» 42 / Sûrâ  38:

Kuran Sırası: 42
İniş Sırası: 62
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 38
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَالَّذِينَ (VELZ̃YN) = velleƶīne : ve
2. اسْتَجَابُوا (ESTCEBVE) = stecābū : çağrısına gelirler
3. لِرَبِّهِمْ (LRBHM) = lirabbihim : Rableri için
4. وَأَقَامُوا (VÊGEMVE) = ve eḳāmū : ve -doğrulur
5. الصَّلَاةَ (ELṦLET) = S-Salāte : SaLâTe/Desteğe-
6. وَأَمْرُهُمْ (VÊMRHM) = ve emruhum : ve emrederler
7. شُورَىٰ (ŞVR) = şūrā : danışmayı
8. بَيْنَهُمْ (BYNHM) = beynehum : aralarında
9. وَمِمَّا (VMME) = ve mimmā : ve -şeylerden
10. رَزَقْنَاهُمْ (RZGNEHM) = razeḳnāhum : rızıklandırıldıkları-
11. يُنْفِقُونَ (YNFGVN) = yunfiḳūne : harcarlar
ve | çağrısına gelirler | Rableri için | ve -doğrulur | SaLâTe/Desteğe- | ve emrederler | danışmayı | aralarında | ve -şeylerden | rızıklandırıldıkları- | harcarlar |

[] [CVB] [RBB] [GVM] [ṦLV] [EMR] [ŞVR] [BYN] [] [RZG] [NFG]
VELZ̃YN ESTCEBVE LRBHM VÊGEMVE ELṦLET VÊMRHM ŞVR BYNHM VMME RZGNEHM YNFGVN

velleƶīne stecābū lirabbihim ve eḳāmū S-Salāte ve emruhum şūrā beynehum ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne
والذين استجابوا لربهم وأقاموا الصلاة وأمرهم شورى بينهم ومما رزقناهم ينفقون

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 38
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
والذين | VELZ̃YN velleƶīne ve And those who
استجابوا ج و ب | CVB ESTCEBVE stecābū çağrısına gelirler respond
لربهم ر ب ب | RBB LRBHM lirabbihim Rableri için to their Lord
وأقاموا ق و م | GVM VÊGEMVE ve eḳāmū ve -doğrulur and establish
الصلاة ص ل و | ṦLV ELṦLET S-Salāte SaLâTe/Desteğe- prayer
وأمرهم ا م ر | EMR VÊMRHM ve emruhum ve emrederler and their affairs
شورى ش و ر | ŞVR ŞVR şūrā danışmayı (are conducted by) consultation
بينهم ب ي ن | BYN BYNHM beynehum aralarında among them,
ومما | VMME ve mimmā ve -şeylerden and from what
رزقناهم ر ز ق | RZG RZGNEHM razeḳnāhum rızıklandırıldıkları- We have provided them
ينفقون ن ف ق | NFG YNFGVN yunfiḳūne harcarlar they spend,

42:38 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

ve | çağrısına gelirler | Rableri için | ve -doğrulur | SaLâTe/Desteğe- | ve emrederler | danışmayı | aralarında | ve -şeylerden | rızıklandırıldıkları- | harcarlar |

[] [CVB] [RBB] [GVM] [ṦLV] [EMR] [ŞVR] [BYN] [] [RZG] [NFG]
VELZ̃YN ESTCEBVE LRBHM VÊGEMVE ELṦLET VÊMRHM ŞVR BYNHM VMME RZGNEHM YNFGVN

velleƶīne stecābū lirabbihim ve eḳāmū S-Salāte ve emruhum şūrā beynehum ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne
والذين استجابوا لربهم وأقاموا الصلاة وأمرهم شورى بينهم ومما رزقناهم ينفقون

[] [ج و ب] [ر ب ب] [ق و م] [ص ل و] [ا م ر] [ش و ر] [ب ي ن] [] [ر ز ق] [ن ف ق]

 » 42 / Sûrâ  Suresi: 38
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
والذين | VELZ̃YN velleƶīne ve And those who
Vav,Elif,Lam,Zel,Ye,Nun,
6,1,30,700,10,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
REL – masculine plural relative pronoun
الواو عاطفة
اسم موصول
استجابوا ج و ب | CVB ESTCEBVE stecābū çağrısına gelirler respond
Elif,Sin,Te,Cim,Elif,Be,Vav,Elif,
1,60,400,3,1,2,6,1,
V – 3rd person masculine plural (form X) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
لربهم ر ب ب | RBB LRBHM lirabbihim Rableri için to their Lord
Lam,Re,Be,He,Mim,
30,200,2,5,40,
P – prefixed preposition lām
N – genitive masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
جار ومجرور و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
وأقاموا ق و م | GVM VÊGEMVE ve eḳāmū ve -doğrulur and establish
Vav,,Gaf,Elif,Mim,Vav,Elif,
6,,100,1,40,6,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person masculine plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
الواو عاطفة
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
الصلاة ص ل و | ṦLV ELṦLET S-Salāte SaLâTe/Desteğe- prayer
Elif,Lam,Sad,Lam,Elif,Te merbuta,
1,30,90,30,1,400,
N – accusative feminine noun
اسم منصوب
وأمرهم ا م ر | EMR VÊMRHM ve emruhum ve emrederler and their affairs
Vav,,Mim,Re,He,Mim,
6,,40,200,5,40,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
N – nominative masculine noun
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
الواو عاطفة
اسم مرفوع و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
شورى ش و ر | ŞVR ŞVR şūrā danışmayı (are conducted by) consultation
Şın,Vav,Re,,
300,6,200,,
N – nominative masculine noun
اسم مرفوع
بينهم ب ي ن | BYN BYNHM beynehum aralarında among them,
Be,Ye,Nun,He,Mim,
2,10,50,5,40,
LOC – accusative location adverb
PRON – 3rd person masculine plural possessive pronoun
ظرف مكان منصوب و«هم» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
ومما | VMME ve mimmā ve -şeylerden and from what
Vav,Mim,Mim,Elif,
6,40,40,1,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – preposition
REL – relative pronoun
الواو عاطفة
حرف جر
اسم موصول
رزقناهم ر ز ق | RZG RZGNEHM razeḳnāhum rızıklandırıldıkları- We have provided them
Re,Ze,Gaf,Nun,Elif,He,Mim,
200,7,100,50,1,5,40,
V – 1st person plural perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 3rd person masculine plural object pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل و«هم» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
ينفقون ن ف ق | NFG YNFGVN yunfiḳūne harcarlar they spend,
Ye,Nun,Fe,Gaf,Vav,Nun,
10,50,80,100,6,50,
V – 3rd person masculine plural (form IV) imperfect verb
PRON – subject pronoun
فعل مضارع والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَالَّذِينَ: ve | اسْتَجَابُوا: çağrısına gelirler | لِرَبِّهِمْ: Rableri için | وَأَقَامُوا: ve -doğrulur | الصَّلَاةَ: SaLâTe/Desteğe- | وَأَمْرُهُمْ: ve emrederler | شُورَىٰ: danışmayı | بَيْنَهُمْ: aralarında | وَمِمَّا: ve -şeylerden | رَزَقْنَاهُمْ: rızıklandırıldıkları- | يُنْفِقُونَ: harcarlar |
Kırık Meal (Harekesiz) : |والذين WELZ̃YN ve | استجابوا ESTCEBWE çağrısına gelirler | لربهم LRBHM Rableri için | وأقاموا WÊGEMWE ve -doğrulur | الصلاة ELṦLET SaLâTe/Desteğe- | وأمرهم WÊMRHM ve emrederler | شورى ŞWR danışmayı | بينهم BYNHM aralarında | ومما WMME ve -şeylerden | رزقناهم RZGNEHM rızıklandırıldıkları- | ينفقون YNFGWN harcarlar |
Kırık Meal (Okunuş) : |velleƶīne: ve | stecābū: çağrısına gelirler | lirabbihim: Rableri için | ve eḳāmū: ve -doğrulur | S-Salāte: SaLâTe/Desteğe- | ve emruhum: ve emrederler | şūrā: danışmayı | beynehum: aralarında | ve mimmā: ve -şeylerden | razeḳnāhum: rızıklandırıldıkları- | yunfiḳūne: harcarlar |
Kırık Meal (Transcript) : |VELZ̃YN: ve | ESTCEBVE: çağrısına gelirler | LRBHM: Rableri için | VÊGEMVE: ve -doğrulur | ELṦLET: SaLâTe/Desteğe- | VÊMRHM: ve emrederler | ŞVR: danışmayı | BYNHM: aralarında | VMME: ve -şeylerden | RZGNEHM: rızıklandırıldıkları- | YNFGVN: harcarlar |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve Rablerinin dâvetine icâbet edenlere ve namaz kılanlara ve işlerini, aralarında danışarak yapanlara ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını ayırıp yoksulları doyuranlara, hayra harcayanlara.
Adem Uğur : Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.
Ahmed Hulusi : Onlar ki Rablerine icabet edip salâtı ikame ederler; işleri, aralarında istişare ederek çözerler. . . Kendilerini beslediğimiz şeylerden de infak ederler. . .
Ahmet Tekin : İman edenler, Rablerinin davetini kabul edenler, namazı âdâbına riâyet ederek aksatmadan âşikâre kılanlar, işlerini, kurulu düzenlerini, devletlerini, ekonomilerini, savunmalarını, sosyal hayatlarını aralarında, meclislerinde istişâre ile karar vererek yürütenler, kararlarını istişâre ile alanlar, yönetime katılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten, Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenlerdir.
Ahmet Varol : Rablerinin çağrısına uyar ve namazı kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar.
Ali Bulaç : Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
Ali Fikri Yavuz : O kimselerdir ki, Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında danışıklıdır. Kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
Bekir Sadak : (36-38) Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatinin bir gecimligidir. Allah katinda olan; inanip Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasizliklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagislayanlar, Rablerinin cagrisina cevap verenler ve namaz kilanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onlarin isleri aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da sarfederler.
Celal Yıldırım : Rablarının çağrısına olumlu cevap verenler; namazı dosdoğru kılanlar; işleri kendi aralarında danışma İle çözenler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (Allah için) harcayanlar;
Diyanet İşleri : (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Diyanet İşleri (eski) : (36-38) Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Diyanet Vakfi : Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.
Edip Yüksel : Onlar, Rab'lerinin çağrısına karşılık verirler, namazı gözetirler, işlerini aralarında danışma ile kararlaştırırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan yardım için verirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlar, Rablerinin davetini kabul etmekte ve namazı kılmaktalar; buyrukları aralarında danışıklıdır (işlerini de aralarında danışarak çözerler) kendilerine verdiğimiz rızıklardan başkalarına dağıtırlar;
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve onlar ki rabları için da'vete icâbet etmekte ve namazı kılmaktadırlar, buyurukları da aralarında şurâdır (danışıklıdır), kendilerine kısmet ettiğimiz rızıklardan onlar masraf da verirler
Fizilal-il Kuran : Rabb'lerinin çağrısına gelirler, namaz kılarlar. Onların işleri aralarında danışma (İstişare) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Gültekin Onan : Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, buyrukları kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
Hakkı Yılmaz : (36-39) "İşte, size verilen herhangi bir şey, basit dünya hayatının kazanımıdır. Sadece dünya hayatının geçici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar [nimetler, ödüller] ise; iman etmiş ve sadece Rablerine işin sonucunu havale eden kimseler için, günahın büyüklerinden ve hayâsızlıktan kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan kimseler için, Rablerinin çağrısına cevap veren, salâtı ikame eden [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturan-ayakta tutan], işleri de kendi aralarında Şura; “işin en iyi yanını ortaklaşa bulup ortaya çıkarma” olan, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden Allah yolunda harcarlar/ başta yakınları olmak üzere başkalarının nafakalarını temin eden kimseler için ve kendilerine bir haksızlık ve saldırı isabet ettiği zaman birbirleriyle yardımlaşan/ intikam alan kimseler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. "
Hasan Basri Çantay : (36-37-38-39) Size verilen şey dünyâ hayaatının (geçici birer) fâidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) îman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günâhlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhîd ve ibâdete âid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha tâat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.
Hayrat Neşriyat : Ve onlar ki, Rablerin(in da'vetin)e icâbet ederler ve namazı hakkıyla edâ ederler. Onların işleri ise, aralarında şûrâdır (istişâre iledir). Ve (onlar) kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.
İbni Kesir : Ve Rabblarına icabet edenler, namaz kılanlar içindir. Onların işleri aralarında şura iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler.
İskender Evrenosoğlu : Ve onlar, Rab'lerine icabet ederler ve namazı kılarlar. Ve onlar, işlerini aralarında toplanıp istişare ederler. Ve onları rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler.
Muhammed Esed : Rablerinin (çağrısına) karşılık verenler ve namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar (için); ve (bütün ortak meselelerini) aralarında danışma ile karara bağlayanlar (için); ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden başkalarına harcayanlar (için);
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve o kimseler için ki Rablerine icabette bulundular ve namazı dosdoğru kıldılar ve onların işleri aralarında meşveret iledir ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden infakta bulunurlar.
Ömer Öngüt : Rablerinin dâvetine icabet ederler, namazı kılarlar. Onların işleri kendi aralarında istişâre (danışma) iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.
Şaban Piriş : Rab’lerinin çağrısına koşarlar, namazlarını kılarlar ve onların işleri aralarındaki şûrâ iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.
Suat Yıldırım : Onlar öyle kimselerdir ki Rab’lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler. İşlerini istişare ile yürütürler, kendilerine nasib ettiğimiz imkânlardan hayırlı işlerde sarf ederler.
Süleyman Ateş : Rablerinin çağrısına gelirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Tefhim-ul Kuran : Rablerine icabet edenler, dosdoğru namazı kılanlar, işleri kendi aralarında şûrâ ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
Ümit Şimşek : Onlar Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. Aralarındaki işleri ise istişare iledir. Onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı kılarlar. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şûra'dır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}