» 5 / Mâide  36:

Kuran Sırası: 5
İniş Sırası: 112
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120

 » 5 / Mâide  Suresi: 36
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. إِنَّ (ÎN) = inne : şüphesiz
2. الَّذِينَ (ELZ̃YN) = elleƶīne : kimseler
3. كَفَرُوا (KFRVE) = keferū : inkar eden(ler)
4. لَوْ (LV) = lev : eğer
5. أَنَّ (ÊN) = enne : şüphesiz
6. لَهُمْ (LHM) = lehum : kendilerinin olsa
7. مَا (ME) = mā : olanların
8. فِي (FY) = fī :
9. الْأَرْضِ (ELÊRŽ) = l-erDi : yeryüzünde
10. جَمِيعًا (CMYAE) = cemīǎn : hepsi
11. وَمِثْلَهُ (VMS̃LH) = ve miṧlehu : ve onun bir katı daha
12. مَعَهُ (MAH) = meǎhu : onunla beraber
13. لِيَفْتَدُوا (LYFTD̃VE) = liyeftedū : fidye verseler
14. بِهِ (BH) = bihi : onu
15. مِنْ (MN) = min :
16. عَذَابِ (AZ̃EB) = ǎƶābi : azabına karşılık
17. يَوْمِ (YVM) = yevmi : gününün
18. الْقِيَامَةِ (ELGYEMT) = l-ḳiyāmeti : kıyamet
19. مَا (ME) = mā :
20. تُقُبِّلَ (TGBL) = tuḳubbile : kabul edilmez
21. مِنْهُمْ (MNHM) = minhum : kendilerinden
22. وَلَهُمْ (VLHM) = ve lehum : ve Onların
23. عَذَابٌ (AZ̃EB) = ǎƶābun : bir azab
24. أَلِيمٌ (ÊLYM) = elīmun : acıklı
şüphesiz | kimseler | inkar eden(ler) | eğer | şüphesiz | kendilerinin olsa | olanların | | yeryüzünde | hepsi | ve onun bir katı daha | onunla beraber | fidye verseler | onu | | azabına karşılık | gününün | kıyamet | | kabul edilmez | kendilerinden | ve Onların | bir azab | acıklı |

[] [] [KFR] [] [] [] [] [] [ERŽ] [CMA] [MS̃L] [] [FD̃Y] [] [] [AZ̃B] [YVM] [GVM] [] [GBL] [] [LHM] [AZ̃B] [ELM]
ÎN ELZ̃YN KFRVE LV ÊN LHM ME FY ELÊRŽ CMYAE VMS̃LH MAH LYFTD̃VE BH MN AZ̃EB YVM ELGYEMT ME TGBL MNHM VLHM AZ̃EB ÊLYM

inne elleƶīne keferū lev enne lehum l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu liyeftedū bihi min ǎƶābi yevmi l-ḳiyāmeti tuḳubbile minhum ve lehum ǎƶābun elīmun
إن الذين كفروا لو أن لهم ما في الأرض جميعا ومثله معه ليفتدوا به من عذاب يوم القيامة ما تقبل منهم ولهم عذاب أليم

 » 5 / Mâide  Suresi: 36
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
إن | ÎN inne şüphesiz Indeed,
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimseler those who
كفروا ك ف ر | KFR KFRVE keferū inkar eden(ler) disbelieve,
لو | LV lev eğer if
أن | ÊN enne şüphesiz that
لهم | LHM lehum kendilerinin olsa for them
ما | ME olanların (is) what
في | FY (is) in
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the earth
جميعا ج م ع | CMA CMYAE cemīǎn hepsi all
ومثله م ث ل | MS̃L VMS̃LH ve miṧlehu ve onun bir katı daha and the like of it
معه | MAH meǎhu onunla beraber with it,
ليفتدوا ف د ي | FD̃Y LYFTD̃VE liyeftedū fidye verseler to ransom themselves
به | BH bihi onu with it,
من | MN min from
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābi azabına karşılık (the) punishment
يوم ي و م | YVM YVM yevmi gününün (of the) Day
القيامة ق و م | GVM ELGYEMT l-ḳiyāmeti kıyamet (of) the Resurrection,
ما | ME not
تقبل ق ب ل | GBL TGBL tuḳubbile kabul edilmez will be accepted
منهم | MNHM minhum kendilerinden from them,
ولهم ل ه م | LHM VLHM ve lehum ve Onların And for them
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is) a punishment
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.

5:36 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

şüphesiz | kimseler | inkar eden(ler) | eğer | şüphesiz | kendilerinin olsa | olanların | | yeryüzünde | hepsi | ve onun bir katı daha | onunla beraber | fidye verseler | onu | | azabına karşılık | gününün | kıyamet | | kabul edilmez | kendilerinden | ve Onların | bir azab | acıklı |

[] [] [KFR] [] [] [] [] [] [ERŽ] [CMA] [MS̃L] [] [FD̃Y] [] [] [AZ̃B] [YVM] [GVM] [] [GBL] [] [LHM] [AZ̃B] [ELM]
ÎN ELZ̃YN KFRVE LV ÊN LHM ME FY ELÊRŽ CMYAE VMS̃LH MAH LYFTD̃VE BH MN AZ̃EB YVM ELGYEMT ME TGBL MNHM VLHM AZ̃EB ÊLYM

inne elleƶīne keferū lev enne lehum l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu liyeftedū bihi min ǎƶābi yevmi l-ḳiyāmeti tuḳubbile minhum ve lehum ǎƶābun elīmun
إن الذين كفروا لو أن لهم ما في الأرض جميعا ومثله معه ليفتدوا به من عذاب يوم القيامة ما تقبل منهم ولهم عذاب أليم

[] [] [ك ف ر] [] [] [] [] [] [ا ر ض] [ج م ع] [م ث ل] [] [ف د ي] [] [] [ع ذ ب] [ي و م] [ق و م] [] [ق ب ل] [] [ل ه م] [ع ذ ب] [ا ل م]

 » 5 / Mâide  Suresi: 36
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
إن | ÎN inne şüphesiz Indeed,
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب
الذين | ELZ̃YN elleƶīne kimseler those who
Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
1,30,700,10,50,
REL – masculine plural relative pronoun
اسم موصول
كفروا ك ف ر | KFR KFRVE keferū inkar eden(ler) disbelieve,
Kef,Fe,Re,Vav,Elif,
20,80,200,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
لو | LV lev eğer if
Lam,Vav,
30,6,
COND – conditional particle
حرف شرط
أن | ÊN enne şüphesiz that
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب من اخوات «ان»
لهم | LHM lehum kendilerinin olsa for them
Lam,He,Mim,
30,5,40,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
جار ومجرور
ما | ME olanların (is) what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
في | FY (is) in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDi yeryüzünde the earth
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – genitive feminine noun → Earth"
اسم مجرور
جميعا ج م ع | CMA CMYAE cemīǎn hepsi all
Cim,Mim,Ye,Ayn,Elif,
3,40,10,70,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ومثله م ث ل | MS̃L VMS̃LH ve miṧlehu ve onun bir katı daha and the like of it
Vav,Mim,Se,Lam,He,
6,40,500,30,5,
COM – prefixed comitative particle
N – accusative masculine noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
الواو واو المعية
اسم منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
معه | MAH meǎhu onunla beraber with it,
Mim,Ayn,He,
40,70,5,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
ظرف مكان منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ليفتدوا ف د ي | FD̃Y LYFTD̃VE liyeftedū fidye verseler to ransom themselves
Lam,Ye,Fe,Te,Dal,Vav,Elif,
30,10,80,400,4,6,1,
PRP – prefixed particle of purpose lām
V – 3rd person masculine plural (form VIII) imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
اللام لام التعليل
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
به | BH bihi onu with it,
Be,He,
2,5,
P – prefixed preposition bi
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
من | MN min from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābi azabına karşılık (the) punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,
70,700,1,2,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
يوم ي و م | YVM YVM yevmi gününün (of the) Day
Ye,Vav,Mim,
10,6,40,
"N – genitive masculine noun → Day of Resurrection"
اسم مجرور
القيامة ق و م | GVM ELGYEMT l-ḳiyāmeti kıyamet (of) the Resurrection,
Elif,Lam,Gaf,Ye,Elif,Mim,Te merbuta,
1,30,100,10,1,40,400,
N – genitive feminine noun
اسم مجرور
ما | ME not
Mim,Elif,
40,1,
NEG – negative particle
حرف نفي
تقبل ق ب ل | GBL TGBL tuḳubbile kabul edilmez will be accepted
Te,Gaf,Be,Lam,
400,100,2,30,
V – 3rd person masculine singular (form V) passive perfect verb
فعل ماض مبني للمجهول
منهم | MNHM minhum kendilerinden from them,
Mim,Nun,He,Mim,
40,50,5,40,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
ولهم ل ه م | LHM VLHM ve lehum ve Onların And for them
Vav,Lam,He,Mim,
6,30,5,40,
REM – prefixed resumption particle
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine plural personal pronoun
الواو استئنافية
جار ومجرور
عذاب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EB ǎƶābun bir azab (is) a punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,
70,700,1,2,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
أليم ا ل م | ELM ÊLYM elīmun acıklı painful.
,Lam,Ye,Mim,
,30,10,40,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |إِنَّ: şüphesiz | الَّذِينَ: kimseler | كَفَرُوا: inkar eden(ler) | لَوْ: eğer | أَنَّ: şüphesiz | لَهُمْ: kendilerinin olsa | مَا: olanların | فِي: | الْأَرْضِ: yeryüzünde | جَمِيعًا: hepsi | وَمِثْلَهُ: ve onun bir katı daha | مَعَهُ: onunla beraber | لِيَفْتَدُوا: fidye verseler | بِهِ: onu | مِنْ: | عَذَابِ: azabına karşılık | يَوْمِ: gününün | الْقِيَامَةِ: kıyamet | مَا: | تُقُبِّلَ: kabul edilmez | مِنْهُمْ: kendilerinden | وَلَهُمْ: ve Onların | عَذَابٌ: bir azab | أَلِيمٌ: acıklı |
Kırık Meal (Harekesiz) : |إن ÎN şüphesiz | الذين ELZ̃YN kimseler | كفروا KFRWE inkar eden(ler) | لو LW eğer | أن ÊN şüphesiz | لهم LHM kendilerinin olsa | ما ME olanların | في FY | الأرض ELÊRŽ yeryüzünde | جميعا CMYAE hepsi | ومثله WMS̃LH ve onun bir katı daha | معه MAH onunla beraber | ليفتدوا LYFTD̃WE fidye verseler | به BH onu | من MN | عذاب AZ̃EB azabına karşılık | يوم YWM gününün | القيامة ELGYEMT kıyamet | ما ME | تقبل TGBL kabul edilmez | منهم MNHM kendilerinden | ولهم WLHM ve Onların | عذاب AZ̃EB bir azab | أليم ÊLYM acıklı |
Kırık Meal (Okunuş) : |inne: şüphesiz | elleƶīne: kimseler | keferū: inkar eden(ler) | lev: eğer | enne: şüphesiz | lehum: kendilerinin olsa | : olanların | : | l-erDi: yeryüzünde | cemīǎn: hepsi | ve miṧlehu: ve onun bir katı daha | meǎhu: onunla beraber | liyeftedū: fidye verseler | bihi: onu | min: | ǎƶābi: azabına karşılık | yevmi: gününün | l-ḳiyāmeti: kıyamet | : | tuḳubbile: kabul edilmez | minhum: kendilerinden | ve lehum: ve Onların | ǎƶābun: bir azab | elīmun: acıklı |
Kırık Meal (Transcript) : |ÎN: şüphesiz | ELZ̃YN: kimseler | KFRVE: inkar eden(ler) | LV: eğer | ÊN: şüphesiz | LHM: kendilerinin olsa | ME: olanların | FY: | ELÊRŽ: yeryüzünde | CMYAE: hepsi | VMS̃LH: ve onun bir katı daha | MAH: onunla beraber | LYFTD̃VE: fidye verseler | BH: onu | MN: | AZ̃EB: azabına karşılık | YVM: gününün | ELGYEMT: kıyamet | ME: | TGBL: kabul edilmez | MNHM: kendilerinden | VLHM: ve Onların | AZ̃EB: bir azab | ÊLYM: acıklı |
Abdulbaki Gölpınarlı : Kâfir olanlar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hattâ bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyâmet gününün azâbından kurtulmak için hepsini verseler gene makbule geçmez ve onlara pek elemli bir azap vardır.
Adem Uğur : Şüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.
Ahmed Hulusi : Hakikati inkâr edenlere gelince; eğer yeryüzünde bulunanların hepsi ve bir o kadarı da beraber onların olsa da kıyamet sürecinin azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan bu asla kabul edilmez! Onlar için üzücü azap vardır.
Ahmet Tekin : Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, yeryüzündeki servetlerin ve imkânların hepsine sahip olsalar, bunun yanında bir o kadar daha varlıkları olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler, onların teklif edeceği hiçbir fidye kabul edilmez. Onlara can yakıp inleten, müthiş bir azap vardır.
Ahmet Varol : İnkar edenler varya! Yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmaları için fidye olarak verseler kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ali Bulaç : Gerçek şu ki, inkâr edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Ali Fikri Yavuz : O kâfir olanlar için, eğer bütün yeryüzündekilerle bir o kadarı daha olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunu feda etseler, yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlara çok acıklı bir azab vardır.
Bekir Sadak : Dogrusu, yeryuzunde olan butun seyler ve onlarin bir kati daha kafirlerin olsa da, kiyamet gununun azabindan kurtulmak icin fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardir.
Celal Yıldırım : Şüphesiz yeryüzündeki bütün şeyler ve bir misli de beraberinde o küfredenlerin olsa da Kıyamet gününün azabından kurtulmak karşılığında verseler, yine de kendilerinden kabul edilmez; onlar için elem verici bir azâb vardır.
Diyanet İşleri : Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Diyanet İşleri (eski) : Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır.
Diyanet Vakfi : Şüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.
Edip Yüksel : İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şüphesiz, o küfredenler, yeryüzündekilerin hepsi ve bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tümünü fidye verecek olsalar, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlara elem veren bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elîm bir azab vardır
Fizilal-il Kuran : Kafirlere gelince eğer yeryüzünün tüm varlıkları bir kat fazlası ile birlikte kendilerinin olsa da bu servetlerini kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler bu fidyeleri kabul edilmez. Onları acıklı bir azap beklemektedir.
Gültekin Onan : Gerçek şu ki, kafirler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine de onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Hakkı Yılmaz : "Şüphesiz, kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan şu kimseler; bütün yeryüzündekiler ve onunla birlikte bir o kadarı daha, kıyâmet gününün azabından kurtulmalık vermek için kendilerinin olsa, onlardan kabul edilmez. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır. "
Hasan Basri Çantay : O inkâr edib kâfir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır.
Hayrat Neşriyat : Şübhesiz o inkâr edenler, yeryüzünde ne varsa tamâmı ve bununla berâber bir o kadarı daha gerçekten kendilerinin olsa da, kıyâmet gününün azâbına karşı onu fedâ etseler,(yine) kendilerinden kabûl edilmez. Onlar için (çok) elemli bir azab vardır!
İbni Kesir : Muhakkak ki yeryüzündeki bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye olarak verseler; onlardan kabul olunmaz ve onlara elim bir azab vardır.
İskender Evrenosoğlu : Muhakkak ki o kâfir olanlar, eğer yeryüzünde olanların hepsi, ve onunla birlikte bir misli daha onların olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onları feda edecek olsalar (fidye olarak verseler), onlardan kabul edilmez. Ve onlar için “acı azap” vardır.
Muhammed Esed : Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günündeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.
Ömer Nasuhi Bilmen : Şüphesiz o kimseler ki kâfir oldular, eğer yerde bulunanların cümlesi ve onunla beraber bir misli daha onların olup da Kıyamet gününün azabından dolayı onları feda edecek olsalar kendilerinden kabul edilmez ve onlar için elîm bir azap vardır.
Ömer Öngüt : O inkâr edenler var ya, eğer yeryüzünde bulunan her şey ve bunların bir o kadarı daha onların olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fedâ etseler, yine kendilerinden kabul edilmez. Onlar için pek acıklı bir azap vardır.
Şaban Piriş : Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
Suat Yıldırım : Kâfirler, kıyamet günü cezaları olan azaptan kurtulmaları için, dünyada olan her şeyi, bir misli fazlasıyla verseler dahi kendilerinden kabul edilmez. Onlara can yakıcı bir azap vardır.
Süleyman Ateş : O inkâr edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyâmet gününün azâbından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azâb vardır.
Tefhim-ul Kuran : Gerçek şu ki, küfre sapanlar, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azab vardır.
Ümit Şimşek : İnkâr edenlere gelince: Eğer yeryüzündeki herşey, hattâ bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, bu onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}