» 9 / Tevbe  47:

Kuran Sırası: 9
İniş Sırası: 113
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129

 » 9 / Tevbe  Suresi: 47
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. لَوْ (LV) = lev : eğer
2. خَرَجُوا (ḢRCVE) = ḣaracū : çıkmış olsalardı
3. فِيكُمْ (FYKM) = fīkum : sizin içinizde
4. مَا (ME) = mā :
5. زَادُوكُمْ (ZED̃VKM) = zādūkum : size bir katkıları olmazdı
6. إِلَّا (ÎLE) = illā : başka
7. خَبَالًا (ḢBELE) = ḣabālen : bozgunculuktan
8. وَلَأَوْضَعُوا (VLÊVŽAVE) = veleevDeǔ : ve hemen sokulurlardı
9. خِلَالَكُمْ (ḢLELKM) = ḣilālekum : aranıza
10. يَبْغُونَكُمُ (YBĞVNKM) = yebğūnekumu : sizi düşürmek için
11. الْفِتْنَةَ (ELFTNT) = l-fitnete : fitneye
12. وَفِيكُمْ (VFYKM) = ve fīkum : ve içinizde de vardı
13. سَمَّاعُونَ (SMEAVN) = semmāǔne : kulak verenler
14. لَهُمْ (LHM) = lehum : onlara
15. وَاللَّهُ (VELLH) = vallahu : Allah
16. عَلِيمٌ (ALYM) = ǎlīmun : bilir
17. بِالظَّالِمِينَ (BELƵELMYN) = biZ-Zālimīne : zalimleri
eğer | çıkmış olsalardı | sizin içinizde | | size bir katkıları olmazdı | başka | bozgunculuktan | ve hemen sokulurlardı | aranıza | sizi düşürmek için | fitneye | ve içinizde de vardı | kulak verenler | onlara | Allah | bilir | zalimleri |

[] [ḢRC] [] [] [ZYD̃] [] [ḢBL] [VŽA] [ḢLL] [BĞY] [FTN] [] [SMA] [] [] [ALM] [ƵLM]
LV ḢRCVE FYKM ME ZED̃VKM ÎLE ḢBELE VLÊVŽAVE ḢLELKM YBĞVNKM ELFTNT VFYKM SMEAVN LHM VELLH ALYM BELƵELMYN

lev ḣaracū fīkum zādūkum illā ḣabālen veleevDeǔ ḣilālekum yebğūnekumu l-fitnete ve fīkum semmāǔne lehum vallahu ǎlīmun biZ-Zālimīne
لو خرجوا فيكم ما زادوكم إلا خبالا ولأوضعوا خلالكم يبغونكم الفتنة وفيكم سماعون لهم والله عليم بالظالمين

 » 9 / Tevbe  Suresi: 47
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لو | LV lev eğer If
خرجوا خ ر ج | ḢRC ḢRCVE ḣaracū çıkmış olsalardı they (had) gone forth
فيكم | FYKM fīkum sizin içinizde with you,
ما | ME not
زادوكم ز ي د | ZYD̃ ZED̃VKM zādūkum size bir katkıları olmazdı they (would) have increased you
إلا | ÎLE illā başka except
خبالا خ ب ل | ḢBL ḢBELE ḣabālen bozgunculuktan (in) confusion
ولأوضعوا و ض ع | VŽA VLÊVŽAVE veleevDeǔ ve hemen sokulurlardı and would have been active
خلالكم خ ل ل | ḢLL ḢLELKM ḣilālekum aranıza in your midst
يبغونكم ب غ ي | BĞY YBĞVNKM yebğūnekumu sizi düşürmek için seeking (for) you
الفتنة ف ت ن | FTN ELFTNT l-fitnete fitneye dissension.
وفيكم | VFYKM ve fīkum ve içinizde de vardı And among you (are some)
سماعون س م ع | SMA SMEAVN semmāǔne kulak verenler who would have listened
لهم | LHM lehum onlara to them.
والله | VELLH vallahu Allah And Allah
عليم ع ل م | ALM ALYM ǎlīmun bilir (is) All-Knower,
بالظالمين ظ ل م | ƵLM BELƵELMYN biZ-Zālimīne zalimleri of the wrongdoers.

9:47 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

eğer | çıkmış olsalardı | sizin içinizde | | size bir katkıları olmazdı | başka | bozgunculuktan | ve hemen sokulurlardı | aranıza | sizi düşürmek için | fitneye | ve içinizde de vardı | kulak verenler | onlara | Allah | bilir | zalimleri |

[] [ḢRC] [] [] [ZYD̃] [] [ḢBL] [VŽA] [ḢLL] [BĞY] [FTN] [] [SMA] [] [] [ALM] [ƵLM]
LV ḢRCVE FYKM ME ZED̃VKM ÎLE ḢBELE VLÊVŽAVE ḢLELKM YBĞVNKM ELFTNT VFYKM SMEAVN LHM VELLH ALYM BELƵELMYN

lev ḣaracū fīkum zādūkum illā ḣabālen veleevDeǔ ḣilālekum yebğūnekumu l-fitnete ve fīkum semmāǔne lehum vallahu ǎlīmun biZ-Zālimīne
لو خرجوا فيكم ما زادوكم إلا خبالا ولأوضعوا خلالكم يبغونكم الفتنة وفيكم سماعون لهم والله عليم بالظالمين

[] [خ ر ج] [] [] [ز ي د] [] [خ ب ل] [و ض ع] [خ ل ل] [ب غ ي] [ف ت ن] [] [س م ع] [] [] [ع ل م] [ظ ل م]

 » 9 / Tevbe  Suresi: 47
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لو | LV lev eğer If
Lam,Vav,
30,6,
COND – conditional particle
حرف شرط
خرجوا خ ر ج | ḢRC ḢRCVE ḣaracū çıkmış olsalardı they (had) gone forth
Hı,Re,Cim,Vav,Elif,
600,200,3,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
فيكم | FYKM fīkum sizin içinizde with you,
Fe,Ye,Kef,Mim,
80,10,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ما | ME not
Mim,Elif,
40,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
زادوكم ز ي د | ZYD̃ ZED̃VKM zādūkum size bir katkıları olmazdı they (would) have increased you
Ze,Elif,Dal,Vav,Kef,Mim,
7,1,4,6,20,40,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
إلا | ÎLE illā başka except
,Lam,Elif,
,30,1,
RES – restriction particle
أداة حصر
خبالا خ ب ل | ḢBL ḢBELE ḣabālen bozgunculuktan (in) confusion
Hı,Be,Elif,Lam,Elif,
600,2,1,30,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ولأوضعوا و ض ع | VŽA VLÊVŽAVE veleevDeǔ ve hemen sokulurlardı and would have been active
Vav,Lam,,Vav,Dad,Ayn,Vav,Elif,
6,30,,6,800,70,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
EMPH – emphatic prefix lām
V – 3rd person masculine plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
اللام لام التوكيد
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
خلالكم خ ل ل | ḢLL ḢLELKM ḣilālekum aranıza in your midst
Hı,Lam,Elif,Lam,Kef,Mim,
600,30,1,30,20,40,
N – accusative masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم منصوب والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
يبغونكم ب غ ي | BĞY YBĞVNKM yebğūnekumu sizi düşürmek için seeking (for) you
Ye,Be,Ğayn,Vav,Nun,Kef,Mim,
10,2,1000,6,50,20,40,
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
الفتنة ف ت ن | FTN ELFTNT l-fitnete fitneye dissension.
Elif,Lam,Fe,Te,Nun,Te merbuta,
1,30,80,400,50,400,
N – accusative feminine noun
اسم منصوب
وفيكم | VFYKM ve fīkum ve içinizde de vardı And among you (are some)
Vav,Fe,Ye,Kef,Mim,
6,80,10,20,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
الواو عاطفة
جار ومجرور
سماعون س م ع | SMA SMEAVN semmāǔne kulak verenler who would have listened
Sin,Mim,Elif,Ayn,Vav,Nun,
60,40,1,70,6,50,
N – nominative masculine plural noun
اسم مرفوع
لهم | LHM lehum onlara to them.
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
والله | VELLH vallahu Allah And Allah
Vav,Elif,Lam,Lam,He,
6,1,30,30,5,
"CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PN – nominative proper noun → Allah"
الواو عاطفة
لفظ الجلالة مرفوع
عليم ع ل م | ALM ALYM ǎlīmun bilir (is) All-Knower,
Ayn,Lam,Ye,Mim,
70,30,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
بالظالمين ظ ل م | ƵLM BELƵELMYN biZ-Zālimīne zalimleri of the wrongdoers.
Be,Elif,Lam,Zı,Elif,Lam,Mim,Ye,Nun,
2,1,30,900,1,30,40,10,50,
P – prefixed preposition bi
N – genitive masculine plural active participle
جار ومجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |لَوْ: eğer | خَرَجُوا: çıkmış olsalardı | فِيكُمْ: sizin içinizde | مَا: | زَادُوكُمْ: size bir katkıları olmazdı | إِلَّا: başka | خَبَالًا: bozgunculuktan | وَلَأَوْضَعُوا: ve hemen sokulurlardı | خِلَالَكُمْ: aranıza | يَبْغُونَكُمُ: sizi düşürmek için | الْفِتْنَةَ: fitneye | وَفِيكُمْ: ve içinizde de vardı | سَمَّاعُونَ: kulak verenler | لَهُمْ: onlara | وَاللَّهُ: Allah | عَلِيمٌ: bilir | بِالظَّالِمِينَ: zalimleri |
Kırık Meal (Harekesiz) : |لو LW eğer | خرجوا ḢRCWE çıkmış olsalardı | فيكم FYKM sizin içinizde | ما ME | زادوكم ZED̃WKM size bir katkıları olmazdı | إلا ÎLE başka | خبالا ḢBELE bozgunculuktan | ولأوضعوا WLÊWŽAWE ve hemen sokulurlardı | خلالكم ḢLELKM aranıza | يبغونكم YBĞWNKM sizi düşürmek için | الفتنة ELFTNT fitneye | وفيكم WFYKM ve içinizde de vardı | سماعون SMEAWN kulak verenler | لهم LHM onlara | والله WELLH Allah | عليم ALYM bilir | بالظالمين BELƵELMYN zalimleri |
Kırık Meal (Okunuş) : |lev: eğer | ḣaracū: çıkmış olsalardı | fīkum: sizin içinizde | : | zādūkum: size bir katkıları olmazdı | illā: başka | ḣabālen: bozgunculuktan | veleevDeǔ: ve hemen sokulurlardı | ḣilālekum: aranıza | yebğūnekumu: sizi düşürmek için | l-fitnete: fitneye | ve fīkum: ve içinizde de vardı | semmāǔne: kulak verenler | lehum: onlara | vallahu: Allah | ǎlīmun: bilir | biZ-Zālimīne: zalimleri |
Kırık Meal (Transcript) : |LV: eğer | ḢRCVE: çıkmış olsalardı | FYKM: sizin içinizde | ME: | ZED̃VKM: size bir katkıları olmazdı | ÎLE: başka | ḢBELE: bozgunculuktan | VLÊVŽAVE: ve hemen sokulurlardı | ḢLELKM: aranıza | YBĞVNKM: sizi düşürmek için | ELFTNT: fitneye | VFYKM: ve içinizde de vardı | SMEAVN: kulak verenler | LHM: onlara | VELLH: Allah | ALYM: bilir | BELƵELMYN: zalimleri |
Abdulbaki Gölpınarlı : Sizin aranızda onlar da çıksalardı içinizde şerri ve fesâdı arttırmaktan başka bir şey yapamazlar, mutlaka içinizde fitne ve fesat çıkarmak için koşar dururlardı. Sizden onları adamakıllı dinleyecekler, onlara kulak asacaklar da var ve Allah, zulmedenleri bilir.
Adem Uğur : Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir.
Ahmed Hulusi : Eğer sizinle sefere çıksalardı, size dertten başka katkıları olmayacaktı. Mutlaka fitne arzulayarak aranıza sokulurlardı. . . İçinizde onları dinleyenler var. Allâh zâlimleri (Esmâ'sıyla onların hakikati olarak) Bilen'dir.
Ahmet Tekin : Eğer içinizde, sizinle birlikte savaşa çıksalardı, bozgunculuk etmekten, ortalık bulandırmaktan, zarar vermekten başka işe yaramayacaklardı. Aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların yalanlarına, propagandalarına kulak verecekler de vardı. Allah yolundaki faaliyetleri engellemek için menfi propaganda yapan zâlimlerin davranışlarını biliyor.
Ahmet Varol : Onlar eğer sizinle birlikte savaşa çıksalardı aranızda bozgunculuk yapmaktan başka size bir katkıları olmazdı ve içinizde fitne çıkarmak için çabalarlardı. İçinizde onlara kulak verenler vardır. Allah zalimleri bilir.
Ali Bulaç : Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulmedenleri bilir.
Ali Fikri Yavuz : Eğer içinde (Sizinle birlikte savaşa) çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka bir faydaları olmayacak ve sizi fitneye uğratmak maksadıyla aralarınza saldıracaklardı. İçinizde de onları dinliyecekler vardı. Allah, zalimleri çok iyi bilendir.
Bekir Sadak : Aranizda savasa cikmis olsalardi, ancak sizi bozmaga calisirlar ve fitneye dusurmek icin araniza sokulurlardi. Icinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazik edenleri bilir.
Celal Yıldırım : Eğer aranızda onlar da (savaşa) çıkmış olsalardı, fesad ve fenalık artırmaktan başka bir şey yapmazlardı. Sizi fitneye düşürmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar çevirirlerdi; aranızda onlara kulak verenler de vardır. Allah zâlimleri çok iyi bilir.
Diyanet İşleri : Eğer onlar da sizin içinizde (sefere) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuşturacaklardı. Aranızda onları dinleyecek kişiler de vardı. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.
Diyanet İşleri (eski) : Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmağa çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazık edenleri bilir.
Diyanet Vakfi : Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir.
Edip Yüksel : Sizinle çıksalardı, size yalnız karışıklık katarlardı, aranıza fitne ve çekişme sokarlardı. İçinizde de onlara kulak verenler var. ALLAH zalimleri çok iyi Bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer içinizde sizinle beraber cihada çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka şeye yaramayacaklardı ve aranıza fitne sokmak için uğraşacaklardı. İçinizde onların laflarına kanacaklar da vardı. Allah, o zalimleri iyi bilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Eğer içinizde çıkmış olsalardı, bozgunculuk çıkarmaktan başka bir faydaları olmayacak ve sizi fitneye düşürmek maksadıyla aralarınıza saldıracaklardı. İçinizde onları dinleyecekler de vardı. Allah o zalimleri bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Eğer içinizde çıkmış olsalardı bozgunluk etmekten başka bir faideleri olmıyacak ve sizi fitneye uğratmak maksadiyle aralarınıza saldıracaklardı, içinizde de onları dinliyecekler vardı, Allah o zalimleri bilir
Fizilal-il Kuran : Eğer sizinle birlikte sefere çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı, sizi birbirinize düşürmek için aranıza atılacaklar, balıklama dalacaklardı. Aranızda onların sözlerine kulak verecekler de vardı. Allah zalimlerin kimler olduğunu bilir.
Gültekin Onan : Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Tanrı, zulmedenleri bilir.
Hakkı Yılmaz : "Eğer sizin içinizde çıkmış olsalardı, sadece bozgunculuğu artıracaklardı ve kesinlikle aranıza sosyal yangın sokmak için koşacaklardı. İçinizde onlara kulak verecekler de vardı. Ve Allah, o yanlış davrananları; kendi zararlarına iş yapanları çok iyi bilendir. "
Hasan Basri Çantay : Eğer içinizde onlar da (savaşa) çıksalardı sizde şer ve fesadı artırmakdan başka bir şey yapmazlar, aranıza muhakkak ki fitne sokmak isteyerek (bozgunculuğa) koşarlardı. İçinizde onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah o zaalimleri çok güzel bilendir.
Hayrat Neşriyat : Eğer içinizde (savaşa) çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir şey artırmazlardı ve sizi fitneye düşürmek isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde onları can kulağıyla dinleyecek olanlar da var. Allah ise, o zâlimleri çok iyi bilendir.
İbni Kesir : Eğer onlar da aranızda çıksalardı size şer ve fesadı arttırmaktan başka bir şey yapmazlar ve aranıza muhakkak bir fitne sokmak isteyerek koşarlardı. İçinizde onlara iyice kulak verenler de var. Allah; zalimleri çok iyi bilendir.
İskender Evrenosoğlu : Eğer sizin aranızda (savaşa) çıksalardı, size kötülüğü arttırmalarından başka bir şey yapmazlardı. Sizin içinizde fitne çıkmasını isterler ve mutlaka sizin aranızda gayret gösterirler. Sizin aranızda onları dinleyecek olanlar var ve Allah zalimleri bilendir.
Muhammed Esed : Bu (münafıklar) sizinle beraber (siz ey inananlar) sefere çıksalar da, aranıza nifak sokmaktan başka bir şey yapmayacaklar ve içinizde kendilerine kulak verenler olduğunu görüp aranıza fitne sokmak amacıyla saflarınıza sokulacaklardı; ne var ki, Allah kötülük peşinde olanlar hakkında eksiksiz bilgi sahibidir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Eğer sizin aranızda (cihada) çıkacak olsalardı, size bozgunluktan başka birşey arttırmış olmayacaklardı ve sizin aranıza fitne sokmak isteyerek koşar dururlardı. Ve sizin aranızdan onları ziyâdesiyle dinleyenler de vardır. Allah Teâlâ o zalimleri tamamıyla bilicidir.
Ömer Öngüt : Eğer içinizde onlar da (sefere) çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranıza sokulurlardı. İçinizde de onlara iyice kulak verenler var. Allah zâlimleri gayet iyi bilir.
Şaban Piriş : Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmaya çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak kabartanlar vardır. Allah zalimleri bilendir.
Suat Yıldırım : Şayet sizinle çıkmış olsalardı, bozgunculuk etmekten başka bir faydaları olmazdı. Fesat ve fenalığı artırmaktan başka bir iş yapmazlardı. Sizi fitneye düşürmek arzusuyla aranıza sokulup entrikalar çevirirlerdi. Aranızda onlara kulak verenler de vardır. Allah o zalimleri pek iyi bilir.
Süleyman Ateş : Sizin içinizde (sefere) çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı. Sizi birbirinize düşürmek için hemen aranıza sokulurlardı, içinizde de onlara kulak verenler vardı. Allâh zâlimleri bilir.
Tefhim-ul Kuran : Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. Allah, zulme sapanları bilir.
Ümit Şimşek : Eğer aranızda sefere çıksalardı fesat çıkarmaktan başka bir işe yaramazlar; sizi fitneye düşürmek için aranızda koşuştururlardı. Sizin içinizde de onları can kulağıyla dinleyenler vardır. Allah ise zalimleri hakkıyla bilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk : Aranızda sefere çıkmış olsalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmayacaktı; sizi fitneye uğratmak isteğiyle aranıza sokulacaklardı. İçinizde onlara gerçekten kulak verecekler de vardı. Alah, zalimleri iyice biliyor.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}