» 75 / Kiyâme  28:

Kuran Sırası: 75
İniş Sırası: 31
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40

 » 75 / Kiyâme  Suresi: 28
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَظَنَّ (VƵN) = ve Zenne : ve anlar
2. أَنَّهُ (ÊNH) = ennehu : bunun
3. الْفِرَاقُ (ELFREG) = l-firāḳu : ayrılık zamanı olduğunu
ve anlar | bunun | ayrılık zamanı olduğunu |

[ƵNN] [] [FRG]
VƵN ÊNH ELFREG

ve Zenne ennehu l-firāḳu
وظن أنه الفراق

 » 75 / Kiyâme  Suresi: 28
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وظن ظ ن ن | ƵNN VƵN ve Zenne ve anlar And he is certain
أنه | ÊNH ennehu bunun that it
الفراق ف ر ق | FRG ELFREG l-firāḳu ayrılık zamanı olduğunu (is) the parting.

75:28 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve anlar | bunun | ayrılık zamanı olduğunu |

[ƵNN] [] [FRG]
VƵN ÊNH ELFREG

ve Zenne ennehu l-firāḳu
وظن أنه الفراق

[ظ ن ن] [] [ف ر ق]

 » 75 / Kiyâme  Suresi: 28
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وظن ظ ن ن | ƵNN VƵN ve Zenne ve anlar And he is certain
Vav,Zı,Nun,
6,900,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
أنه | ÊNH ennehu bunun that it
,Nun,He,
,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
الفراق ف ر ق | FRG ELFREG l-firāḳu ayrılık zamanı olduğunu (is) the parting.
Elif,Lam,Fe,Re,Elif,Gaf,
1,30,80,200,1,100,
N – nominative masculine (form III) verbal noun
اسم مرفوع
VƵN ÊNH ELFREG

وظن أنه الفراق

 » 75 / Kiyâme  Suresi: 28

: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَظَنَّ: ve anlar | أَنَّهُ: bunun | الْفِرَاقُ: ayrılık zamanı olduğunu |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وظن WƵN ve anlar | أنه ÊNH bunun | الفراق ELFREG ayrılık zamanı olduğunu |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve Zenne: ve anlar | ennehu: bunun | l-firāḳu: ayrılık zamanı olduğunu |
Kırık Meal (Transcript) : |VƵN: ve anlar | ÊNH: bunun | ELFREG: ayrılık zamanı olduğunu |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve şüphe yok ki bu çağın, bir ayrılık çağı olduğunu anlayınca.
Adem Uğur : (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
Ahmed Hulusi : Bilmiştir ki, yaşanacak o malûm ayrılık!
Ahmet Tekin : İşte o zaman, ayrılık vaktinin geldiğini sezer.
Ahmet Varol : O (can çekişen kişi) de bunun ayrılık zamanı olduğunu anlar,
Ali Bulaç : Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.
Ali Fikri Yavuz : (Ruhu köprücük kemiklerine dayanmış olan bu kimse, artık dünyadan) gerçek olarak kendisi için ayrılış olduğunu anlamıştır.
Bekir Sadak : Artik ayrilik vaktinin geldigini sanir.
Celal Yıldırım : Artık ayrılma vaktini anlar.
Diyanet İşleri : (26-30) Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş, Rabbinedir.
Diyanet İşleri (eski) : Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
Diyanet Vakfi : (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
Edip Yüksel : Bunun artık o ayrılık zamanı olduğunu anlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ve o zaman (o da bunun) tam bir ayrılış olduğunu sezmiş,
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve sezer o dem temamelfirak
Fizilal-il Kuran : Adam, ayrılma zamanının geldiğini anlar.
Gültekin Onan : Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.
Hakkı Yılmaz : (26-30) "Kesinlikle onların düşündüğü gibi değil! Köprücük kemiklerine dayandığı, “Çare bulan kimdir!” denildiği ve can çekişen kişi bunun o ayrılık anı olduğunu anladığı ve bacak bacağa dolaştığı zaman; işte o gün sürülüp götürülmek, sadece Rabbinedir. "
Hasan Basri Çantay : Ve (can çekişen) hakıykî bir ayrılış olduğunu anladı (anlayacak).
Hayrat Neşriyat : Ve (o can çekişen kimse ise,) şübhesiz bunun (artık dünyadan) ayrılış olduğunu sezer.
İbni Kesir : Ve ayrılık vaktinin geldiğini anlar.
İskender Evrenosoğlu : Ve o (dünyadan) ayrılacağını (öleceğini) anlamıştır.
Muhammed Esed : kendisi de bilir ki bu ayrılma vaktidir,
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve onun şüphesiz bir ayrılış olduğunu sanmış bulunacaktır.
Ömer Öngüt : Ve kendisi de bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
Şaban Piriş : Anlar ki, bu bir ayrılış.
Suat Yıldırım : Artık ayrılık vakti geldiğini kendisi de anlar.
Süleyman Ateş : Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar,
Tefhim-ul Kuran : Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu kavrayıp anlamıştır.
Ümit Şimşek : Anlar ki artık ayrılık vaktidir.
Yaşar Nuri Öztürk : Sezinlemiştir ki odur ayrılık.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}