» 20 / Tâ-Hâ  78:

Kuran Sırası: 20
İniş Sırası: 45
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135

 » 20 / Tâ-Hâ  Suresi: 78
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. فَأَتْبَعَهُمْ (FÊTBAHM) = feetbeǎhum : onların ardına düştü
2. فِرْعَوْنُ (FRAVN) = fir'ǎvnu : Fir'avn
3. بِجُنُودِهِ (BCNVD̃H) = bicunūdihi : askerleriyle
4. فَغَشِيَهُمْ (FĞŞYHM) = feğaşiyehum : örttü (boğdu)
5. مِنَ (MN) = mine : -den
6. الْيَمِّ (ELYM) = l-yemmi : deniz-
7. مَا (ME) = mā : şey
8. غَشِيَهُمْ (ĞŞYHM) = ğaşiyehum : onları örten
onların ardına düştü | Fir'avn | askerleriyle | örttü (boğdu) | -den | deniz- | şey | onları örten |

[TBA] [] [CND̃] [ĞŞV] [] [YMM] [] [ĞŞV]
FÊTBAHM FRAVN BCNVD̃H FĞŞYHM MN ELYM ME ĞŞYHM

feetbeǎhum fir'ǎvnu bicunūdihi feğaşiyehum mine l-yemmi ğaşiyehum
فأتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم

 » 20 / Tâ-Hâ  Suresi: 78
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فأتبعهم ت ب ع | TBA FÊTBAHM feetbeǎhum onların ardına düştü Then followed them
فرعون | FRAVN fir'ǎvnu Fir'avn Firaun
بجنوده ج ن د | CND̃ BCNVD̃H bicunūdihi askerleriyle with his forces,
فغشيهم غ ش و | ĞŞV FĞŞYHM feğaşiyehum örttü (boğdu) but covered them
من | MN mine -den from
اليم ي م م | YMM ELYM l-yemmi deniz- the sea
ما | ME şey what
غشيهم غ ش و | ĞŞV ĞŞYHM ğaşiyehum onları örten covered them

20:78 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

onların ardına düştü | Fir'avn | askerleriyle | örttü (boğdu) | -den | deniz- | şey | onları örten |

[TBA] [] [CND̃] [ĞŞV] [] [YMM] [] [ĞŞV]
FÊTBAHM FRAVN BCNVD̃H FĞŞYHM MN ELYM ME ĞŞYHM

feetbeǎhum fir'ǎvnu bicunūdihi feğaşiyehum mine l-yemmi ğaşiyehum
فأتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم

[ت ب ع] [] [ج ن د] [غ ش و] [] [ي م م] [] [غ ش و]

 » 20 / Tâ-Hâ  Suresi: 78
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
فأتبعهم ت ب ع | TBA FÊTBAHM feetbeǎhum onların ardına düştü Then followed them
Fe,,Te,Be,Ayn,He,Mim,
80,,400,2,70,5,40,
REM – prefixed resumption particle
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
الفاء استئنافية
فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
فرعون | FRAVN fir'ǎvnu Fir'avn Firaun
Fe,Re,Ayn,Vav,Nun,
80,200,70,6,50,
"PN – nominative masculine proper noun → Pharaoh"
اسم علم مرفوع
بجنوده ج ن د | CND̃ BCNVD̃H bicunūdihi askerleriyle with his forces,
Be,Cim,Nun,Vav,Dal,He,
2,3,50,6,4,5,
P – prefixed preposition bi
N – genitive masculine plural noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
جار ومجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فغشيهم غ ش و | ĞŞV FĞŞYHM feğaşiyehum örttü (boğdu) but covered them
Fe,Ğayn,Şın,Ye,He,Mim,
80,1000,300,10,5,40,
CONJ – prefixed conjunction fa (and)
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
الفاء عاطفة
فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
من | MN mine -den from
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
اليم ي م م | YMM ELYM l-yemmi deniz- the sea
Elif,Lam,Ye,Mim,
1,30,10,40,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
ما | ME şey what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
غشيهم غ ش و | ĞŞV ĞŞYHM ğaşiyehum onları örten covered them
Ğayn,Şın,Ye,He,Mim,
1000,300,10,5,40,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل ماض و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |فَأَتْبَعَهُمْ: onların ardına düştü | فِرْعَوْنُ: Fir'avn | بِجُنُودِهِ: askerleriyle | فَغَشِيَهُمْ: örttü (boğdu) | مِنَ: -den | الْيَمِّ: deniz- | مَا: şey | غَشِيَهُمْ: onları örten |
Kırık Meal (Harekesiz) : |فأتبعهم FÊTBAHM onların ardına düştü | فرعون FRAWN Fir'avn | بجنوده BCNWD̃H askerleriyle | فغشيهم FĞŞYHM örttü (boğdu) | من MN -den | اليم ELYM deniz- | ما ME şey | غشيهم ĞŞYHM onları örten |
Kırık Meal (Okunuş) : |feetbeǎhum: onların ardına düştü | fir'ǎvnu: Fir'avn | bicunūdihi: askerleriyle | feğaşiyehum: örttü (boğdu) | mine: -den | l-yemmi: deniz- | : şey | ğaşiyehum: onları örten |
Kırık Meal (Transcript) : |FÊTBAHM: onların ardına düştü | FRAVN: Fir'avn | BCNVD̃H: askerleriyle | FĞŞYHM: örttü (boğdu) | MN: -den | ELYM: deniz- | ME: şey | ĞŞYHM: onları örten |
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken Firavun, askeriyle artlarına düştü, deniz de onları tamâmıyla kuşatıp kapladı, boğulup gittiler.
Adem Uğur : Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.
Ahmed Hulusi : Firavun, ordusu ile onları izledi de kendilerini deniz kaplayıp içine aldı, boğdu.
Ahmet Tekin : Firavun askerî erkânı ve ordularıyla hemen onları takip etti. Deniz o günahkâr orduları ve başındaki ilâhî kuralları tanımayan diktatörleri boğup, yutuverdi.
Ahmet Varol : Firavun askerleriyle onların peşlerine düştü. Nihayet denizde onları kaplayan kaplayıverdi.
Ali Bulaç : Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi.
Ali Fikri Yavuz : Hemen Firavun ordularıyla onları takip etti, kendilerini (Firavun’la İsrail oğullarını) denizden sarıveren (dehşetli ve korkunç boğulma) sarıverdi.
Bekir Sadak : Firavun, ordusuyla onlari takip etti, deniz de onlari icine aliverdi, hem de ne alis!
Celal Yıldırım : Derken Fir'avn askerleriyle birlikte onları tâkib etti. Deniz de onları nasıl kaplayıp içine aldıysa öylece kaplayıp aldı.
Diyanet İşleri : Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu.
Diyanet İşleri (eski) : Firavun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış!
Diyanet Vakfi : Bunun üzerine Firavun, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.
Edip Yüksel : Firavun, ordusuyla birlikte ardlarına düştü. Ne var ki, deniz üstlerine kapanıp onları içine aldı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunç boğulma) sarıverdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Derken Firavun ordularıyla onları takip etti; denizden kendilerini saran sarıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır : Derken Firavn ordulariyle onları ta'kıb etti, kendilerini de deryadan saran sarıverdi
Fizilal-il Kuran : Firavun, ordusu ile peşlerine düştü, fakat denizin suları onları korkunç bir saldırı ile kuşatıverdi!
Gültekin Onan : Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi.
Hakkı Yılmaz : Firavun ordularıyla hemen onları takip etti de bol sudan/nehirden kendilerini kaplayan şey kaplayıverdi.
Hasan Basri Çantay : Derken (Fir'avn), ordulariyle birlikde arkalarına düşdü, deniz de kendilerini nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.
Hayrat Neşriyat : Derken Fir'avun ordusuyla onların peşine düştü (ve onlar da açılan yoldan denize girdiler). Bunun üzerine denizden onları kaplayan şey, kaplayıverdi (de hepsi boğulup helâk oldular).
İbni Kesir : Firavun da ordusuyla onu takip etti. Deniz de onları nasıl kapladıysa öylece kaplayıverdi.
İskender Evrenosoğlu : Böylece firavun ordusuyla onları takip etti. Bunun üzerine deniz, onların üzerine öyle bir kapanışla kapandı ki, onları (tamamen) örterek kapladı (onları suda boğdu).
Muhammed Esed : (Musa İsrailoğulları'yla beraber yola koyulunca) Firavun, ordularıyla onların peşine düştü, ama sonunda onları içine alıp boğması mukadder olan deniz onları yutuverdi.
Ömer Nasuhi Bilmen : Derken Fir'avun ordusuyla onların arkasına düştü. Artık kendilerini (Fir'avun ile ordusunu) denizden saran sarıverdi.
Ömer Öngüt : Firavun, ordusuyla onları takip etti. Deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış!
Şaban Piriş : Firavun askerleriyle onları takip etti. Denizden onları kaplayacak olan su kaplayıverdi.
Suat Yıldırım : Firavun da askerleriyle onun peşine düştü. Deniz onları öyle bir sardı ki birden yutuverdi.
Süleyman Ateş : Fir'avn, askerleriyle onların ardına düştü, denizden onları örten örttü (deniz onları örtüp boğdu).
Tefhim-ul Kuran : Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi.
Ümit Şimşek : Firavun, askerleriyle onların peşine düştü; sonra da deryadan onları kaplayacak olan şey kaplayıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk : Derken, Firavun, ordusuyla birlikte onların arkasına düştü. Ama denizden onları sarıp kuşatan, sarıp kuşattı.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}