» 19 / Meryem  75:

Kuran Sırası: 19
İniş Sırası: 44
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98

 » 19 / Meryem  Suresi: 75
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. قُلْ (GL) = ḳul : de ki
2. مَنْ (MN) = men : kim
3. كَانَ (KEN) = kāne : ise
4. فِي (FY) = fī : içinde
5. الضَّلَالَةِ (ELŽLELT) = D-Delāleti : sapıklık
6. فَلْيَمْدُدْ (FLYMD̃D̃) = felyemdud : süre versin
7. لَهُ (LH) = lehu : ona
8. الرَّحْمَٰنُ (ELRḪMN) = r-raHmānu : Rahman
9. مَدًّا (MD̃E) = medden : bi süre
10. حَتَّىٰ (ḪT) = Hattā : nihayet
11. إِذَا (ÎZ̃E) = iƶā : zaman
12. رَأَوْا (RÊVE) = raev : gördükleri
13. مَا (ME) = mā : şeyleri
14. يُوعَدُونَ (YVAD̃VN) = yūǎdūne : va'dedildikleri
15. إِمَّا (ÎME) = immā : ya
16. الْعَذَابَ (ELAZ̃EB) = l-ǎƶābe : azabı
17. وَإِمَّا (VÎME) = veimmā : veya
18. السَّاعَةَ (ELSEAT) = s-sāǎte : (duruşma) sa'ati(ni)
19. فَسَيَعْلَمُونَ (FSYALMVN) = feseyeǎ'lemūne : bileceklerdir
20. مَنْ (MN) = men : kimin
21. هُوَ (HV) = huve : o
22. شَرٌّ (ŞR) = şerrun : daha kötüdür
23. مَكَانًا (MKENE) = mekānen : mekanı
24. وَأَضْعَفُ (VÊŽAF) = ve eD'ǎfu : ve daha zayıftır
25. جُنْدًا (CND̃E) = cunden : adamları
de ki | kim | ise | içinde | sapıklık | süre versin | ona | Rahman | bi süre | nihayet | zaman | gördükleri | şeyleri | va'dedildikleri | ya | azabı | veya | (duruşma) sa'ati(ni) | bileceklerdir | kimin | o | daha kötüdür | mekanı | ve daha zayıftır | adamları |

[GVL] [] [KVN] [] [ŽLL] [MD̃D̃] [] [RḪM] [MD̃D̃] [] [] [REY] [] [VAD̃] [] [AZ̃B] [] [SVA] [ALM] [] [] [ŞRR] [KVN] [ŽAF] [CND̃]
GL MN KEN FY ELŽLELT FLYMD̃D̃ LH ELRḪMN MD̃E ḪT ÎZ̃E RÊVE ME YVAD̃VN ÎME ELAZ̃EB VÎME ELSEAT FSYALMVN MN HV ŞR MKENE VÊŽAF CND̃E

ḳul men kāne D-Delāleti felyemdud lehu r-raHmānu medden Hattā iƶā raev yūǎdūne immā l-ǎƶābe veimmā s-sāǎte feseyeǎ'lemūne men huve şerrun mekānen ve eD'ǎfu cunden
قل من كان في الضلالة فليمدد له الرحمن مدا حتى إذا رأوا ما يوعدون إما العذاب وإما الساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا

 » 19 / Meryem  Suresi: 75
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قل ق و ل | GVL GL ḳul de ki Say,
من | MN men kim """Whoever"
كان ك و ن | KVN KEN kāne ise is
في | FY içinde in
الضلالة ض ل ل | ŽLL ELŽLELT D-Delāleti sapıklık [the] error,
فليمدد م د د | MD̃D̃ FLYMD̃D̃ felyemdud süre versin then surely will extend
له | LH lehu ona for him
الرحمن ر ح م | RḪM ELRḪMN r-raHmānu Rahman the Most Gracious
مدا م د د | MD̃D̃ MD̃E medden bi süre an extension,
حتى | ḪT Hattā nihayet until
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
رأوا ر ا ي | REY RÊVE raev gördükleri they see
ما | ME şeyleri what
يوعدون و ع د | VAD̃ YVAD̃VN yūǎdūne va'dedildikleri they were promised,
إما | ÎME immā ya either
العذاب ع ذ ب | AZ̃B ELAZ̃EB l-ǎƶābe azabı the punishment
وإما | VÎME veimmā veya or
الساعة س و ع | SVA ELSEAT s-sāǎte (duruşma) sa'ati(ni) the Hour,
فسيعلمون ع ل م | ALM FSYALMVN feseyeǎ'lemūne bileceklerdir then they will know
من | MN men kimin who
هو | HV huve o [he]
شر ش ر ر | ŞRR ŞR şerrun daha kötüdür (is) worst
مكانا ك و ن | KVN MKENE mekānen mekanı (in) position
وأضعف ض ع ف | ŽAF VÊŽAF ve eD'ǎfu ve daha zayıftır and weaker
جندا ج ن د | CND̃ CND̃E cunden adamları "(in) forces."""

19:75 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

de ki | kim | ise | içinde | sapıklık | süre versin | ona | Rahman | bi süre | nihayet | zaman | gördükleri | şeyleri | va'dedildikleri | ya | azabı | veya | (duruşma) sa'ati(ni) | bileceklerdir | kimin | o | daha kötüdür | mekanı | ve daha zayıftır | adamları |

[GVL] [] [KVN] [] [ŽLL] [MD̃D̃] [] [RḪM] [MD̃D̃] [] [] [REY] [] [VAD̃] [] [AZ̃B] [] [SVA] [ALM] [] [] [ŞRR] [KVN] [ŽAF] [CND̃]
GL MN KEN FY ELŽLELT FLYMD̃D̃ LH ELRḪMN MD̃E ḪT ÎZ̃E RÊVE ME YVAD̃VN ÎME ELAZ̃EB VÎME ELSEAT FSYALMVN MN HV ŞR MKENE VÊŽAF CND̃E

ḳul men kāne D-Delāleti felyemdud lehu r-raHmānu medden Hattā iƶā raev yūǎdūne immā l-ǎƶābe veimmā s-sāǎte feseyeǎ'lemūne men huve şerrun mekānen ve eD'ǎfu cunden
قل من كان في الضلالة فليمدد له الرحمن مدا حتى إذا رأوا ما يوعدون إما العذاب وإما الساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا

[ق و ل] [] [ك و ن] [] [ض ل ل] [م د د] [] [ر ح م] [م د د] [] [] [ر ا ي] [] [و ع د] [] [ع ذ ب] [] [س و ع] [ع ل م] [] [] [ش ر ر] [ك و ن] [ض ع ف] [ج ن د]

 » 19 / Meryem  Suresi: 75
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قل ق و ل | GVL GL ḳul de ki Say,
Gaf,Lam,
100,30,
V – 2nd person masculine singular imperative verb
فعل أمر
من | MN men kim """Whoever"
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
كان ك و ن | KVN KEN kāne ise is
Kef,Elif,Nun,
20,1,50,
V – 3rd person masculine singular perfect verb
فعل ماض
في | FY içinde in
Fe,Ye,
80,10,
P – preposition
حرف جر
الضلالة ض ل ل | ŽLL ELŽLELT D-Delāleti sapıklık [the] error,
Elif,Lam,Dad,Lam,Elif,Lam,Te merbuta,
1,30,800,30,1,30,400,
N – genitive feminine noun
اسم مجرور
فليمدد م د د | MD̃D̃ FLYMD̃D̃ felyemdud süre versin then surely will extend
Fe,Lam,Ye,Mim,Dal,Dal,
80,30,10,40,4,4,
REM – prefixed resumption particle
IMPV – prefixed imperative particle lām
V – 3rd person masculine singular imperfect verb, jussive mood
الفاء استئنافية
اللام لام الامر
فعل مضارع مجزوم
له | LH lehu ona for him
Lam,He,
30,5,
P – prefixed preposition lām
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
جار ومجرور
الرحمن ر ح م | RḪM ELRḪMN r-raHmānu Rahman the Most Gracious
Elif,Lam,Re,Ha,Mim,Nun,
1,30,200,8,40,50,
N – nominative masculine singular noun
اسم مرفوع
مدا م د د | MD̃D̃ MD̃E medden bi süre an extension,
Mim,Dal,Elif,
40,4,1,
N – accusative masculine indefinite verbal noun
اسم منصوب
حتى | ḪT Hattā nihayet until
Ha,Te,,
8,400,,
INC – inceptive particle
حرف ابتداء
إذا | ÎZ̃E iƶā zaman when
,Zel,Elif,
,700,1,
T – time adverb
ظرف زمان
رأوا ر ا ي | REY RÊVE raev gördükleri they see
Re,,Vav,Elif,
200,,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
ما | ME şeyleri what
Mim,Elif,
40,1,
REL – relative pronoun
اسم موصول
يوعدون و ع د | VAD̃ YVAD̃VN yūǎdūne va'dedildikleri they were promised,
Ye,Vav,Ayn,Dal,Vav,Nun,
10,6,70,4,6,50,
V – 3rd person masculine plural passive imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع مبني للمجهول والواو ضمير متصل في محل رفع نائب فاعل
إما | ÎME immā ya either
,Mim,Elif,
,40,1,
EXL – explanation particle
حرف تفصيل
العذاب ع ذ ب | AZ̃B ELAZ̃EB l-ǎƶābe azabı the punishment
Elif,Lam,Ayn,Zel,Elif,Be,
1,30,70,700,1,2,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
وإما | VÎME veimmā veya or
Vav,,Mim,Elif,
6,,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
EXL – explanation particle
الواو عاطفة
حرف تفصيل
الساعة س و ع | SVA ELSEAT s-sāǎte (duruşma) sa'ati(ni) the Hour,
Elif,Lam,Sin,Elif,Ayn,Te merbuta,
1,30,60,1,70,400,
N – accusative feminine noun
اسم منصوب
فسيعلمون ع ل م | ALM FSYALMVN feseyeǎ'lemūne bileceklerdir then they will know
Fe,Sin,Ye,Ayn,Lam,Mim,Vav,Nun,
80,60,10,70,30,40,6,50,
REM – prefixed resumption particle
FUT – prefixed future particle sa
V – 3rd person masculine plural imperfect verb
PRON – subject pronoun
الفاء استئنافية
حرف استقبال
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
من | MN men kimin who
Mim,Nun,
40,50,
REL – relative pronoun
اسم موصول
هو | HV huve o [he]
He,Vav,
5,6,
PRON – 3rd person masculine singular personal pronoun
ضمير منفصل
شر ش ر ر | ŞRR ŞR şerrun daha kötüdür (is) worst
Şın,Re,
300,200,
N – nominative masculine singular indefinite noun
اسم مرفوع
مكانا ك و ن | KVN MKENE mekānen mekanı (in) position
Mim,Kef,Elif,Nun,Elif,
40,20,1,50,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
وأضعف ض ع ف | ŽAF VÊŽAF ve eD'ǎfu ve daha zayıftır and weaker
Vav,,Dad,Ayn,Fe,
6,,800,70,80,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine singular noun
الواو عاطفة
اسم مرفوع
جندا ج ن د | CND̃ CND̃E cunden adamları "(in) forces."""
Cim,Nun,Dal,Elif,
3,50,4,1,
N – accusative masculine indefinite noun
اسم منصوب
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |قُلْ: de ki | مَنْ: kim | كَانَ: ise | فِي: içinde | الضَّلَالَةِ: sapıklık | فَلْيَمْدُدْ: süre versin | لَهُ: ona | الرَّحْمَٰنُ: Rahman | مَدًّا: bi süre | حَتَّىٰ: nihayet | إِذَا: zaman | رَأَوْا: gördükleri | مَا: şeyleri | يُوعَدُونَ: va'dedildikleri | إِمَّا: ya | الْعَذَابَ: azabı | وَإِمَّا: veya | السَّاعَةَ: (duruşma) sa'ati(ni) | فَسَيَعْلَمُونَ: bileceklerdir | مَنْ: kimin | هُوَ: o | شَرٌّ: daha kötüdür | مَكَانًا: mekanı | وَأَضْعَفُ: ve daha zayıftır | جُنْدًا: adamları |
Kırık Meal (Harekesiz) : |قل GL de ki | من MN kim | كان KEN ise | في FY içinde | الضلالة ELŽLELT sapıklık | فليمدد FLYMD̃D̃ süre versin | له LH ona | الرحمن ELRḪMN Rahman | مدا MD̃E bi süre | حتى ḪT nihayet | إذا ÎZ̃E zaman | رأوا RÊWE gördükleri | ما ME şeyleri | يوعدون YWAD̃WN va'dedildikleri | إما ÎME ya | العذاب ELAZ̃EB azabı | وإما WÎME veya | الساعة ELSEAT (duruşma) sa'ati(ni) | فسيعلمون FSYALMWN bileceklerdir | من MN kimin | هو HW o | شر ŞR daha kötüdür | مكانا MKENE mekanı | وأضعف WÊŽAF ve daha zayıftır | جندا CND̃E adamları |
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳul: de ki | men: kim | kāne: ise | : içinde | D-Delāleti: sapıklık | felyemdud: süre versin | lehu: ona | r-raHmānu: Rahman | medden: bi süre | Hattā: nihayet | iƶā: zaman | raev: gördükleri | : şeyleri | yūǎdūne: va'dedildikleri | immā: ya | l-ǎƶābe: azabı | veimmā: veya | s-sāǎte: (duruşma) sa'ati(ni) | feseyeǎ'lemūne: bileceklerdir | men: kimin | huve: o | şerrun: daha kötüdür | mekānen: mekanı | ve eD'ǎfu: ve daha zayıftır | cunden: adamları |
Kırık Meal (Transcript) : |GL: de ki | MN: kim | KEN: ise | FY: içinde | ELŽLELT: sapıklık | FLYMD̃D̃: süre versin | LH: ona | ELRḪMN: Rahman | MD̃E: bi süre | ḪT: nihayet | ÎZ̃E: zaman | RÊVE: gördükleri | ME: şeyleri | YVAD̃VN: va'dedildikleri | ÎME: ya | ELAZ̃EB: azabı | VÎME: veya | ELSEAT: (duruşma) sa'ati(ni) | FSYALMVN: bileceklerdir | MN: kimin | HV: o | ŞR: daha kötüdür | MKENE: mekanı | VÊŽAF: ve daha zayıftır | CND̃E: adamları |
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Kim sapıklıktaysa rahman, onun sapıklığını uzattıkça uzatır da sonunda azâp olsun, kıyâmet olsun, kendilerine vaat olunan şeyi görür bu çeşit adamlar ve görünce de bilirler kimin yurdu daha hayırlıymış ve kimin kuvveti daha zayıf.
Adem Uğur : De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi) veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Ahmed Hulusi : De ki: "Kim dalâlette ise, Rahman ona mühletini uzatsın! Nihayet kendilerine vadolunanı -azabı veya o saati (ölümü veya kıyametin kopuşunu)- görecekleri zaman, kim daha şerrli ve ordusu itibarıyla kim daha zayıf, anlayacaklar!"
Ahmet Tekin : 'Kim hak yoldan uzak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederek başına buyruk bir hayat içindeyse, rahmet sahibi Rahman olan Allah, tehdit edildikleri azâbı, yenilgiyi veya kıyametin kopacağı ânı görecekleri zamana kadar ona mühlet versin. İşte o zaman, kimin mevkiinin daha kötü olduğunu, kimin askerî erkânının, ordusunun daha zayıf olduğunu öğrenecekler.' de.
Ahmet Varol : De ki: Dini inkâr edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar? Ama işin sonunda, onlar kendilerine vâd olunan azabı veya kıyameti görünce işte o zaman öğrenecekler: kimmiş mevkii daha düşük ve kimmiş asker ve maiyyeti daha zayıf!
Ali Bulaç : De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm), onlara de ki: “Kim dalâlette (küfürde) ise, Rahman ona mal ve evlâdca ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet vaad olundukları azabı gördükleri vakit - Ya dünyada müslümanlar tarafından öldürülmeyi, yahut kıyamet günü Cehennem’i - artık bilecekler ki, kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Bekir Sadak : De ki: «Sapiklikta olani Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabi ya da kiyamet gununu gordukleri zaman onlar kimin yerinin daha kotu ve taraftarlarinin daha gucsuz oldugunu bilecektir.»
Celal Yıldırım : De ki: Kim sapıklıkta bulunursa, Rahman (olan Allah) onun ipini uzattıkça uzatsın (ama) sonunda onlar kendilerine va'dolunan azabı ya da Kıyâmet'i görünce, kimin makamca daha fena, askerce daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Diyanet İşleri : (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Diyanet İşleri (eski) : De ki: 'Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir.'
Diyanet Vakfi : De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi), veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Edip Yüksel : De ki, 'Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya dünyanın sonunu görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler.'
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlara de ki: «Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Kim sapıklık içinde ise, çok esirgeyici Allah, ona istediği kadar mühlet versin; nihayet va'dolundukları şeyi, ya azabı yada kıyameti gördükleri zaman kimin mevkisinin daha kötü ve iradesinin daha zayıf olduğunu bilecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki: kim dalâlette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azâb veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; «rahmeti bol olan Allah sapık yolda olanlara ne kadar geniş maddi imkân verirse versin, sonunda tehdit edildikleri somut azab ile ya da kıyamet günü ile yüzyüze geldiklerinde nasıl olsa kimin sosyal konumunun daha düşük ve kimin askeri gücünün daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.»
Gültekin Onan : De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman, ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine vaadedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
Hakkı Yılmaz : De ki: “Kim sapıklık içinde olursa, Rahmân [yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah], ona uzattıkça uzatır/süre tanır. Sonunda kendilerine vaat edileni [azabı veya kıyâmetin kopuşunu] gördükleri vakit, artık onlar kimin makamca-mevkice daha şerli ve askerce [destekçe, kuvvetçe] daha zayıf olduğunu bilecektir.
Hasan Basri Çantay : De ki: «Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemâati (ve yardımcıları) daha zaîf imiş, bileceklerdir.
Hayrat Neşriyat : De ki: 'Kim dalâlette ise, o takdirde Rahmân ona ne kadar mühlet verirse versin; nihâyet kendilerine va'd edileni, ya (dünyadaki) azâbı ya da kıyâmeti gördükleri zaman, artık kimin yer cihetiyle daha kötü ve tarafdarca daha zayıf olduğunu yakında bileceklerdir.'
İbni Kesir : De ki: Rahman; sapıklıkta olanın günlerinin uzunluğunu uzattıkça uzatır. Nihayet tehdit edildikleri azabı veya kıyamet gününü gördükleri zaman; kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bileceklerdir.
İskender Evrenosoğlu : De ki: “Kim dalâlette ise o zaman onlar ya vaadolundukları azabı veya o saati (kıyâmeti) görene kadar Rahmân, ona zamanı uzatarak mühlet verir.” Böylece kimin mekân bakımından daha şerrli ve yardım bakımından daha zayıf olduğunu yakında bilecekler.
Muhammed Esed : De ki: "Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip uzatabilir!" (Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler,) ta ki, önceden uyarıldıkları (bu dünyadaki) azabı, ya da Son Saat(in gelip çatmasını) görünceye kadar: Çünkü o zaman (bu iki insan topluluğundan) varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar.
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Her kim sapıklık içinde ise onun için Rahmân uzattıkça uzatsın (onlara dilediklerini versin) ne ehemmiyeti var! Vaktâ ki, vaadolunduklarını, ya azabı veya Kıyamet gününü görürler, artık mekanca daha şerli ve yardımcılarca daha zayıf kim olduğunu bilmiş olacaklardır.»
Ömer Öngüt : De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahman onun günlerini uzattıkça uzatsın! Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, ya da kıyamet gününü gördükleri zaman, kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu bileceklerdir!”
Şaban Piriş : De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Suat Yıldırım : De ki: Dini inkâr edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar? Ama işin sonunda, onlar kendilerine vâd olunan azabı veya kıyameti görünce işte o zaman öğrenecekler: kimmiş mevkii daha düşük ve kimmiş asker ve maiyyeti daha zayıf!
Süleyman Ateş : De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahmân ona süre versin (ne çıkar). Nihâyet va'dedildiklerini -azâbı veya (Duruşma) sâ'ati(ni)- gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
Ümit Şimşek : De ki: Sapıklıkta olana Rahmân ne kadar mühlet verirse versin; kendilerine vaad olunan şeyi-ister azap olsun, ister kıyamet-gördüklerinde öğrenecekler kimin mevkii daha kötü, kimin ordusu daha zayıfmış!
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekânca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}