» 43 / Zuhruf  13:

Kuran Sırası: 43
İniş Sırası: 63
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89

 » 43 / Zuhruf  Suresi: 13
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. لِتَسْتَوُوا (LTSTVVE) = litestevū : binmeniz için
2. عَلَىٰ (AL) = ǎlā : üzerine
3. ظُهُورِهِ (ƵHVRH) = Zuhūrihi : onların sırtları
4. ثُمَّ (S̃M) = ṧumme : sonra
5. تَذْكُرُوا (TZ̃KRVE) = teƶkurū : anmanız için
6. نِعْمَةَ (NAMT) = niǎ'mete : ni'metini
7. رَبِّكُمْ (RBKM) = rabbikum : Rabbinizin
8. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : zaman
9. اسْتَوَيْتُمْ (ESTVYTM) = steveytum : bindiğiniz
10. عَلَيْهِ (ALYH) = ǎleyhi : onlara
11. وَتَقُولُوا (VTGVLVE) = ve teḳūlū : ve (şöyle) demeniz için
12. سُبْحَانَ (SBḪEN) = subHāne : şanı yücedir
13. الَّذِي (ELZ̃Y) = lleƶī :
14. سَخَّرَ (SḢR) = seḣḣara : hizmetimize verenin
15. لَنَا (LNE) = lenā : bizim
16. هَٰذَا (HZ̃E) = hāƶā : bunu
17. وَمَا (VME) = ve mā : yoksa
18. كُنَّا (KNE) = kunnā : biz değildik
19. لَهُ (LH) = lehu : bunu
20. مُقْرِنِينَ (MGRNYN) = muḳrinīne : (hizmetimize) yanaştıracak
binmeniz için | üzerine | onların sırtları | sonra | anmanız için | ni'metini | Rabbinizin | zaman | bindiğiniz | onlara | ve (şöyle) demeniz için | şanı yücedir | | hizmetimize verenin | bizim | bunu | yoksa | biz değildik | bunu | (hizmetimize) yanaştıracak |

[SVY] [] [ƵHR] [] [Z̃KR] [NAM] [RBB] [] [SVY] [] [GVL] [SBḪ] [] [SḢR] [] [] [] [KVN] [] [GRN]
LTSTVVE AL ƵHVRH S̃M TZ̃KRVE NAMT RBKM ÎZ̃E ESTVYTM ALYH VTGVLVE SBḪEN ELZ̃Y SḢR LNE HZ̃E VME KNE LH MGRNYN

litestevū ǎlā Zuhūrihi ṧumme teƶkurū niǎ'mete rabbikum iƶā steveytum ǎleyhi ve teḳūlū subHāne lleƶī seḣḣara lenā hāƶā ve mā kunnā lehu muḳrinīne
لتستووا على ظهوره ثم تذكروا نعمة ربكم إذا استويتم عليه وتقولوا سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين

 » 43 / Zuhruf  Suresi: 13
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لتستووا س و ي | SVY LTSTVVE litestevū binmeniz için That you may sit firmly,
على | AL ǎlā üzerine on
ظهوره ظ ه ر | ƵHR ƵHVRH Zuhūrihi onların sırtları their backs,
ثم | S̃M ṧumme sonra then
تذكروا ذ ك ر | Z̃KR TZ̃KRVE teƶkurū anmanız için remember
نعمة ن ع م | NAM NAMT niǎ'mete ni'metini (the) favor
ربكم ر ب ب | RBB RBKM rabbikum Rabbinizin (of) your Lord
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
استويتم س و ي | SVY ESTVYTM steveytum bindiğiniz you sit firmly
عليه | ALYH ǎleyhi onlara on them
وتقولوا ق و ل | GVL VTGVLVE ve teḳūlū ve (şöyle) demeniz için and say,
سبحان س ب ح | SBḪ SBḪEN subHāne şanı yücedir """Glory be (to)"
الذي | ELZ̃Y lleƶī the One Who
سخر س خ ر | SḢR SḢR seḣḣara hizmetimize verenin (has) subjected
لنا | LNE lenā bizim to us
هذا | HZ̃E hāƶā bunu this,
وما | VME ve mā yoksa and not
كنا ك و ن | KVN KNE kunnā biz değildik we were
له | LH lehu bunu of it
مقرنين ق ر ن | GRN MGRNYN muḳrinīne (hizmetimize) yanaştıracak capable.

43:13 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

binmeniz için | üzerine | onların sırtları | sonra | anmanız için | ni'metini | Rabbinizin | zaman | bindiğiniz | onlara | ve (şöyle) demeniz için | şanı yücedir | | hizmetimize verenin | bizim | bunu | yoksa | biz değildik | bunu | (hizmetimize) yanaştıracak |

[SVY] [] [ƵHR] [] [Z̃KR] [NAM] [RBB] [] [SVY] [] [GVL] [SBḪ] [] [SḢR] [] [] [] [KVN] [] [GRN]
LTSTVVE AL ƵHVRH S̃M TZ̃KRVE NAMT RBKM ÎZ̃E ESTVYTM ALYH VTGVLVE SBḪEN ELZ̃Y SḢR LNE HZ̃E VME KNE LH MGRNYN

litestevū ǎlā Zuhūrihi ṧumme teƶkurū niǎ'mete rabbikum iƶā steveytum ǎleyhi ve teḳūlū subHāne lleƶī seḣḣara lenā hāƶā ve mā kunnā lehu muḳrinīne
لتستووا على ظهوره ثم تذكروا نعمة ربكم إذا استويتم عليه وتقولوا سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين

[س و ي] [] [ظ ه ر] [] [ذ ك ر] [ن ع م] [ر ب ب] [] [س و ي] [] [ق و ل] [س ب ح] [] [س خ ر] [] [] [] [ك و ن] [] [ق ر ن]

 » 43 / Zuhruf  Suresi: 13
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
لتستووا س و ي | SVY LTSTVVE litestevū binmeniz için That you may sit firmly,
Lam,Te,Sin,Te,Vav,Vav,Elif,
30,400,60,400,6,6,1,
PRP – prefixed particle of purpose lām
V – 2nd person masculine plural (form VIII) imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
اللام لام التعليل
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
على | AL ǎlā üzerine on
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
ظهوره ظ ه ر | ƵHR ƵHVRH Zuhūrihi onların sırtları their backs,
Zı,He,Vav,Re,He,
900,5,6,200,5,
N – genitive masculine plural noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ثم | S̃M ṧumme sonra then
Se,Mim,
500,40,
CONJ – coordinating conjunction
حرف عطف
تذكروا ذ ك ر | Z̃KR TZ̃KRVE teƶkurū anmanız için remember
Te,Zel,Kef,Re,Vav,Elif,
400,700,20,200,6,1,
V – 2nd person masculine plural imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
نعمة ن ع م | NAM NAMT niǎ'mete ni'metini (the) favor
Nun,Ayn,Mim,Te merbuta,
50,70,40,400,
N – accusative feminine noun
اسم منصوب
ربكم ر ب ب | RBB RBKM rabbikum Rabbinizin (of) your Lord
Re,Be,Kef,Mim,
200,2,20,40,
N – genitive masculine noun
PRON – 2nd person masculine plural possessive pronoun
اسم مجرور والكاف ضمير متصل في محل جر بالاضافة
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
استويتم س و ي | SVY ESTVYTM steveytum bindiğiniz you sit firmly
Elif,Sin,Te,Vav,Ye,Te,Mim,
1,60,400,6,10,400,40,
V – 2nd person masculine plural (form VIII) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل
عليه | ALYH ǎleyhi onlara on them
Ayn,Lam,Ye,He,
70,30,10,5,
P – preposition
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
جار ومجرور
وتقولوا ق و ل | GVL VTGVLVE ve teḳūlū ve (şöyle) demeniz için and say,
Vav,Te,Gaf,Vav,Lam,Vav,Elif,
6,400,100,6,30,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 2nd person masculine plural imperfect verb, subjunctive mood
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل مضارع منصوب والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
سبحان س ب ح | SBḪ SBḪEN subHāne şanı yücedir """Glory be (to)"
Sin,Be,Ha,Elif,Nun,
60,2,8,1,50,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
الذي | ELZ̃Y lleƶī the One Who
Elif,Lam,Zel,Ye,
1,30,700,10,
REL – masculine singular relative pronoun
اسم موصول
سخر س خ ر | SḢR SḢR seḣḣara hizmetimize verenin (has) subjected
Sin,Hı,Re,
60,600,200,
V – 3rd person masculine singular (form II) perfect verb
فعل ماض
لنا | LNE lenā bizim to us
Lam,Nun,Elif,
30,50,1,
P – prefixed preposition lām
PRON – 1st person plural personal pronoun
جار ومجرور
هذا | HZ̃E hāƶā bunu this,
He,Zel,Elif,
5,700,1,
DEM – masculine singular demonstrative pronoun
اسم اشارة
وما | VME ve mā yoksa and not
Vav,Mim,Elif,
6,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
NEG – negative particle
الواو عاطفة
حرف نفي
كنا ك و ن | KVN KNE kunnā biz değildik we were
Kef,Nun,Elif,
20,50,1,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
له | LH lehu bunu of it
Lam,He,
30,5,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
مقرنين ق ر ن | GRN MGRNYN muḳrinīne (hizmetimize) yanaştıracak capable.
Mim,Gaf,Re,Nun,Ye,Nun,
40,100,200,50,10,50,
N – accusative masculine plural (form IV) active participle
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |لِتَسْتَوُوا: binmeniz için | عَلَىٰ: üzerine | ظُهُورِهِ: onların sırtları | ثُمَّ: sonra | تَذْكُرُوا: anmanız için | نِعْمَةَ: ni'metini | رَبِّكُمْ: Rabbinizin | إِذَا: zaman | اسْتَوَيْتُمْ: bindiğiniz | عَلَيْهِ: onlara | وَتَقُولُوا: ve (şöyle) demeniz için | سُبْحَانَ: şanı yücedir | الَّذِي: | سَخَّرَ: hizmetimize verenin | لَنَا: bizim | هَٰذَا: bunu | وَمَا: yoksa | كُنَّا: biz değildik | لَهُ: bunu | مُقْرِنِينَ: (hizmetimize) yanaştıracak |
Kırık Meal (Harekesiz) : |لتستووا LTSTWWE binmeniz için | على AL üzerine | ظهوره ƵHWRH onların sırtları | ثم S̃M sonra | تذكروا TZ̃KRWE anmanız için | نعمة NAMT ni'metini | ربكم RBKM Rabbinizin | إذا ÎZ̃E zaman | استويتم ESTWYTM bindiğiniz | عليه ALYH onlara | وتقولوا WTGWLWE ve (şöyle) demeniz için | سبحان SBḪEN şanı yücedir | الذي ELZ̃Y | سخر SḢR hizmetimize verenin | لنا LNE bizim | هذا HZ̃E bunu | وما WME yoksa | كنا KNE biz değildik | له LH bunu | مقرنين MGRNYN (hizmetimize) yanaştıracak |
Kırık Meal (Okunuş) : |litestevū: binmeniz için | ǎlā: üzerine | Zuhūrihi: onların sırtları | ṧumme: sonra | teƶkurū: anmanız için | niǎ'mete: ni'metini | rabbikum: Rabbinizin | iƶā: zaman | steveytum: bindiğiniz | ǎleyhi: onlara | ve teḳūlū: ve (şöyle) demeniz için | subHāne: şanı yücedir | lleƶī: | seḣḣara: hizmetimize verenin | lenā: bizim | hāƶā: bunu | ve mā: yoksa | kunnā: biz değildik | lehu: bunu | muḳrinīne: (hizmetimize) yanaştıracak |
Kırık Meal (Transcript) : |LTSTVVE: binmeniz için | AL: üzerine | ƵHVRH: onların sırtları | S̃M: sonra | TZ̃KRVE: anmanız için | NAMT: ni'metini | RBKM: Rabbinizin | ÎZ̃E: zaman | ESTVYTM: bindiğiniz | ALYH: onlara | VTGVLVE: ve (şöyle) demeniz için | SBḪEN: şanı yücedir | ELZ̃Y: | SḢR: hizmetimize verenin | LNE: bizim | HZ̃E: bunu | VME: yoksa | KNE: biz değildik | LH: bunu | MGRNYN: (hizmetimize) yanaştıracak |
Abdulbaki Gölpınarlı : Binip oturun da sonra onların üstünde doğruldunuz mu Rabbinizin nîmetini anın ve yücedir, münezzehtir noksan sıfatlardan o mâbut ki râm etmiştir bunu bize, yoksa biz, zaptedemezdik onu deyin diye.
Adem Uğur : Ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
Ahmed Hulusi : Ki, sırtlarına kurulasınız, sonra onun üzerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini zikredesiniz ve: "Bunu bize kullandıran Subhandır! (Yoksa) biz bunu değerlendiremezdik" diyesiniz.
Ahmet Tekin : Onların sırtlarına binip, Rabbinizin ihsan ettiği nimetlerini anarak üzerlerine yerleşince: 'Emrine boyun eğdirerek bunu, bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik.' dersiniz.
Ahmet Varol : Onların sırtlarına binmeniz sonra onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini anmanız ve (şöyle) demeniz için: 'Bunu bize boyun eğdiren (Allah)'ın şanı pek yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık.
Ali Bulaç : Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için.
Ali Fikri Yavuz : Ki, sırtlarında kurulasınız, sonra da üzerlerine kurulunca Rabbinizin nimetini hatırlayıp şöyle diyesiniz: “- Bunları bizim hizmetimize bağlıyan Allah’ın şanı ne yücedir! O bütün noksanlıklardan münezzehtir. Yoksa biz, bunlara güç yetiremezdik;
Bekir Sadak : (12-14) Her sinif varligi yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmistir. Butun bunlar; uzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunlari buyrugumuza veren ne yucedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; suphesiz Rabbimize dnecegiz» demeniz icindir.
Celal Yıldırım : Sırtlarına binip doğrulmanız, sonra da üzerlerinde iyice kurulunca Rabbınızın nîmetini hatırlamanız ve «bunu bizim buyruğumuza verip baş eğdiren (Allah) yücedir, münezzehtir ; yoksa biz ona yanaşamazdık» demeniz için var kılınmıştır.
Diyanet İşleri : (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.
Diyanet İşleri (eski) : (12-14) Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: 'Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz' demeniz içindir.
Diyanet Vakfi : (12-13) Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
Edip Yüksel : Ki onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz: 'Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık.'
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: «Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ki, sırtlarına kurulasınız sonra üzerlerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz: «Ne yücedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermiş; yoksa biz bunu yanaştıramazdık (kendimize boyun eğdiremezdik).
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki sırtlarına kurulasınız, sonra üzerine kurulduğunuzda rabbınızın ni'metini anıp diyesiniz: tenzih o sübhâne ki bunu bize müsahhar kılmış, yoksa biz bunu yanaştıramazdık
Fizilal-il Kuran : Böylece onların sırtına binip, üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak «Bunu bizim hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik» demeniz içindir.
Gültekin Onan : Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren (Tanrı) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için.
Hakkı Yılmaz : (12-14) Ve O, bütün eşleri oluşturdu ve siz onların sırtına binip üzerlerine yerleşirsiniz. Sonra onun üzerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak: “Bunları bizim hizmetimize veren/ bunları yararlanacağımız özelliklerde yaratan Allah eksikliklerden arınıktır. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz de yalnızca Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti.
Hasan Basri Çantay : (13-14) Tâki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince (kalblerinizle) Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve (dilinizle de) «Bunları bize râmeden Allahın şânı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz», diyesiniz.
Hayrat Neşriyat : (13-14) Tâ ki, onların sırtlarına kurulasınız; sonra üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin ni'metini anarak: 'Münezzehtir O (Allah) ki, bunu bize itâatkâr kıldı; yoksa (biz)buna güç yetirici kimseler değildik; çünki şübhesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız' diyesiniz.
İbni Kesir : Ta ki bunların üzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak: Bunları bize müsahhar kılan ne yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
İskender Evrenosoğlu : Onların sırtlarına yerleşmeniz için. Sonra onun üzerine yerleştiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini zikredin! Ve: “Bunu bize musahhar (emrimize amade) kılan (Allah) Sübhan'dır. Ve biz, O'na (kendimiz) güç yetiremezdik.” deyin!
Muhammed Esed : böyle yapar ki onlara hükmedesiniz ve ne zaman onlardan yararlanırsanız Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp "(Bütün) bunları bizim hizmetimize veren O ne yücedir, çünkü (O olmasaydı) biz bunu elde edemezdik;
Ömer Nasuhi Bilmen : Tâ ki, sırtlarında yerleşip oturasınız. Sonra onun üzerine yerleştiğiniz zaman Rabbinizin nîmetini düşünesiniz ve diyesiniz ki: «Bunu bize musahhar eden Rabbimizin şanı pek yücedir. Halbuki, biz bunu zabtedebilenler değil idik.»
Ömer Öngüt : Ki onların sırtlarına binesiniz. Sonra üzerlerine kurulduğunuzda Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve: "Bunu bizim emrimize vereni tesbih ederiz. Yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi. " diyesiniz.
Şaban Piriş : (13-14) Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..
Suat Yıldırım : (13-14) Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz."
Süleyman Ateş : Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allâh)ın şânı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık."
Tefhim-ul Kuran : Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra onlara binip doğrulduğunuz zaman da, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: «Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık» demeniz için.
Ümit Şimşek : Bu sayede onların sırtlarına kurulursunuz. Onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini hatırlayın ve deyin ki: 'Her türlü kusurdan yücedir o Allah ki bunu bizim hizmetimize verdi. Yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.
Yaşar Nuri Öztürk : Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayıp da şöyle diyesiniz: "Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}