindeki az kimselerden başkası da îman etmemişdi.
Hayrat Neşriyat : Nihâyet emrimiz gelip de fırın kaynadığı (iş kızışıp, sular kabarmak üzere olduğu) zaman, (Nûh’a) buyurduk ki: '(Canlıların) her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer eş ile (sana îmân etmediklerinden, boğulacaklarına dâir) aleyhinde söz geçmiş olanlar (bir oğlun ile diğer zevcen) dışında âileni ve îmân edenleri ona (gemiye)yükle!' Zâten onunla berâber ancak pek az kimse îmân etmişti.
İbni Kesir : Nihayet buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca: Her cinsten birer çifti ve hakkında hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye al, dedik. Zaten onunla beraber pek az kimse inanmıştı.
İskender Evrenosoğlu : Ve emrimiz gelince, tennur kaynadı. “O zaman herşeyden, iki unsurdan oluşan (bir dişi ve bir erkek) bir çifti ve haklarında söz geçmiş olanlar (boğulacakların sözü: âyet-37) hariç, aileni ve âmenû olanları onun içine yükle.” dedik. Az kişiden başkası, onunla beraber âmenû olmadı.
Muhammed Esed : (Bu böylece devam etti) ta ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya kadar. (Nuh'a): "Her cins (hayvandan) birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!" dedik, çünkü o'nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.
Ömer Nasuhi Bilmen : Nihâyet emrimiz geldiği ve tennur kaynadığı vakit dedi ki: «Onun içine herbirinden ikişer çift ve aleyhine hüküm sabketmiş olandan maada ehlini ve imân etmiş olanları yükle.» Ve maamafih pek azından başkası onunla beraber imân etmemişti.
Ömer Öngüt : Nihayet emrimiz gelip de fırın kaynadığı zaman, Nuh'a dedik ki: “Her cinsten ikişer çift ile, aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında, âileni ve iman edenleri gemiye yükle!” Zaten pek az kimse onunla beraber iman etmişti.
Şaban Piriş : Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamağa başlayınca: -Her şeyden ikişer çift aleyhlerinde hüküm verilmiş olan dışında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.
Suat Yıldırım : Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh’a dedik ki:"Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helâk hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al!" Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı.
Süleyman Ateş : Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nûh'a) dedik ki: "Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz hâric olmak üzere âileni ve inananları gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı.
Tefhim-ul Kuran : Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: «Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle.» Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.
Ümit Şimşek : Nihayet emrimiz geldi, sular kaynamaya başladı. Ve Nuh'a dedik ki: 'Hepsinden birer çift ile hakkında azap hükmü verilmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye al.' Zaten onunla beraber iman eden pek az kişi vardı.
Yaşar Nuri Öztürk : Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları." Ama Nûh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}