» 9 / Tevbe  97:

Kuran Sırası: 9
İniş Sırası: 113
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129

 » 9 / Tevbe  Suresi: 97
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. الْأَعْرَابُ (ELÊAREB) = El-eǎ'rābu : bedevi Araplar
2. أَشَدُّ (ÊŞD̃) = eşeddu : daha yamandır
3. كُفْرًا (KFRE) = kufran : küfürde
4. وَنِفَاقًا (VNFEGE) = ve nifāḳan : ve iki yüzlülükte
5. وَأَجْدَرُ (VÊCD̃R) = ve ecderu : ve daha müsaittirler
6. أَلَّا (ÊLE) = ellā :
7. يَعْلَمُوا (YALMVE) = yeǎ'lemū : tanımamaya
8. حُدُودَ (ḪD̃VD̃) = Hudūde : sınırlarını
9. مَا (ME) = mā : şeylerin
10. أَنْزَلَ (ÊNZL) = enzele : indirdiği
11. اللَّهُ (ELLH) = llahu : Allah'ın
12. عَلَىٰ (AL) = ǎlā :
13. رَسُولِهِ (RSVLH) = rasūlihi : Elçisine
14. وَاللَّهُ (VELLH) = vallahu : ve Allah
15. عَلِيمٌ (ALYM) = ǎlīmun : bilendir
16. حَكِيمٌ (ḪKYM) = Hakīmun : hüküm ve hikmet sahibidir
bedevi Araplar | daha yamandır | küfürde | ve iki yüzlülükte | ve daha müsaittirler | | tanımamaya | sınırlarını | şeylerin | indirdiği | Allah'ın | | Elçisine | ve Allah | bilendir | hüküm ve hikmet sahibidir |

[ARB] [ŞD̃D̃] [KFR] [NFG] [CD̃R] [] [ALM] [ḪD̃D̃] [] [NZL] [] [] [RSL] [] [ALM] [ḪKM]
ELÊAREB ÊŞD̃ KFRE VNFEGE VÊCD̃R ÊLE YALMVE ḪD̃VD̃ ME ÊNZL ELLH AL RSVLH VELLH ALYM ḪKYM

El-eǎ'rābu eşeddu kufran ve nifāḳan ve ecderu ellā yeǎ'lemū Hudūde enzele llahu ǎlā rasūlihi vallahu ǎlīmun Hakīmun
الأعراب أشد كفرا ونفاقا وأجدر ألا يعلموا حدود ما أنزل الله على رسوله والله عليم حكيم

 » 9 / Tevbe  Suresi: 97
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
الأعراب ع ر ب | ARB ELÊAREB El-eǎ'rābu bedevi Araplar The bedouins
أشد ش د د | ŞD̃D̃ ÊŞD̃ eşeddu daha yamandır (are) stronger
كفرا ك ف ر | KFR KFRE kufran küfürde (in) disbelief
ونفاقا ن ف ق | NFG VNFEGE ve nifāḳan ve iki yüzlülükte and hypocrisy,
وأجدر ج د ر | CD̃R VÊCD̃R ve ecderu ve daha müsaittirler and more likely
ألا | ÊLE ellā that not
يعلموا ع ل م | ALM YALMVE yeǎ'lemū tanımamaya they know
حدود ح د د | ḪD̃D̃ ḪD̃VD̃ Hudūde sınırlarını (the) limits
ما | ME şeylerin (of) what
أنزل ن ز ل | NZL ÊNZL enzele indirdiği Allah (has) revealed
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah (has) revealed
على | AL ǎlā to
رسوله ر س ل | RSL RSVLH rasūlihi Elçisine His Messenger.
والله | VELLH vallahu ve Allah And Allah
عليم ع ل م | ALM ALYM ǎlīmun bilendir (is) All-Knower,
حكيم ح ك م | ḪKM ḪKYM Hakīmun hüküm ve hikmet sahibidir All-Wise.

9:97 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

bedevi Araplar | daha yamandır | küfürde | ve iki yüzlülükte | ve daha müsaittirler | | tanımamaya | sınırlarını | şeylerin | indirdiği | Allah'ın | | Elçisine | ve Allah | bilendir | hüküm ve hikmet sahibidir |

[ARB] [ŞD̃D̃] [KFR] [NFG] [CD̃R] [] [ALM] [ḪD̃D̃] [] [NZL] [] [] [RSL] [] [ALM] [ḪKM]
ELÊAREB ÊŞD̃ KFRE VNFEGE VÊCD̃R ÊLE YALMVE ḪD̃VD̃ ME ÊNZL ELLH AL RSVLH VELLH ALYM ḪKYM

El-eǎ'rābu eşeddu kufran ve nifāḳan ve ecderu ellā yeǎ'lemū Hudūde enzele llahu ǎlā rasūlihi vallahu ǎlīmun Hakīmun
الأعراب أشد كفرا ونفاقا وأجدر ألا يعلموا حدود ما أنزل الله على رسوله والله عليم حكيم

[ع ر ب] [ش د د] [ك ف ر] [ن ف ق] [ج د ر] [] [ع ل م] [ح د د] [] [ن ز ل] [] [] [ر س ل] [] [ع ل م] [ح ك م]

 » 9 / Tevbe  Suresi: 97
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
الأعراب ع ر ب | ARB ELÊAREB El-eǎ'rābu bedevi Araplar The bedouins
Elif,Lam,,Ayn,Re,Elif,Be,
1,30,,70,200,1,2,
"N – nominative masculine plural noun → Bedouin"
اسم مرفوع
أشد ش د د | ŞD̃D̃ ÊŞD̃ eşeddu daha yamandır (are) stronger
,Şın,Dal,
,300,4,
ADJ – nominative masculine singular adjective
صفة مرفوعة
كفرا ك ف ر | KFR KFRE kufran küfürde (in) disbelief
Kef,Fe,Re,Elif,
20,80,200,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ونفاقا ن ف ق | NFG VNFEGE ve nifāḳan ve iki yüzlülükte and hypocrisy,
Vav,Nun,Fe,Elif,Gaf,Elif,
6,50,80,1,100,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – accusative masculine indefinite (form III) verbal noun
الواو عاطفة
اسم منصوب
وأجدر ج د ر | CD̃R VÊCD̃R ve ecderu ve daha müsaittirler and more likely
Vav,,Cim,Dal,Re,
6,,3,4,200,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine singular noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
ألا | ÊLE ellā that not
,Lam,Elif,
,30,1,
SUB – subordinating conjunction
NEG – negative particle
حرف مصدري
حرف نفي
يعلموا ع ل م | ALM YALMVE yeǎ'lemū tanımamaya they know
Ye,Ayn,Lam,Mim,Vav,Elif,
10,70,30,40,6,1,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
حدود ح د د | ḪD̃D̃ ḪD̃VD̃ Hudūde sınırlarını (the) limits
Ha,Dal,Vav,Dal,
8,4,6,4,
N – accusative masculine plural noun
اسم منصوب
ما | ME şeylerin (of) what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
أنزل ن ز ل | NZL ÊNZL enzele indirdiği Allah (has) revealed
,Nun,Ze,Lam,
,50,7,30,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
فعل ماض
الله | ELLH llahu Allah'ın Allah (has) revealed
Elif,Lam,Lam,He,
1,30,30,5,
"PN – nominative proper noun → Allah"
لفظ الجلالة مرفوع
على | AL ǎlā to
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
رسوله ر س ل | RSL RSVLH rasūlihi Elçisine His Messenger.
Re,Sin,Vav,Lam,He,
200,60,6,30,5,
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
والله | VELLH vallahu ve Allah And Allah
Vav,Elif,Lam,Lam,He,
6,1,30,30,5,
"CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PN – nominative proper noun → Allah"
الواو عاطفة
لفظ الجلالة مرفوع
عليم ع ل م | ALM ALYM ǎlīmun bilendir (is) All-Knower,
Ayn,Lam,Ye,Mim,
70,30,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
حكيم ح ك م | ḪKM ḪKYM Hakīmun hüküm ve hikmet sahibidir All-Wise.
Ha,Kef,Ye,Mim,
8,20,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |الْأَعْرَابُ: bedevi Araplar | أَشَدُّ: daha yamandır | كُفْرًا: küfürde | وَنِفَاقًا: ve iki yüzlülükte | وَأَجْدَرُ: ve daha müsaittirler | أَلَّا: | يَعْلَمُوا: tanımamaya | حُدُودَ: sınırlarını | مَا: şeylerin | أَنْزَلَ: indirdiği | اللَّهُ: Allah'ın | عَلَىٰ: | رَسُولِهِ: Elçisine | وَاللَّهُ: ve Allah | عَلِيمٌ: bilendir | حَكِيمٌ: hüküm ve hikmet sahibidir |
Kırık Meal (Harekesiz) : |الأعراب ELÊAREB bedevi Araplar | أشد ÊŞD̃ daha yamandır | كفرا KFRE küfürde | ونفاقا WNFEGE ve iki yüzlülükte | وأجدر WÊCD̃R ve daha müsaittirler | ألا ÊLE | يعلموا YALMWE tanımamaya | حدود ḪD̃WD̃ sınırlarını | ما ME şeylerin | أنزل ÊNZL indirdiği | الله ELLH Allah'ın | على AL | رسوله RSWLH Elçisine | والله WELLH ve Allah | عليم ALYM bilendir | حكيم ḪKYM hüküm ve hikmet sahibidir |
Kırık Meal (Okunuş) : |El-eǎ'rābu: bedevi Araplar | eşeddu: daha yamandır | kufran: küfürde | ve nifāḳan: ve iki yüzlülükte | ve ecderu: ve daha müsaittirler | ellā: | yeǎ'lemū: tanımamaya | Hudūde: sınırlarını | : şeylerin | enzele: indirdiği | llahu: Allah'ın | ǎlā: | rasūlihi: Elçisine | vallahu: ve Allah | ǎlīmun: bilendir | Hakīmun: hüküm ve hikmet sahibidir |
Kırık Meal (Transcript) : |ELÊAREB: bedevi Araplar | ÊŞD̃: daha yamandır | KFRE: küfürde | VNFEGE: ve iki yüzlülükte | VÊCD̃R: ve daha müsaittirler | ÊLE: | YALMVE: tanımamaya | ḪD̃VD̃: sınırlarını | ME: şeylerin | ÊNZL: indirdiği | ELLH: Allah'ın | AL: | RSVLH: Elçisine | VELLH: ve Allah | ALYM: bilendir | ḪKYM: hüküm ve hikmet sahibidir |
Abdulbaki Gölpınarlı : Bedevîler, kâfirlik ve münâfıklık bakımından şehirlilerden beterdir ve Allah'ın, Peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını daha ziyâde bilmezler, buna daha fazla onlar lâyıktır ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Adem Uğur : Bedevîler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah'ın Resûlüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Ahmed Hulusi : Bedevîler, küfür ve nifak itibarıyla daha şiddetlidirler. . . Allâh'ın, Rasûlüne inzâl ettiğinin inceliklerini anlamamaya daha yatkındırlar. . . Allâh Aliym'dir, Hakiym'dir.
Ahmet Tekin : Bedevî Araplar, kültür ve medeniyetten uzak, baskın ve yağmacılıkla geçinen kavimler, küfürde, inkârda, nifakta ve iki yüzlülükte başkalarından daha aşırı, azgın davranışlar sergilerler. Allah’ın, Rasûlüne indirdiği kuralları, kanunları, cezaları tanımamaya da daha yatkındırlar. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Ahmet Varol : Bedeviler küfürde ve nifakta daha katıdırlar ve Allah'ın Peygamberine indirdiğini bilmemeye daha yatkındırlar. Allah bilendir, hakimdir.
Ali Bulaç : Bedeviler inkâr ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ali Fikri Yavuz : Bedevî’ler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidirler. Bununla beraber, Allah’ın, Rasûlüne indirdiği hükümlerin sınırını bilmemeye daha lâyıktırlar. Allah her şeyi kemaliyle bilicidir, hükmünde hikmet sahibidir.
Bekir Sadak : Bedevilerin kufur ve nifaklari her yonden, daha ileridir. Allah'in, peygamberine indirdiginin sinirlarini bilmemek, onlara daha layiktir. Allah bilendir, hakimdir.
Celal Yıldırım : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidirler ve Allah'ın Peygamberine indirdiği (dini hükümlerin) sınırlarını bilmemeye, tanımamaya daha yatkın ve uyumludurlar. Allah her şeyi bilen, her şeyi hikmetle yürütendir.
Diyanet İşleri : Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah’ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet İşleri (eski) : Bedevilerin küfür ve nifakları her yönden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir.
Diyanet Vakfi : Bedevîler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter, hem de Allah'ın Resûlüne indirdiği kanunları tanımamaya daha yatkındır. Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Edip Yüksel : Araplar inkarcılıkta ve ikiyüzlülükte en aşırıdırlar. ALLAH'ın elçisine indirdiğini tanımamaya da en yakındırlar. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bedeviler inkâr ve münafıklık bakımından daha beterdirler. Bununla beraber Allah'ın, Resulüne indirdiği (hükümlerin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah alîmdir, hakîmdir,
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha beterdirler; bununla beraber Allah'ın Resulüne indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktırlar; Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ârâbîler küfürce ve nifakça daha şiddetlidirler, bununla beraber Allahın Resulüne indirdiği ahkâmın hududunu bilmemiye daha lâyıktırlar, Allah alîmdir, hakîmdir
Fizilal-il Kuran : Bedevi Araplar kâfirlikte ve münafıklıkta daha aşırı; Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha yatkın kimselerdir. Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.
Gültekin Onan : Bedeviler küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Tanrı'nın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Hakkı Yılmaz : "Bedevi Araplar, Allah'ın ilâhlığına ve rabliğine inanmama ve münâfıklık bakımından daha çetin; Allah'ın, Elçisi'ne indirdiklerinin sınırlarını bilmemeye/ öğrenmemeye daha yatkındırlar. Allah da, en iyi bilen, en iyi ilke koyandır. "
Hasan Basri Çantay : Bedeviler küfür ve nifak bakımından (şehirlilerden) daha beterdir. Allahın, Resulü üzerine indirdiği (hükümler) in sınırlarını bilmemeleri de daha çok onlara lâyıkdır. Allah kemâliyle bilendir, tam bir hüküm ve hikmet saahibidir.
Hayrat Neşriyat : (Arabların göçebe kısmı olan) bedevîler, küfür ve nifak cihetiyle (şehirdekilerden)daha şiddetli ve Allah’ın, Resûlüne indirdiği şeylerin (o hükümlerin) hudûdunu bilmemeye daha lâyıktırlar. Allah ise, Alîm (hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
İbni Kesir : Bedeviler; küfür ve nifak bakımından daha yaman ve Allah'ın peygamberine indirdiğinin hududunu bilmemeye daha müsaittirler. Ve Allah; Alim'dir, Hakim'dir.
İskender Evrenosoğlu : Bedevî Araplar, küfür (inkâr) ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın Resûl'üne indirdiği şeylerin sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Ve Allah; Alîm (en iyi bilen)'dir, Hakîm (hikmet sahibi, hüküm sahibi)'dir.
Muhammed Esed : Bedeviler (arasındaki ikiyüzlüler) hakkı tanımaktan kaçınma tavırlarında ve ikiyüzlü davranışlarında (yerleşik insanlardan) daha ısrarlıdırlar; ve Allahın, Elçisine indirdiği öğretinin sınırlarını görmezden gelmek, (başkalarına göre) onlardan daha çok beklenen bir haldir. (Allah böyle diyorsa, bu böyledir) çünkü Allah her hükmünde ince, derin bir gerçeğe işaret eden mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Bedeviler, küfürce ve nifakça daha galizdirler. Ve Allah Teâlâ'nın Resûlüne indirmiş olduğu şeyin hududunu bilmemeğe daha layıktırlar. Allah Teâlâ ise alîmdir, hakîmdir.
Ömer Öngüt : Bedevîler küfür ve nifak bakımından daha beterdir ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamak ancak onlara yakışan bir tutumdur. Allah bilendir ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş : Bedevilerin küfür ve nifakları daha ileridir. Allah’ın Resulüne indirdiğinin sınırlarını bilmemek onlara daha uygundur. Allah alimdir, hakimdir.
Suat Yıldırım : Bedevîler inkâr ve münafıklıkta şehirlilerden daha şiddetli;Allah’ın, Resulüne indirdiği hükümleri tanımamaya daha yatkındırlar. Allah her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Süleyman Ateş : Bedevi Araplar, küfür ve iki yüzlülükçe daha yaman ve Allâh'ın, Elçisine indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamağa daha müsâittirler. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.
Tefhim-ul Kuran : Bedeviler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın Resulüne indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.' Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
Ümit Şimşek : Bedevîler inkârda ve münafıklıkta daha şiddetli ve Allah'ın Resulüne indirdiği hükümleri bilmemeye daha yatkındırlar. Allah ise herşeyi bilir, her işi hikmetle yapar.
Yaşar Nuri Öztürk : Çöl Arapları; küfür, parçalanma/ikiyüzlülük yönünden daha şiddetli; Allah'ın resulüne indirdiği şeylerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}