» 25 / Furkân  19:

Kuran Sırası: 25
İniş Sırası: 42
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77

 » 25 / Furkân  Suresi: 19
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَقَدْ (FGD̃) = feḳad : işte
2. كَذَّبُوكُمْ (KZ̃BVKM) = keƶƶebūkum : sizi yalanladılar
3. بِمَا (BME) = bimā : şeyler
4. تَقُولُونَ (TGVLVN) = teḳūlūne : dedikleriniz
5. فَمَا (FME) = femā : artık
6. تَسْتَطِيعُونَ (TSTŦYAVN) = testeTīǔne : gücünüz yetmez
7. صَرْفًا (ṦRFE) = Sarfen : (azabı) geri çevirmeğe
8. وَلَا (VLE) = ve lā : ne de
9. نَصْرًا (NṦRE) = neSran : yardım bulabilirsiniz
10. وَمَنْ (VMN) = ve men : ve kim
11. يَظْلِمْ (YƵLM) = yeZlim : zulmederse
12. مِنْكُمْ (MNKM) = minkum : sizden
13. نُذِقْهُ (NZ̃GH) = nuƶiḳhu : ona taddırırız
14. عَذَابًا (AZ̃EBE) = ǎƶāben : bir azab
15. كَبِيرًا (KBYRE) = kebīran : büyük
işte | sizi yalanladılar | şeyler | dedikleriniz | artık | gücünüz yetmez | (azabı) geri çevirmeğe | ne de | yardım bulabilirsiniz | ve kim | zulmederse | sizden | ona taddırırız | bir azab | büyük |

[] [KZ̃B] [] [GVL] [] [ŦVA] [ṦRF] [] [NṦR] [] [ƵLM] [] [Z̃VG] [AZ̃B] [KBR]
FGD̃ KZ̃BVKM BME TGVLVN FME TSTŦYAVN ṦRFE VLE NṦRE VMN YƵLM MNKM NZ̃GH AZ̃EBE KBYRE

feḳad keƶƶebūkum bimā teḳūlūne femā testeTīǔne Sarfen ve lā neSran ve men yeZlim minkum nuƶiḳhu ǎƶāben kebīran
فقد كذبوكم بما تقولون فما تستطيعون صرفا ولا نصرا ومن يظلم منكم نذقه عذابا كبيرا

 » 25 / Furkân  Suresi: 19
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فقد | FGD̃ feḳad işte """So verily,"
كذبوكم ك ذ ب | KZ̃B KZ̃BVKM keƶƶebūkum sizi yalanladılar they deny you
بما | BME bimā şeyler in what
تقولون ق و ل | GVL TGVLVN teḳūlūne dedikleriniz you say,
فما | FME femā artık so not
تستطيعون ط و ع | ŦVA TSTŦYAVN testeTīǔne gücünüz yetmez you are able
صرفا ص ر ف | ṦRF ṦRFE Sarfen (azabı) geri çevirmeğe (to) avert
ولا | VLE ve lā ne de and not
نصرا ن ص ر | NṦR NṦRE neSran yardım bulabilirsiniz "(to) help."""
ومن | VMN ve men ve kim And whoever
يظلم ظ ل م | ƵLM YƵLM yeZlim zulmederse does wrong
منكم | MNKM minkum sizden among you,
نذقه ذ و ق | Z̃VG NZ̃GH nuƶiḳhu ona taddırırız We will make him taste
عذابا ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EBE ǎƶāben bir azab a punishment
كبيرا ك ب ر | KBR KBYRE kebīran büyük great.

25:19 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

işte | sizi yalanladılar | şeyler | dedikleriniz | artık | gücünüz yetmez | (azabı) geri çevirmeğe | ne de | yardım bulabilirsiniz | ve kim | zulmederse | sizden | ona taddırırız | bir azab | büyük |

[] [KZ̃B] [] [GVL] [] [ŦVA] [ṦRF] [] [NṦR] [] [ƵLM] [] [Z̃VG] [AZ̃B] [KBR]
FGD̃ KZ̃BVKM BME TGVLVN FME TSTŦYAVN ṦRFE VLE NṦRE VMN YƵLM MNKM NZ̃GH AZ̃EBE KBYRE

feḳad keƶƶebūkum bimā teḳūlūne femā testeTīǔne Sarfen ve lā neSran ve men yeZlim minkum nuƶiḳhu ǎƶāben kebīran
فقد كذبوكم بما تقولون فما تستطيعون صرفا ولا نصرا ومن يظلم منكم نذقه عذابا كبيرا

[] [ك ذ ب] [] [ق و ل] [] [ط و ع] [ص ر ف] [] [ن ص ر] [] [ظ ل م] [] [ذ و ق] [ع ذ ب] [ك ب ر]

 » 25 / Furkân  Suresi: 19
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فقد | FGD̃ feḳad işte """So verily,"
Fe,Gaf,Dal,
80,100,4,
REM – prefixed resumption particle
CERT – particle of certainty
الفاء استئنافية
حرف تحقيق
كذبوكم ك ذ ب | KZ̃B KZ̃BVKM keƶƶebūkum sizi yalanladılar they deny you
Kef,Zel,Be,Vav,Kef,Mim,
20,700,2,6,20,40,
V – 3rd person masculine plural (form II) perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل والكاف ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بما | BME bimā şeyler in what
Be,Mim,Elif,
2,40,1,
P – prefixed preposition bi
REL – relative pronoun
جار ومجرور
تقولون ق و ل | GVL TGVLVN teḳūlūne dedikleriniz you say,
Te,Gaf,Vav,Lam,Vav,Nun,
400,100,6,30,6,50,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
فما | FME femā artık so not
Fe,Mim,Elif,
80,40,1,
REM – prefixed resumption particle
NEG – negative particle
الفاء استئنافية
حرف نفي
تستطيعون ط و ع | ŦVA TSTŦYAVN testeTīǔne gücünüz yetmez you are able
Te,Sin,Te,Tı,Ye,Ayn,Vav,Nun,
400,60,400,9,10,70,6,50,
V – 2nd person masculine plural (form X) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
صرفا ص ر ف | ṦRF ṦRFE Sarfen (azabı) geri çevirmeğe (to) avert
Sad,Re,Fe,Elif,
90,200,80,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ولا | VLE ve lā ne de and not
Vav,Lam,Elif,
6,30,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
نصرا ن ص ر | NṦR NṦRE neSran yardım bulabilirsiniz "(to) help."""
Nun,Sad,Re,Elif,
50,90,200,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
ومن | VMN ve men ve kim And whoever
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
يظلم ظ ل م | ƵLM YƵLM yeZlim zulmederse does wrong
Ye,Zı,Lam,Mim,
10,900,30,40,
V – 3rd person masculine singular imperfect verb, jussive mood
فعل مضارع مجزوم
منكم | MNKM minkum sizden among you,
Mim,Nun,Kef,Mim,
40,50,20,40,
P – preposition
PRON – 2nd person masculine plural object pronoun
جار ومجرور
نذقه ذ و ق | Z̃VG NZ̃GH nuƶiḳhu ona taddırırız We will make him taste
Nun,Zel,Gaf,He,
50,700,100,5,
V – 1st person plural (form IV) imperfect verb, jussive mood
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
فعل مضارع مجزوم والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
عذابا ع ذ ب | AZ̃B AZ̃EBE ǎƶāben bir azab a punishment
Ayn,Zel,Elif,Be,Elif,
70,700,1,2,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
كبيرا ك ب ر | KBR KBYRE kebīran büyük great.
Kef,Be,Ye,Re,Elif,
20,2,10,200,1,
ADJ – accusative masculine singular indefinite adjective
صفة منصوبة
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَقَدْ: işte | كَذَّبُوكُمْ: sizi yalanladılar | بِمَا: şeyler | تَقُولُونَ: dedikleriniz | فَمَا: artık | تَسْتَطِيعُونَ: gücünüz yetmez | صَرْفًا: (azabı) geri çevirmeğe | وَلَا: ne de | نَصْرًا: yardım bulabilirsiniz | وَمَنْ: ve kim | يَظْلِمْ: zulmederse | مِنْكُمْ: sizden | نُذِقْهُ: ona taddırırız | عَذَابًا: bir azab | كَبِيرًا: büyük |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فقد FGD̃ işte | كذبوكم KZ̃BWKM sizi yalanladılar | بما BME şeyler | تقولون TGWLWN dedikleriniz | فما FME artık | تستطيعون TSTŦYAWN gücünüz yetmez | صرفا ṦRFE (azabı) geri çevirmeğe | ولا WLE ne de | نصرا NṦRE yardım bulabilirsiniz | ومن WMN ve kim | يظلم YƵLM zulmederse | منكم MNKM sizden | نذقه NZ̃GH ona taddırırız | عذابا AZ̃EBE bir azab | كبيرا KBYRE büyük |
Kırık Meal (Okunuş) : |feḳad: işte | keƶƶebūkum: sizi yalanladılar | bimā: şeyler | teḳūlūne: dedikleriniz | femā: artık | testeTīǔne: gücünüz yetmez | Sarfen: (azabı) geri çevirmeğe | ve lā: ne de | neSran: yardım bulabilirsiniz | ve men: ve kim | yeZlim: zulmederse | minkum: sizden | nuƶiḳhu: ona taddırırız | ǎƶāben: bir azab | kebīran: büyük |
Kırık Meal (Transcript) : |FGD̃: işte | KZ̃BVKM: sizi yalanladılar | BME: şeyler | TGVLVN: dedikleriniz | FME: artık | TSTŦYAVN: gücünüz yetmez | ṦRFE: (azabı) geri çevirmeğe | VLE: ne de | NṦRE: yardım bulabilirsiniz | VMN: ve kim | YƵLM: zulmederse | MNKM: sizden | NZ̃GH: ona taddırırız | AZ̃EBE: bir azab | KBYRE: büyük |
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçekten de söylediklerinizi reddedip yalanlar sizi ve sizden ne azâbı gidermeye güçleri yeter, ne size yardıma kudretleri var. Ve sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Adem Uğur : (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
Ahmed Hulusi : (Allâh dûnundakilere tapanlara): "İşte söylediklerinizi gerçekten yalanladılar. . . Artık ne (azabı) kendinizden savmaya ve ne de yardım bulmaya gücünüz yetmez! Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız. "
Ahmet Tekin : Ötekilere hitaben: 'İşte taptıklarınız, kendilerinin tanrı olduğu konusundaki söylediklerinizi, sizi yalanladılar. Artık ne azâbımızı geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz, sizden kim baskı, zulüm ve işkence yapar, zulme âlet olur, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerse ona büyük bir azap tattıracağız.' denir.
Ahmet Varol : Böylece sizi, söyledikleriniz konusunda kesinlikle yalanlamışlardır. Artık ne (azabı) geri çevirmeye ne de yardıma [4] güç yetirebilirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.
Ali Bulaç : "İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız."
Ali Fikri Yavuz : İşte (ey kâfirler, taptıklarınız) sizi, sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık (azabı) ne savmağa, ne de bir yardım görmiye çare bulamıyacaksınız. Sizden kim zulüm yaparsa, ona büyük bir azab tattıracağız.
Bekir Sadak : «oylediklerinizde sizi yalanci cikardilar, artik kendinizden azabi ceviremez, yardim da goremezsiniz. Zulmedenlerinize buyuk bir azap tattiracagiz» denir.
Celal Yıldırım : Gerçekten, taptıklarınız, söyledikleriniz şeyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne (azabı) savmaya, ne de bir yardım (görmeye) gücünüz yeter. Sizden kim haksızlık ederse, ona da büyük bir azâb tattırırız.
Diyanet İşleri : (İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.
Diyanet İşleri (eski) : 'Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız' denir.
Diyanet Vakfi : (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!
Edip Yüksel : Onlar sizin bu söylediklerinizi yalanlamış bulunuyorlar. Siz ne veto edebilir, ne de yardım edebilirsiniz. Hatta sizden zulmeden olursa ona da büyük bir azap tattırırız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Demek ki, sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık ne azabı savmaya, ne de bir yardıma çare bulamayacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız!
Elmalılı Hamdi Yazır : Demek sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır, artık ne savmağa ne de bir yardıma çare bulamıyacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azâb tattıracağız
Fizilal-il Kuran : Bunun üzerine Allah, müşriklere der ki; «İşte düzmece ilahlarınız, sizin sözlerinizi yalanladılar. Artık ne azabımı başınızdan savabilirsiniz ve ne size yardım edecek birini bulabilirsiniz. Aranızdaki zalimlere büyük bir azap taddıracağız.»
Gültekin Onan : "İşte (tanrılarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattırırız."
Hakkı Yılmaz : "İşte taptıklarınız sizi söylediklerinizde yalanladılar. Artık geri çevirmeye ve bir yardıma güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim şirk koşarak yanlış; kendi zararına iş yaparsa, Biz ona büyük bir azabı tattıracağız. "
Hasan Basri Çantay : İşte (tapdıklarınız) sizi, dedikleriniz hakkında, kat'î suretde yalancı çıkarmışlardır. O halde ne (azabınızı) döndürmiye, ne de (bu hususda) herhangi bir yardıma asla muktedir olamayacaksınız. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azâb tatdırırız.
Hayrat Neşriyat : (Bunun üzerine diğerlerine şöyle denir:) 'İşte (taptıklarınız) söylemekte olduklarınızda sizi gerçekten yalancı çıkardılar; şimdi ne (azâbı) geri çevirmeye, ne de(kendinize) bir yardıma güç yetirebilirsiniz.' Artık içinizden kim zulmederse (bilsin ki), ona(pek) büyük bir azab tattıracağız!
İbni Kesir : İşte sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık üzerinizden azabı çeviremez ve yardım göremezsiniz. Sizden zulmedenlere büyük bir azab tattıracağız, denir.
İskender Evrenosoğlu : İşte böylece (Allah'tan başka taptıklarınız), söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık (azabı) uzaklaştırmaya ve yardım almaya muktedir olamazsınız. Ve sizden kim zulmederse ona büyük azap tattırırız.
Muhammed Esed : (Bunun üzerine, Allah da, müşriklere): "İşte (sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte) ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular" diyecek, "artık ne (hak ettiğiniz azabı) savuşturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim (böyle bir) kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!"
Ömer Nasuhi Bilmen : (Ey müşrikler!) «İşte sizi söyler olduğunuz şeylerde tekzîp ettiler. Artık ne (azabı) bertaraf etmeğe ve ne de yardıma muktedir olamayacaksınız ve sizden her kim ki zulmeder ise ona büyük bir azap tattıracağız.»
Ömer Öngüt : Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne kendinizden azabı çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım görebilirsiniz. Sizden kim zulmederse büyük bir azap tattıracağız.
Şaban Piriş : İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gücünüz yetmez. Sizden zalimlik edenlere büyük azabı tattırırız.
Suat Yıldırım : "İşte gördünüz a!" denir o müşriklere, "Taptığınız nesneler söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye çare bulamazsınız."(İşte ey bütün insanlar! Bilin ki:) İçinizden kim bu şirk koşma zulmünü işlerse, ona büyük bir azap tattıracağız.
Süleyman Ateş : (Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yönelir.) İşte (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azâbı geri) çevirmeğe gücünüz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona büyük bir azâb taddırırız.
Tefhim-ul Kuran : «İşte (ilahlarınız) sizin söylemekte olduklarınızı yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız.»
Ümit Şimşek : İşte, onlar sizi sözünüzde yalancı çıkardılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne bir yardım bulmaya. İçinizden kim zulmederse Biz ona büyük bir azap tattırırız.
Yaşar Nuri Öztürk : İşte haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı olabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}