» 9 / Tevbe  66:

Kuran Sırası: 9
İniş Sırası: 113
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129

 » 9 / Tevbe  Suresi: 66
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. لَا (LE) = lā :
2. تَعْتَذِرُوا (TATZ̃RVE) = teǎ'teƶirū : hiç özür dilemeyin
3. قَدْ (GD̃) = ḳad : andolsun
4. كَفَرْتُمْ (KFRTM) = kefertum : siz inkar ettiniz
5. بَعْدَ (BAD̃) = beǎ'de : sonra
6. إِيمَانِكُمْ (ÎYMENKM) = īmānikum : inandıktan
7. إِنْ (ÎN) = in : eğer
8. نَعْفُ (NAF) = neǎ'fu : affetsek bile
9. عَنْ (AN) = ǎn :
10. طَائِفَةٍ (ŦEÙFT) = Tāifetin : bir kısmını
11. مِنْكُمْ (MNKM) = minkum : sizden
12. نُعَذِّبْ (NAZ̃B) = nuǎƶƶib : azab edeceğiz
13. طَائِفَةً (ŦEÙFT) = Tāifeten : bir kısmına da
14. بِأَنَّهُمْ (BÊNHM) = biennehum : dolayı
15. كَانُوا (KENVE) = kānū :
16. مُجْرِمِينَ (MCRMYN) = mucrimīne : suç işlediklerinden
| hiç özür dilemeyin | andolsun | siz inkar ettiniz | sonra | inandıktan | eğer | affetsek bile | | bir kısmını | sizden | azab edeceğiz | bir kısmına da | dolayı | | suç işlediklerinden |

[] [AZ̃R] [] [KFR] [BAD̃] [EMN] [] [AFV] [] [ŦVF] [] [AZ̃B] [ŦVF] [] [KVN] [CRM]
LE TATZ̃RVE GD̃ KFRTM BAD̃ ÎYMENKM ÎN NAF AN ŦEÙFT MNKM NAZ̃B ŦEÙFT BÊNHM KENVE MCRMYN

teǎ'teƶirū ḳad kefertum beǎ'de īmānikum in neǎ'fu ǎn Tāifetin minkum nuǎƶƶib Tāifeten biennehum kānū mucrimīne
لا تعتذروا قد كفرتم بعد إيمانكم إن نعف عن طائفة منكم نعذب طائفة بأنهم كانوا مجرمين

 » 9 / Tevbe  Suresi: 66
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لا | LE (Do) not
تعتذروا ع ذ ر | AZ̃R TATZ̃RVE teǎ'teƶirū hiç özür dilemeyin "make excuse;"
قد | GD̃ ḳad andolsun verily,
كفرتم ك ف ر | KFR KFRTM kefertum siz inkar ettiniz you have disbelieved
بعد ب ع د | BAD̃ BAD̃ beǎ'de sonra after
إيمانكم ا م ن | EMN ÎYMENKM īmānikum inandıktan your belief.
إن | ÎN in eğer If
نعف ع ف و | AFV NAF neǎ'fu affetsek bile We pardon
عن | AN ǎn [on]
طائفة ط و ف | ŦVF ŦEÙFT Tāifetin bir kısmını a party
منكم | MNKM minkum sizden of you
نعذب ع ذ ب | AZ̃B NAZ̃B nuǎƶƶib azab edeceğiz We will punish
طائفة ط و ف | ŦVF ŦEÙFT Tāifeten bir kısmına da a party,
بأنهم | BÊNHM biennehum dolayı because they
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū were
مجرمين ج ر م | CRM MCRMYN mucrimīne suç işlediklerinden criminals.

9:66 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

| hiç özür dilemeyin | andolsun | siz inkar ettiniz | sonra | inandıktan | eğer | affetsek bile | | bir kısmını | sizden | azab edeceğiz | bir kısmına da | dolayı | | suç işlediklerinden |

[] [AZ̃R] [] [KFR] [BAD̃] [EMN] [] [AFV] [] [ŦVF] [] [AZ̃B] [ŦVF] [] [KVN] [CRM]
LE TATZ̃RVE GD̃ KFRTM BAD̃ ÎYMENKM ÎN NAF AN ŦEÙFT MNKM NAZ̃B ŦEÙFT BÊNHM KENVE MCRMYN

teǎ'teƶirū ḳad kefertum beǎ'de īmānikum in neǎ'fu ǎn Tāifetin minkum nuǎƶƶib Tāifeten biennehum kānū mucrimīne
لا تعتذروا قد كفرتم بعد إيمانكم إن نعف عن طائفة منكم نعذب طائفة بأنهم كانوا مجرمين

[] [ع ذ ر] [] [ك ف ر] [ب ع د] [ا م ن] [] [ع ف و] [] [ط و ف] [] [ع ذ ب] [ط و ف] [] [ك و ن] [ج ر م]

 » 9 / Tevbe  Suresi: 66
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لا | LE (Do) not
Lam,Elif,
30,1,
PRO – prohibition particle
حرف نهي
تعتذروا ع ذ ر | AZ̃R TATZ̃RVE teǎ'teƶirū hiç özür dilemeyin "make excuse;"
Te,Ayn,Te,Zel,Re,Vav,Elif,
400,70,400,700,200,6,1,
V – 2nd person masculine plural (form VIII) imperfect verb, jussive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع مجزوم والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
قد | GD̃ ḳad andolsun verily,
Gaf,Dal,
100,4,
CERT – particle of certainty
حرف تحقيق
كفرتم ك ف ر | KFR KFRTM kefertum siz inkar ettiniz you have disbelieved
Kef,Fe,Re,Te,Mim,
20,80,200,400,40,
V – 2nd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
بعد ب ع د | BAD̃ BAD̃ beǎ'de sonra after
Be,Ayn,Dal,
2,70,4,
T – accusative time adverb
ظرف زمان منصوب
إيمانكم ا م ن | EMN ÎYMENKM īmānikum inandıktan your belief.
,Ye,Mim,Elif,Nun,Kef,Mim,
,10,40,1,50,20,40,
N – genitive masculine (form IV) verbal noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مجرور والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إن | ÎN in eğer If
,Nun,
,50,
COND – conditional particle
حرف شرط
نعف ع ف و | AFV NAF neǎ'fu affetsek bile We pardon
Nun,Ayn,Fe,
50,70,80,
V – 1st person plural imperfect verb, jussive mood
فعل مضارع مجزوم
عن | AN ǎn [on]
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
طائفة ط و ف | ŦVF ŦEÙFT Tāifetin bir kısmını a party
Tı,Elif,,Fe,Te merbuta,
9,1,,80,400,
N – genitive feminine singular indefinite noun
اسم مجرور
منكم | MNKM minkum sizden of you
Mim,Nun,Kef,Mim,
40,50,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
نعذب ع ذ ب | AZ̃B NAZ̃B nuǎƶƶib azab edeceğiz We will punish
Nun,Ayn,Zel,Be,
50,70,700,2,
V – 1st person plural (form II) imperfect verb, jussive mood
فعل مضارع مجزوم
طائفة ط و ف | ŦVF ŦEÙFT Tāifeten bir kısmına da a party,
Tı,Elif,,Fe,Te merbuta,
9,1,,80,400,
N – accusative feminine singular indefinite noun
اسم منصوب
بأنهم | BÊNHM biennehum dolayı because they
Be,,Nun,He,Mim,
2,,50,5,40,
P – prefixed preposition bi
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
حرف جر
حرف نصب من اخوات «ان» و«هم» ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
كانوا ك و ن | KVN KENVE kānū were
Kef,Elif,Nun,Vav,Elif,
20,1,50,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
مجرمين ج ر م | CRM MCRMYN mucrimīne suç işlediklerinden criminals.
Mim,Cim,Re,Mim,Ye,Nun,
40,3,200,40,10,50,
N – accusative masculine plural (form IV) active participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |لَا: | تَعْتَذِرُوا: hiç özür dilemeyin | قَدْ: andolsun | كَفَرْتُمْ: siz inkar ettiniz | بَعْدَ: sonra | إِيمَانِكُمْ: inandıktan | إِنْ: eğer | نَعْفُ: affetsek bile | عَنْ: | طَائِفَةٍ: bir kısmını | مِنْكُمْ: sizden | نُعَذِّبْ: azab edeceğiz | طَائِفَةً: bir kısmına da | بِأَنَّهُمْ: dolayı | كَانُوا: | مُجْرِمِينَ: suç işlediklerinden |
Kırık Meal (Harekesiz) : |لا LE | تعتذروا TATZ̃RWE hiç özür dilemeyin | قد GD̃ andolsun | كفرتم KFRTM siz inkar ettiniz | بعد BAD̃ sonra | إيمانكم ÎYMENKM inandıktan | إن ÎN eğer | نعف NAF affetsek bile | عن AN | طائفة ŦEÙFT bir kısmını | منكم MNKM sizden | نعذب NAZ̃B azab edeceğiz | طائفة ŦEÙFT bir kısmına da | بأنهم BÊNHM dolayı | كانوا KENWE | مجرمين MCRMYN suç işlediklerinden |
Kırık Meal (Okunuş) : |: | teǎ'teƶirū: hiç özür dilemeyin | ḳad: andolsun | kefertum: siz inkar ettiniz | beǎ'de: sonra | īmānikum: inandıktan | in: eğer | neǎ'fu: affetsek bile | ǎn: | Tāifetin: bir kısmını | minkum: sizden | nuǎƶƶib: azab edeceğiz | Tāifeten: bir kısmına da | biennehum: dolayı | kānū: | mucrimīne: suç işlediklerinden |
Kırık Meal (Transcript) : |LE: | TATZ̃RVE: hiç özür dilemeyin | GD̃: andolsun | KFRTM: siz inkar ettiniz | BAD̃: sonra | ÎYMENKM: inandıktan | ÎN: eğer | NAF: affetsek bile | AN: | ŦEÙFT: bir kısmını | MNKM: sizden | NAZ̃B: azab edeceğiz | ŦEÙFT: bir kısmına da | BÊNHM: dolayı | KENVE: | MCRMYN: suç işlediklerinden |
Abdulbaki Gölpınarlı : Özür dilemeye kalkışmayın, siz kâfir oldunuz sözde iman ettikten sonra. Sizin bir bölüğünüzü affetsek bile suçlu olduklarından dolayı bir bölüğünüzü azaplandıracağız.
Adem Uğur : (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bağışlasak bile, bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.
Ahmed Hulusi : Mazeret beyan etmeyin! İmanınızdan sonra gerçekten hakikat bilgisini inkâr eden oldunuz! Bir kısmınızı affetsek bile, suçlarında ısrarlı olmaları sebebiyle diğerlerine azabımızı yaşatacağız.
Ahmet Tekin : Boşuna özür dilemeyin. Açıkça imanınızı ifade ettikten sonra, küfrünüzü de açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile, bir kısmını, güç ve iktidarlarına dayanıp, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işledikleri, âsi, günahkâr, suçlu olmakta ısrar ettikleri için azâbımıza dûçar edeceğiz.
Ahmet Varol : Hiç özür dilemeyin. Siz imanınızden sonra inkar ettiniz. Sizden bir topluluğu bağışlasak bile suçlu olmalarından dolayı bir topluluğu da azaplandıracağız.
Ali Bulaç : Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkâra saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.
Ali Fikri Yavuz : Boşuna özür dilemeyin. Siz iman ettiğinizi söyledikten sonra, içinizdeki küfrü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını bağışlasak bile, diğer bir kısmını, suçlarında ısrar ettiklerinden azabımıza uğratacağız.
Bekir Sadak : Ozur beyan etmeyin, inandiktan sonra inkar ettiniz. Icinizden bir toplulugu affetsek bile, suclarindan oturu bir topluluga da azap ederiz. *
Celal Yıldırım : (Boşuna) özür dilemeyin. Doğrusu siz imân ettiğinizi (açıkladıktan) sonra küfre saptınız. İçinizden bir topluluğu (tevbeleri sebebiyle) affedersek, diğer bir topluluğu suç ve günahta (İsrar ettiklerinden) dolayı azaba uğratacağız.
Diyanet İşleri : Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
Diyanet İşleri (eski) : Özür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.
Diyanet Vakfi : (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bağışlasak bile, bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.
Edip Yüksel : Özür dilemeyiniz. Siz inandıktan sonra inkar ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, suç işlemiş oldukları için bir kısmını cezalandıracağız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Boşuna özür dilemeyin, iman ettik dedikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmını affetsek bile bir kısmını suçlarında ısrar ettikleri için azabımıza uğratacağız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sakın boşuna özür dilemeyin, siz iman ettiğinizi söyledikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak da, bir kısmına suçlarında ısrar etmelerinden dolayı azap edeceğiz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Biyhude i'tizar etmeyin, iyman ettiğinizi söyledikten sonra küfürünüzü açığa vurdunuz, içinizden bir kısmını afvedersek bir kısmını cürümlerinde ısrar ettiklerinden dolayı azabımıza uğratacağız
Fizilal-il Kuran : Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız.
Gültekin Onan : Özür belirtmeyin. Siz inandıktan sonra küfrettiniz. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu, günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız.
Hakkı Yılmaz : "Özür dilemeyin, siz “İman ettik” dedikten sonra kesinlikle küfrettiniz; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile, şüphesiz kendileri günah işleyen kimseler oldukları için azaplandıracağız. "
Hasan Basri Çantay : (Bîhude) özür dilemiye kalkmayın. Siz îman (etdiğinizi ikramdan sonra küfretdiniz. içinizden bir zümreyi afvetsek bile (diğer) bir güruhunu — onlar mücrim (cürümlerinde musir) kimseler oldukları için — azâblandıracağız.
Hayrat Neşriyat : (Boşuna) özür dilemeyin; îmân etmenizden sonra gerçekten kâfir(liğinizi açığa vurmuş) oldunuz! İçinizden bir kısmını (samîmî tevbelerine binâen) affetsek bile, bir kısmına da gerçekten onlar günahkâr kimseler olduklarından dolayı azâb edeceğiz!
İbni Kesir : Mazeret beyan etmeyin, gerçekten siz, inanmanızdan sonra küfrettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, mücrimler oldukları için bir topluluğa azab ederiz.
İskender Evrenosoğlu : Özür beyan etmeyin. Siz, îmânınızdan sonra inkâr etmiştiniz. Eğer sizden bir grubu affetsek de suçlu olmalarından dolayı bir (diğer) gruba da azap edeceğiz.
Muhammed Esed : (Boşuna anlamsız) mazeretler ileri sürmeyin! Böylece sizler düpedüz hakkı inkar etmiş oldunuz, hem de (ondan yana) inancınız(ı açıkladık)dan sonra!" (Bu olayla ilgi derecesine göre) içinizden bir kısmınızın günahını bağışlasak bile, suça gömülüp gitmelerinden ötürü, ötekileri azaba uğratacağız.
Ömer Nasuhi Bilmen : İtizarda bulunmayınız, muhakkak ki, siz imânınızdan sonra kâfir oldunuz. Eğer sizden bir zümreyi (tevbe edeceklerinden dolayı) affedersek, bir gürûhu onlar mücrim kimseler oldukları için azaba uğratacağızdır.
Ömer Öngüt : Hiç özür beyan etmeyin! Çünkü siz inandıktan sonra inkâr ettiniz. İçinizden bir kısmını affetsek bile, suçlu olduklarından dolayı bir kısmına da azap edeceğiz.
Şaban Piriş : Özür beyan etmeyin. İnandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir kısmınızı bağışlasak bile; suçlu oldukları için bir kısmınızı cezalandıracağız.
Suat Yıldırım : "Ey münafıklar! Hiç boşuna özür dilemeyin. Gerçek şu ki: Siz iman ettiğinizi açıkladıktan sonra, içinizdeki inkârı açığa vurdunuz. Sizden bir kısmınızı, (tövbeleri veya alay etmemeleri sebebiyle) affetsek de, bir kısmını suçlarında ısrar etmelerinden dolayı cezalandıracağız."
Süleyman Ateş : Hiç özür dilemeyin, siz inandıktan sonra inkâr ettiniz. Sizden bir kısmını affetsek bile suç işlediklerinden dolayı bir kısmına da azâb edeceğiz.
Tefhim-ul Kuran : Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra küfre saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu, günahkâr olmaları nedeniyle azablandıracağız.
Ümit Şimşek : Hiç özür beyan etmeyin. Siz imanınızdan sonra tekrar kâfir oldunuz. Sizin bir kısmınızı affetsek de, diğer bir kısmınızı, suçlarında ısrar etmeleri yüzünden azaplandırırız.
Yaşar Nuri Öztürk : Özür beyan etmeyin; imanınızdan sona küfre saptınız. İçinizden bir grubu affetsek bile diğer bir grubu, günaha batmış kişiler oldukları için azaba uğratacağız.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}