» 12 / Yûsuf  20:

Kuran Sırası: 12
İniş Sırası: 53
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111

 » 12 / Yûsuf  Suresi: 20
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَشَرَوْهُ (VŞRVH) = ve şeravhu : ve onu sattılar
2. بِثَمَنٍ (BS̃MN) = biṧemenin : bir pahaya
3. بَخْسٍ (BḢS) = beḣsin : düşük
4. دَرَاهِمَ (D̃REHM) = derāhime : paraya
5. مَعْدُودَةٍ (MAD̃VD̃T) = meǎ'dūdetin : birkaç
6. وَكَانُوا (VKENVE) = ve kānū : ve idiler
7. فِيهِ (FYH) = fīhi : ona karşı
8. مِنَ (MN) = mine :
9. الزَّاهِدِينَ (ELZEHD̃YN) = z-zāhidīne : isteksiz
ve onu sattılar | bir pahaya | düşük | paraya | birkaç | ve idiler | ona karşı | | isteksiz |

[ŞRY] [S̃MN] [BḢS] [D̃RHM] [AD̃D̃] [KVN] [] [] [ZHD̃]
VŞRVH BS̃MN BḢS D̃REHM MAD̃VD̃T VKENVE FYH MN ELZEHD̃YN

ve şeravhu biṧemenin beḣsin derāhime meǎ'dūdetin ve kānū fīhi mine z-zāhidīne
وشروه بثمن بخس دراهم معدودة وكانوا فيه من الزاهدين

 » 12 / Yûsuf  Suresi: 20
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وشروه ش ر ي | ŞRY VŞRVH ve şeravhu ve onu sattılar And they sold him
بثمن ث م ن | S̃MN BS̃MN biṧemenin bir pahaya for a price
بخس ب خ س | BḢS BḢS beḣsin düşük very low,
دراهم د ر ه م | D̃RHM D̃REHM derāhime paraya dirhams
معدودة ع د د | AD̃D̃ MAD̃VD̃T meǎ'dūdetin birkaç few,
وكانوا ك و ن | KVN VKENVE ve kānū ve idiler and they were
فيه | FYH fīhi ona karşı about him
من | MN mine of
الزاهدين ز ه د | ZHD̃ ELZEHD̃YN z-zāhidīne isteksiz those keen to give up.

12:20 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve onu sattılar | bir pahaya | düşük | paraya | birkaç | ve idiler | ona karşı | | isteksiz |

[ŞRY] [S̃MN] [BḢS] [D̃RHM] [AD̃D̃] [KVN] [] [] [ZHD̃]
VŞRVH BS̃MN BḢS D̃REHM MAD̃VD̃T VKENVE FYH MN ELZEHD̃YN

ve şeravhu biṧemenin beḣsin derāhime meǎ'dūdetin ve kānū fīhi mine z-zāhidīne
وشروه بثمن بخس دراهم معدودة وكانوا فيه من الزاهدين

[ش ر ي] [ث م ن] [ب خ س] [د ر ه م] [ع د د] [ك و ن] [] [] [ز ه د]

 » 12 / Yûsuf  Suresi: 20
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
وشروه ش ر ي | ŞRY VŞRVH ve şeravhu ve onu sattılar And they sold him
Vav,Şın,Re,Vav,He,
6,300,200,6,5,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل والهاء ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بثمن ث م ن | S̃MN BS̃MN biṧemenin bir pahaya for a price
Be,Se,Mim,Nun,
2,500,40,50,
P – prefixed preposition bi
N – genitive masculine indefinite noun
جار ومجرور
بخس ب خ س | BḢS BḢS beḣsin düşük very low,
Be,Hı,Sin,
2,600,60,
ADJ – genitive masculine singular indefinite adjective
صفة مجرورة
دراهم د ر ه م | D̃RHM D̃REHM derāhime paraya dirhams
Dal,Re,Elif,He,Mim,
4,200,1,5,40,
"N – accusative masculine plural noun → Coin"
اسم منصوب
معدودة ع د د | AD̃D̃ MAD̃VD̃T meǎ'dūdetin birkaç few,
Mim,Ayn,Dal,Vav,Dal,Te merbuta,
40,70,4,6,4,400,
ADJ – genitive feminine singular indefinite passive participle
صفة مجرورة
وكانوا ك و ن | KVN VKENVE ve kānū ve idiler and they were
Vav,Kef,Elif,Nun,Vav,Elif,
6,20,1,50,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
فيه | FYH fīhi ona karşı about him
Fe,Ye,He,
80,10,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
من | MN mine of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الزاهدين ز ه د | ZHD̃ ELZEHD̃YN z-zāhidīne isteksiz those keen to give up.
Elif,Lam,Ze,Elif,He,Dal,Ye,Nun,
1,30,7,1,5,4,10,50,
N – genitive masculine plural active participle
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَشَرَوْهُ: ve onu sattılar | بِثَمَنٍ: bir pahaya | بَخْسٍ: düşük | دَرَاهِمَ: paraya | مَعْدُودَةٍ: birkaç | وَكَانُوا: ve idiler | فِيهِ: ona karşı | مِنَ: | الزَّاهِدِينَ: isteksiz |
Kırık Meal (Harekesiz) : |وشروه WŞRWH ve onu sattılar | بثمن BS̃MN bir pahaya | بخس BḢS düşük | دراهم D̃REHM paraya | معدودة MAD̃WD̃T birkaç | وكانوا WKENWE ve idiler | فيه FYH ona karşı | من MN | الزاهدين ELZEHD̃YN isteksiz |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve şeravhu: ve onu sattılar | biṧemenin: bir pahaya | beḣsin: düşük | derāhime: paraya | meǎ'dūdetin: birkaç | ve kānū: ve idiler | fīhi: ona karşı | mine: | z-zāhidīne: isteksiz |
Kırık Meal (Transcript) : |VŞRVH: ve onu sattılar | BS̃MN: bir pahaya | BḢS: düşük | D̃REHM: paraya | MAD̃VD̃T: birkaç | VKENVE: ve idiler | FYH: ona karşı | MN: | ELZEHD̃YN: isteksiz |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onu değersiz bir kâr, sayılı birkaç kuruş karşılığında satmışlardı ve onu satarlarken paraya pek o kadar rağbetleri de yoktu.
Adem Uğur : (Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Ahmed Hulusi : (Sonra Mısır'da) Onu yanlarında tutmak istemedikleri için az bir pahaya, birkaç dirheme sattılar.
Ahmet Tekin : Onu düşük bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Onlar da Yûsuf’u önemsemeyenlerdendi.
Ahmet Varol : Onu ucuz bir fiyata birkaç dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemiyorlardı.
Ali Bulaç : Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Ali Fikri Yavuz : (Yûsuf’u takip eden kardeşleri işin farkına varınca, “bu bizim kaçak kölemizdir” diye) onu değersiz bir fiat ile, birkaç dirheme (kafileye) sattılar. (onu uzaklaştırmak için) hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı. (Yûsuf’a kıymet biçmiyorlardı.)
Bekir Sadak : Onu yanlarinda alikoymak istemedikleri icin ucuz bir fiyata, birkac dirheme sattilar. *
Celal Yıldırım : Onlar (böylece) Yûsuf'u pek az bir fiatla, birkaç dirheme sattılar; onun hakkında isteksizlerden idiler.
Diyanet İşleri : Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Diyanet İşleri (eski) : Onu yanlarında alıkoymak istemedikleri için ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar.
Diyanet Vakfi : (Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.
Edip Yüksel : Ona ihtiyaçları olmadığı için ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve onu düşük bir değerle birkaç dirheme sattılar. Ona fazla önem vermemişlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onu ucuz bir fiyatla birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında tutmaya isteksiz bulunuyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır : değersiz bir baha ile onu bir kaç dirheme sattılar, hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı
Fizilal-il Kuran : Yusuf'u ucuz bir fiyatla, birkaç paraya sattılar. Çünkü onu bir an önce ellerinden çıkarmak istiyorlardı.
Gültekin Onan : Onu ucuz bir fiyata sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Hakkı Yılmaz : "Ve o'nu düşük bir fiyata; birkaç gümüş paraya sattılar. Onlar, Yûsuf'un satılmasında azla yetinenlerden idiler. "
Hasan Basri Çantay : Onu değersiz bir bahâye, bir kaç dirheme satdılar. Onlar bunun hakkında rağbetsizdiler.
Hayrat Neşriyat : Onu az bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zâten (onlar), onun hakkında rağbetsiz(ona değer vermeyen) kimselerden idiler.
İbni Kesir : Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler.
İskender Evrenosoğlu : Ve onu (Yusuf'u), az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.
Muhammed Esed : Ve sonunda önemsiz bir paha -sadece birkaç gümüş dirhem- karşılığında o'nu sattılar; o kadar az değer biçmişlerdi o'na.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve O'nu biraz bedel ile sayılmış birkaç dirhem ile satıverdiler ve onlar O'nun hakkında rağbetsizlerden olmuşlardı.
Ömer Öngüt : Onu değersiz bir fiyat ile bir kaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona karşı rağbetsiz idiler.
Şaban Piriş : Onu düşük bir fiyatla bir kaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.
Suat Yıldırım : Nihayet Mısır’a varınca, onu düşük bir fiyata, birkaç paraya sattılar. Zaten ona pek kıymet biçmiyorlardı.
Süleyman Ateş : Nihâyet (Mısır'a varınca) onu düşük bir pahaya, birkaç paraya sattılar. Onlar, ona (Yûsuf'a) karşı isteksiz idiler. (Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)
Tefhim-ul Kuran : Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemediler.
Ümit Şimşek : Sonra onu birkaç dirhem gibi az bir fiyata sattılar. Zira ona pek değer vermiyorlardı.
Yaşar Nuri Öztürk : Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}