» 25 / Furkân  53:

Kuran Sırası: 25
İniş Sırası: 42
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77

 » 25 / Furkân  Suresi: 53
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَهُوَ (VHV) = ve huve : ve O
2. الَّذِي (ELZ̃Y) = lleƶī :
3. مَرَجَ (MRC) = merace : birbirine salmıştır
4. الْبَحْرَيْنِ (ELBḪRYN) = l-beHrayni : iki denizi
5. هَٰذَا (HZ̃E) = hāƶā : bu
6. عَذْبٌ (AZ̃B) = ǎƶbun : tatlı
7. فُرَاتٌ (FRET) = furātun : susuzluğu giderici
8. وَهَٰذَا (VHZ̃E) = ve hāƶā : ve bu
9. مِلْحٌ (MLḪ) = milHun : tuzlu
10. أُجَاجٌ (ÊCEC) = ucācun : ve acıdır
11. وَجَعَلَ (VCAL) = ve ceǎle : ve koymuştur
12. بَيْنَهُمَا (BYNHME) = beynehumā : ikisinin arasına
13. بَرْزَخًا (BRZḢE) = berzeḣen : bir engel
14. وَحِجْرًا (VḪCRE) = ve Hicran : ve bir perde
15. مَحْجُورًا (MḪCVRE) = meHcūran : kavuşmalarına engel
ve O | | birbirine salmıştır | iki denizi | bu | tatlı | susuzluğu giderici | ve bu | tuzlu | ve acıdır | ve koymuştur | ikisinin arasına | bir engel | ve bir perde | kavuşmalarına engel |

[] [] [MRC] [BḪR] [] [AZ̃B] [FRT] [] [MLḪ] [ECC] [CAL] [BYN] [] [ḪCR] [ḪCR]
VHV ELZ̃Y MRC ELBḪRYN HZ̃E AZ̃B FRET VHZ̃E MLḪ ÊCEC VCAL BYNHME BRZḢE VḪCRE MḪCVRE

ve huve lleƶī merace l-beHrayni hāƶā ǎƶbun furātun ve hāƶā milHun ucācun ve ceǎle beynehumā berzeḣen ve Hicran meHcūran
وهو الذي مرج البحرين هذا عذب فرات وهذا ملح أجاج وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا

 » 25 / Furkân  Suresi: 53
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وهو | VHV ve huve ve O And He
الذي | ELZ̃Y lleƶī (is) the One Who
مرج م ر ج | MRC MRC merace birbirine salmıştır (has) released
البحرين ب ح ر | BḪR ELBḪRYN l-beHrayni iki denizi the two seas
هذا | HZ̃E hāƶā bu [this] (one)
عذب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃B ǎƶbun tatlı palatable
فرات ف ر ت | FRT FRET furātun susuzluğu giderici and sweet
وهذا | VHZ̃E ve hāƶā ve bu and [this] (one)
ملح م ل ح | MLḪ MLḪ milHun tuzlu salty
أجاج ا ج ج | ECC ÊCEC ucācun ve acıdır (and) bitter,
وجعل ج ع ل | CAL VCAL ve ceǎle ve koymuştur and He has made
بينهما ب ي ن | BYN BYNHME beynehumā ikisinin arasına between them
برزخا | BRZḢE berzeḣen bir engel a barrier
وحجرا ح ج ر | ḪCR VḪCRE ve Hicran ve bir perde and a partition
محجورا ح ج ر | ḪCR MḪCVRE meHcūran kavuşmalarına engel forbidden.

25:53 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve O | | birbirine salmıştır | iki denizi | bu | tatlı | susuzluğu giderici | ve bu | tuzlu | ve acıdır | ve koymuştur | ikisinin arasına | bir engel | ve bir perde | kavuşmalarına engel |

[] [] [MRC] [BḪR] [] [AZ̃B] [FRT] [] [MLḪ] [ECC] [CAL] [BYN] [] [ḪCR] [ḪCR]
VHV ELZ̃Y MRC ELBḪRYN HZ̃E AZ̃B FRET VHZ̃E MLḪ ÊCEC VCAL BYNHME BRZḢE VḪCRE MḪCVRE

ve huve lleƶī merace l-beHrayni hāƶā ǎƶbun furātun ve hāƶā milHun ucācun ve ceǎle beynehumā berzeḣen ve Hicran meHcūran
وهو الذي مرج البحرين هذا عذب فرات وهذا ملح أجاج وجعل بينهما برزخا وحجرا محجورا

[] [] [م ر ج] [ب ح ر] [] [ع ذ ب] [ف ر ت] [] [م ل ح] [ا ج ج] [ج ع ل] [ب ي ن] [] [ح ج ر] [ح ج ر]

 » 25 / Furkân  Suresi: 53
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وهو | VHV ve huve ve O And He
Vav,He,Vav,
6,5,6,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
الواو عاطفة
ضمير منفصل
الذي | ELZ̃Y lleƶī (is) the One Who
Elif,Lam,Zel,Ye,
1,30,700,10,
REL – masculine singular relative pronoun
اسم موصول
مرج م ر ج | MRC MRC merace birbirine salmıştır (has) released
Mim,Re,Cim,
40,200,3,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
البحرين ب ح ر | BḪR ELBḪRYN l-beHrayni iki denizi the two seas
Elif,Lam,Be,Ha,Re,Ye,Nun,
1,30,2,8,200,10,50,
N – nominative masculine dual noun
اسم مرفوع
هذا | HZ̃E hāƶā bu [this] (one)
He,Zel,Elif,
5,700,1,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
عذب ع ذ ب | AZ̃B AZ̃B ǎƶbun tatlı palatable
Ayn,Zel,Be,
70,700,2,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
فرات ف ر ت | FRT FRET furātun susuzluğu giderici and sweet
Fe,Re,Elif,Te,
80,200,1,400,
ADJ – nominative masculine singular indefinite adjective
صفة مرفوعة
وهذا | VHZ̃E ve hāƶā ve bu and [this] (one)
Vav,He,Zel,Elif,
6,5,700,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
الواو عاطفة
اسم اشارة
ملح م ل ح | MLḪ MLḪ milHun tuzlu salty
Mim,Lam,Ha,
40,30,8,
"N – nominative masculine indefinite noun → Salt"
اسم مرفوع
أجاج ا ج ج | ECC ÊCEC ucācun ve acıdır (and) bitter,
,Cim,Elif,Cim,
,3,1,3,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
وجعل ج ع ل | CAL VCAL ve ceǎle ve koymuştur and He has made
Vav,Cim,Ayn,Lam,
6,3,70,30,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
بينهما ب ي ن | BYN BYNHME beynehumā ikisinin arasına between them
Be,Ye,Nun,He,Mim,Elif,
2,10,50,5,40,1,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person dual possessive pronoun
ظرف مكان منصوب والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
برزخا | BRZḢE berzeḣen bir engel a barrier
Be,Re,Ze,Hı,Elif,
2,200,7,600,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
وحجرا ح ج ر | ḪCR VḪCRE ve Hicran ve bir perde and a partition
Vav,Ha,Cim,Re,Elif,
6,8,3,200,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – accusative masculine indefinite noun
الواو عاطفة
اسم منصوب
محجورا ح ج ر | ḪCR MḪCVRE meHcūran kavuşmalarına engel forbidden.
Mim,Ha,Cim,Vav,Re,Elif,
40,8,3,6,200,1,
N – accusative masculine indefinite passive participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَهُوَ: ve O | الَّذِي: | مَرَجَ: birbirine salmıştır | الْبَحْرَيْنِ: iki denizi | هَٰذَا: bu | عَذْبٌ: tatlı | فُرَاتٌ: susuzluğu giderici | وَهَٰذَا: ve bu | مِلْحٌ: tuzlu | أُجَاجٌ: ve acıdır | وَجَعَلَ: ve koymuştur | بَيْنَهُمَا: ikisinin arasına | بَرْزَخًا: bir engel | وَحِجْرًا: ve bir perde | مَحْجُورًا: kavuşmalarına engel |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وهو WHW ve O | الذي ELZ̃Y | مرج MRC birbirine salmıştır | البحرين ELBḪRYN iki denizi | هذا HZ̃E bu | عذب AZ̃B tatlı | فرات FRET susuzluğu giderici | وهذا WHZ̃E ve bu | ملح MLḪ tuzlu | أجاج ÊCEC ve acıdır | وجعل WCAL ve koymuştur | بينهما BYNHME ikisinin arasına | برزخا BRZḢE bir engel | وحجرا WḪCRE ve bir perde | محجورا MḪCWRE kavuşmalarına engel |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve huve: ve O | lleƶī: | merace: birbirine salmıştır | l-beHrayni: iki denizi | hāƶā: bu | ǎƶbun: tatlı | furātun: susuzluğu giderici | ve hāƶā: ve bu | milHun: tuzlu | ucācun: ve acıdır | ve ceǎle: ve koymuştur | beynehumā: ikisinin arasına | berzeḣen: bir engel | ve Hicran: ve bir perde | meHcūran: kavuşmalarına engel |
Kırık Meal (Transcript) : |VHV: ve O | ELZ̃Y: | MRC: birbirine salmıştır | ELBḪRYN: iki denizi | HZ̃E: bu | AZ̃B: tatlı | FRET: susuzluğu giderici | VHZ̃E: ve bu | MLḪ: tuzlu | ÊCEC: ve acıdır | VCAL: ve koymuştur | BYNHME: ikisinin arasına | BRZḢE: bir engel | VḪCRE: ve bir perde | MḪCVRE: kavuşmalarına engel |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve öyle bir mâbuttur o ki iki denizi akıtmıştır; bu, tatlı ve içilecek sudur ve şu, tuzlu ve acı su ve aralarında da bir sınır, birbirlerine karışmalarına imkân bulunmayan bir engel halk etmiştir.
Adem Uğur : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.
Ahmed Hulusi : "HÛ" ki. . . İki deryayı (şuur ve bilinç - beden) birbirine salan; biri tatlı mı tatlı bir su (orijin benlik - insanî mânâ), diğeri ise tuzlu ve acıdır (kendini hayvani beden kabullenmiş oluşmuş benlik - bilinç)! Bu ikisinin arasında da bir berzah (engel, perde); hicrî mehcûr (zıddıyet - düşmanlık); bir engel oluşturdu ('Birbirinize düşman olarak inin' âyetini hatırlayalım. A. H. )!
Ahmet Tekin : O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.
Ahmet Varol : İki denizi birbirine salan O'dur. Bu tatlı ve susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. O ikisinin arasına bir perde ve aşılamayan bir sınır koymuştur.
Ali Bulaç : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ali Fikri Yavuz : O Allah’dır ki, iki denizi (veya iki nehri birbirine komşu ve yakın olarak) salıverdi: Şu (birisi) tatlı, susuzluğu giderir, bu (beriki) tuzlu ve acıdır. Aralarında da kudretinden bir engel ve birbirlerine karışmağı önleyici bir perde koymuştur. (Birbirine yakın tuz gölü ile tatlı su gölü veya tatlı bir nehirle ona yakın olan suyu acı bir deniz gibi. Aralarında kudretten bir engel olup, biri diğerinin tadını bozmaz. )
Bekir Sadak : Birinin suyu tatli ve kolay icimli, digerininki tuzlu ve aci olan iki denizi saliverip aralarina da, karismalarina engel olan bir sinir koyan Allah'tir.
Celal Yıldırım : O ki, iki denizi salıverip yaklaştırdı ; şunun suyu tatlı içimi kolay, bunun suyu tuzlu acı; aralarında da (birbirlerine karışmalarını önlemek için) bir engel, aşılması zor bir sınır koydu.
Diyanet İşleri : O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
Diyanet İşleri (eski) : Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
Diyanet Vakfi : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur.
Edip Yüksel : O, iki denizi salmıştır; bu taze ve tatlıdır, şu tuzlu ve acıdır. Her ikisinin arasına, karışmalarını engelleyen sağlam bir engel koymuştur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır : O odur ki iki deryayı birbirine salmış: şu tatlı, yürek tazeler, şu tuzlu çorak, aralarına da bir berzah ve bir «hıcri mahcûr» koymuştur
Fizilal-il Kuran : O, birinin suyu tatlı ve içmeye elverişli ve öbürününki acı ve tuzlu olan iki denizi birbirine saldı, fakat bu iki tür suyun birbirine karışmasını önleyen bir engel, aşılmaz bir set koydu.
Gültekin Onan : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Hakkı Yılmaz : "Ve O, iki denizi salıverendir; şu su, tatlı ve susuzluğu giderici, şu da tuzlu ve acıdır. Ve O, aralarına bir engel ve yasak koyandır. "
Hasan Basri Çantay : O, iki denizi (birbirine) salıb katandır. Şu tatlı ve susuzluğu gidericidir. Bu ise tuzlu ve acıdır. (Allah) aralarına bir perde, (ihtilâfları) memnu olmak üzere bir sınır koymuşdur.
Hayrat Neşriyat : İki denizi (büyük su kütlelerini birbirine) salıveren de O’dur. Bu (nehir ve göller)tatlı, susuzluğu giderici; bu (deniz) ise tuzlu, acıdır. Bununla berâber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur.
İbni Kesir : Ve O'dur; iki denizi salıp katan. Şu tatlı ve susuzluğu giderici, bu ise tuzlu ve acıdır. İkisinin arasına bir engel ve aşılamayan bir sınır koymuştur.
İskender Evrenosoğlu : Ve iki denizi serbest bırakan O'dur; biri lezzetli ve tatlı, diğeri tuzlu ve acı. İkisinin arasına berzah (engel) kıldı. (Böylece onları) engelleyerek (birbirine karışmalarına) mani oldu.
Muhammed Esed : İki büyük su kütlesini -ki bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acıdır- birbirine salıveren ve ikisinin arasına bir engel, karışmalarını önleyen bir perde koyan O'dur.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve O, o (Hâlik-ı Azîm) dir ki, iki denizi kendi mecralarına salıvermiştir; şu lezzetlidir, fazlaca tatlıdır, şu da tuzludur, acı bir sudur. Ve ikisinin arasında da bir hail, görülemeyecek bir perde vücuda getirmiştir.
Ömer Öngüt : Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip, aralarına da karışmalarına engel olan bir perde koyan Allah'tır.
Şaban Piriş : Birinin suyu tatlı ve iç açıcı, ötekinin ki tuzlu olan iki denizi birbirine katan O’dur. İkisinin arasına bir engel, aşılmayan bir sınır koymuştur.
Suat Yıldırım : Biri tatlı, susuzluğu giderici, öbürü tuzlu ve acı iki denizi salıveren, birbirine karışmadan akıtan; fakat aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O’dur.
Süleyman Ateş : O, iki denizi birbirine salmıştır. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu tuzlu ve acıdır. Ve ikisinin arasına birbirine kavuşmalarına engel olan bir perde koymuştur (hiç birbirine kavuşmazlar).
Tefhim-ul Kuran : İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.
Ümit Şimşek : İki denizi birbirine salıveren de Odur. İşte şu susuzluğu gideren tatlı bir su, diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarına ise, Allah, birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur.
Yaşar Nuri Öztürk : İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}