» 41 / Fussilet  39:

Kuran Sırası: 41
İniş Sırası: 61
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54

 » 41 / Fussilet  Suresi: 39
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. وَمِنْ (VMN) = ve min : biri de (şudur)
2. ايَاتِهِ ( ËYETH) = āyātihi : O'nun ayetlerinden
3. أَنَّكَ (ÊNK) = enneke : sen
4. تَرَى (TR) = terā : görürsün
5. الْأَرْضَ (ELÊRŽ) = l-erDe : toprağı
6. خَاشِعَةً (ḢEŞAT) = ḣāşiǎten : boynu bükük
7. فَإِذَا (FÎZ̃E) = feiƶā : zaman
8. أَنْزَلْنَا (ÊNZLNE) = enzelnā : döktüğümüz
9. عَلَيْهَا (ALYHE) = ǎleyhā : onun üzerine
10. الْمَاءَ (ELMEÙ) = l-māe : suyu
11. اهْتَزَّتْ (EHTZT) = htezzet : titreşir
12. وَرَبَتْ (VRBT) = ve rabet : ve kabarır
13. إِنَّ (ÎN) = inne : elbette
14. الَّذِي (ELZ̃Y) = lleƶī :
15. أَحْيَاهَا (ÊḪYEHE) = eHyāhā : onu dirilten
16. لَمُحْيِي (LMḪYY) = lemuHyī : diriltir
17. الْمَوْتَىٰ (ELMVT) = l-mevtā : ölüleri de
18. إِنَّهُ (ÎNH) = innehu : elbette O
19. عَلَىٰ (AL) = ǎlā : üzerine
20. كُلِّ (KL) = kulli : her
21. شَيْءٍ (ŞYÙ) = şey'in : şey
22. قَدِيرٌ (GD̃YR) = ḳadīrun : kadirdir
biri de (şudur) | O'nun ayetlerinden | sen | görürsün | toprağı | boynu bükük | zaman | döktüğümüz | onun üzerine | suyu | titreşir | ve kabarır | elbette | | onu dirilten | diriltir | ölüleri de | elbette O | üzerine | her | şey | kadirdir |

[] [EYY] [] [REY] [ERŽ] [ḢŞA] [] [NZL] [] [MVH] [HZZ] [RBV] [] [] [ḪYY] [ḪYY] [MVT] [] [] [KLL] [ŞYE] [GD̃R]
VMN ËYETH ÊNK TR ELÊRŽ ḢEŞAT FÎZ̃E ÊNZLNE ALYHE ELMEÙ EHTZT VRBT ÎN ELZ̃Y ÊḪYEHE LMḪYY ELMVT ÎNH AL KL ŞYÙ GD̃YR

ve min āyātihi enneke terā l-erDe ḣāşiǎten feiƶā enzelnā ǎleyhā l-māe htezzet ve rabet inne lleƶī eHyāhā lemuHyī l-mevtā innehu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
ومن آياته أنك ترى الأرض خاشعة فإذا أنزلنا عليها الماء اهتزت وربت إن الذي أحياها لمحيي الموتى إنه على كل شيء قدير

 » 41 / Fussilet  Suresi: 39
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | VMN ve min biri de (şudur) And among
آياته ا ي ي | EYY ËYETH āyātihi O'nun ayetlerinden His Signs
أنك | ÊNK enneke sen (is) that you
ترى ر ا ي | REY TR terā görürsün see
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDe toprağı the earth
خاشعة خ ش ع | ḢŞA ḢEŞAT ḣāşiǎten boynu bükük barren,
فإذا | FÎZ̃E feiƶā zaman but when
أنزلنا ن ز ل | NZL ÊNZLNE enzelnā döktüğümüz We send down
عليها | ALYHE ǎleyhā onun üzerine upon it
الماء م و ه | MVH ELMEÙ l-māe suyu water
اهتزت ه ز ز | HZZ EHTZT htezzet titreşir it is stirred (to life)
وربت ر ب و | RBV VRBT ve rabet ve kabarır and grows.
إن | ÎN inne elbette Indeed,
الذي | ELZ̃Y lleƶī the One Who
أحياها ح ي ي | ḪYY ÊḪYEHE eHyāhā onu dirilten gives it life,
لمحيي ح ي ي | ḪYY LMḪYY lemuHyī diriltir (is) surely the Giver of life
الموتى م و ت | MVT ELMVT l-mevtā ölüleri de (to) the dead.
إنه | ÎNH innehu elbette O Indeed, He
على | AL ǎlā üzerine (is) on
كل ك ل ل | KLL KL kulli her every
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in şey thing
قدير ق د ر | GD̃R GD̃YR ḳadīrun kadirdir All-Powerful.

41:39 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

biri de (şudur) | O'nun ayetlerinden | sen | görürsün | toprağı | boynu bükük | zaman | döktüğümüz | onun üzerine | suyu | titreşir | ve kabarır | elbette | | onu dirilten | diriltir | ölüleri de | elbette O | üzerine | her | şey | kadirdir |

[] [EYY] [] [REY] [ERŽ] [ḢŞA] [] [NZL] [] [MVH] [HZZ] [RBV] [] [] [ḪYY] [ḪYY] [MVT] [] [] [KLL] [ŞYE] [GD̃R]
VMN ËYETH ÊNK TR ELÊRŽ ḢEŞAT FÎZ̃E ÊNZLNE ALYHE ELMEÙ EHTZT VRBT ÎN ELZ̃Y ÊḪYEHE LMḪYY ELMVT ÎNH AL KL ŞYÙ GD̃YR

ve min āyātihi enneke terā l-erDe ḣāşiǎten feiƶā enzelnā ǎleyhā l-māe htezzet ve rabet inne lleƶī eHyāhā lemuHyī l-mevtā innehu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
ومن آياته أنك ترى الأرض خاشعة فإذا أنزلنا عليها الماء اهتزت وربت إن الذي أحياها لمحيي الموتى إنه على كل شيء قدير

[] [ا ي ي] [] [ر ا ي] [ا ر ض] [خ ش ع] [] [ن ز ل] [] [م و ه] [ه ز ز] [ر ب و] [] [] [ح ي ي] [ح ي ي] [م و ت] [] [] [ك ل ل] [ش ي ا] [ق د ر]

 » 41 / Fussilet  Suresi: 39
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
ومن | VMN ve min biri de (şudur) And among
Vav,Mim,Nun,
6,40,50,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
P – preposition
الواو عاطفة
حرف جر
آياته ا ي ي | EYY ËYETH āyātihi O'nun ayetlerinden His Signs
,Ye,Elif,Te,He,
,10,1,400,5,
N – genitive feminine plural noun
PRON – 3rd person masculine singular possessive pronoun
اسم مجرور والهاء ضمير متصل في محل جر بالاضافة
أنك | ÊNK enneke sen (is) that you
,Nun,Kef,
,50,20,
ACC – accusative particle
PRON – 2nd person masculine singular object pronoun
حرف نصب من اخوات «ان» والكاف ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
ترى ر ا ي | REY TR terā görürsün see
Te,Re,,
400,200,,
V – 3rd person feminine singular imperfect verb
فعل مضارع
الأرض ا ر ض | ERŽ ELÊRŽ l-erDe toprağı the earth
Elif,Lam,,Re,Dad,
1,30,,200,800,
"N – accusative feminine noun → Earth"
اسم منصوب
خاشعة خ ش ع | ḢŞA ḢEŞAT ḣāşiǎten boynu bükük barren,
Hı,Elif,Şın,Ayn,Te merbuta,
600,1,300,70,400,
N – accusative feminine singular indefinite active participle
اسم منصوب
فإذا | FÎZ̃E feiƶā zaman but when
Fe,,Zel,Elif,
80,,700,1,
REM – prefixed resumption particle
T – time adverb
الفاء استئنافية
ظرف زمان
أنزلنا ن ز ل | NZL ÊNZLNE enzelnā döktüğümüz We send down
,Nun,Ze,Lam,Nun,Elif,
,50,7,30,50,1,
V – 1st person plural (form IV) perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض و«نا» ضمير متصل في محل رفع فاعل
عليها | ALYHE ǎleyhā onun üzerine upon it
Ayn,Lam,Ye,He,Elif,
70,30,10,5,1,
P – preposition
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
جار ومجرور
الماء م و ه | MVH ELMEÙ l-māe suyu water
Elif,Lam,Mim,Elif,,
1,30,40,1,,
N – accusative masculine noun
اسم منصوب
اهتزت ه ز ز | HZZ EHTZT htezzet titreşir it is stirred (to life)
Elif,He,Te,Ze,Te,
1,5,400,7,400,
V – 3rd person feminine singular (form VIII) perfect verb
فعل ماض
وربت ر ب و | RBV VRBT ve rabet ve kabarır and grows.
Vav,Re,Be,Te,
6,200,2,400,
CONJ – prefixed conjunction wa (and)
V – 3rd person feminine singular perfect verb
الواو عاطفة
فعل ماض
إن | ÎN inne elbette Indeed,
,Nun,
,50,
ACC – accusative particle
حرف نصب
الذي | ELZ̃Y lleƶī the One Who
Elif,Lam,Zel,Ye,
1,30,700,10,
REL – masculine singular relative pronoun
اسم موصول
أحياها ح ي ي | ḪYY ÊḪYEHE eHyāhā onu dirilten gives it life,
,Ha,Ye,Elif,He,Elif,
,8,10,1,5,1,
V – 3rd person masculine singular (form IV) perfect verb
PRON – 3rd person feminine singular object pronoun
فعل ماض و«ها» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
لمحيي ح ي ي | ḪYY LMḪYY lemuHyī diriltir (is) surely the Giver of life
Lam,Mim,Ha,Ye,Ye,
30,40,8,10,10,
EMPH – emphatic prefix lām
N – genitive masculine (form IV) active participle
اللام لام التوكيد
اسم مجرور
الموتى م و ت | MVT ELMVT l-mevtā ölüleri de (to) the dead.
Elif,Lam,Mim,Vav,Te,,
1,30,40,6,400,,
ADJ – nominative plural adjective
صفة مرفوعة
إنه | ÎNH innehu elbette O Indeed, He
,Nun,He,
,50,5,
ACC – accusative particle
PRON – 3rd person masculine singular object pronoun
حرف نصب والهاء ضمير متصل في محل نصب اسم «ان»
على | AL ǎlā üzerine (is) on
Ayn,Lam,,
70,30,,
P – preposition
حرف جر
كل ك ل ل | KLL KL kulli her every
Kef,Lam,
20,30,
N – genitive masculine noun
اسم مجرور
شيء ش ي ا | ŞYE ŞYÙ şey'in şey thing
Şın,Ye,,
300,10,,
N – genitive masculine indefinite noun
اسم مجرور
قدير ق د ر | GD̃R GD̃YR ḳadīrun kadirdir All-Powerful.
Gaf,Dal,Ye,Re,
100,4,10,200,
N – nominative masculine indefinite noun
اسم مرفوع
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |وَمِنْ: biri de (şudur) | ايَاتِهِ: O'nun ayetlerinden | أَنَّكَ: sen | تَرَى: görürsün | الْأَرْضَ: toprağı | خَاشِعَةً: boynu bükük | فَإِذَا: zaman | أَنْزَلْنَا: döktüğümüz | عَلَيْهَا: onun üzerine | الْمَاءَ: suyu | اهْتَزَّتْ: titreşir | وَرَبَتْ: ve kabarır | إِنَّ: elbette | الَّذِي: | أَحْيَاهَا: onu dirilten | لَمُحْيِي: diriltir | الْمَوْتَىٰ: ölüleri de | إِنَّهُ: elbette O | عَلَىٰ: üzerine | كُلِّ: her | شَيْءٍ: şey | قَدِيرٌ: kadirdir |
Kırık Meal (Harekesiz) : |ومن WMN biri de (şudur) | آياته ËYETH O'nun ayetlerinden | أنك ÊNK sen | ترى TR görürsün | الأرض ELÊRŽ toprağı | خاشعة ḢEŞAT boynu bükük | فإذا FÎZ̃E zaman | أنزلنا ÊNZLNE döktüğümüz | عليها ALYHE onun üzerine | الماء ELMEÙ suyu | اهتزت EHTZT titreşir | وربت WRBT ve kabarır | إن ÎN elbette | الذي ELZ̃Y | أحياها ÊḪYEHE onu dirilten | لمحيي LMḪYY diriltir | الموتى ELMWT ölüleri de | إنه ÎNH elbette O | على AL üzerine | كل KL her | شيء ŞYÙ şey | قدير GD̃YR kadirdir |
Kırık Meal (Okunuş) : |ve min: biri de (şudur) | āyātihi: O'nun ayetlerinden | enneke: sen | terā: görürsün | l-erDe: toprağı | ḣāşiǎten: boynu bükük | feiƶā: zaman | enzelnā: döktüğümüz | ǎleyhā: onun üzerine | l-māe: suyu | htezzet: titreşir | ve rabet: ve kabarır | inne: elbette | lleƶī: | eHyāhā: onu dirilten | lemuHyī: diriltir | l-mevtā: ölüleri de | innehu: elbette O | ǎlā: üzerine | kulli: her | şey'in: şey | ḳadīrun: kadirdir |
Kırık Meal (Transcript) : |VMN: biri de (şudur) | ËYETH: O'nun ayetlerinden | ÊNK: sen | TR: görürsün | ELÊRŽ: toprağı | ḢEŞAT: boynu bükük | FÎZ̃E: zaman | ÊNZLNE: döktüğümüz | ALYHE: onun üzerine | ELMEÙ: suyu | EHTZT: titreşir | VRBT: ve kabarır | ÎN: elbette | ELZ̃Y: | ÊḪYEHE: onu dirilten | LMḪYY: diriltir | ELMVT: ölüleri de | ÎNH: elbette O | AL: üzerine | KL: her | ŞYÙ: şey | GD̃YR: kadirdir |
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve onun delillerindendir, şüphesiz, yeryüzünü kupkuru, donmuş bir halde görürsün, derken oraya yağmur yağdırdık mı harekete gelir, kabarır, yeşerir, nebatlar bitirir; onu dirilten, elbette ölüyü de diriltir şüphe yok ki onun, her şeye gücü yeter.
Adem Uğur : Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir.
Ahmed Hulusi : O'nun işaretlerindendir ki sen arzı (bedeni) huşû hâlinde görürsün. . . Onun üzerine o suyu (hakikat ilmini) inzâl ettiğimizde, hareketlenir ve uyanıverir! Muhakkak ki onu (bilgisizlikle yaşayan ölüyü) dirilten, (diğer) ölüleri de Muhyi'dir (dirilticidir)! Muhakkak ki O, her şey üzerine Kaadir'dir.
Ahmet Tekin : Senin, yeryüzünü boynu bükük, kupkuru görmen de Allah’ın âyetlerinden, kudretinin delillerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır. Genetik şifrelerini harekete geçirerek yeryüzüne hayat veren Allah, elbette ölüleri de diriltir. O’nun gücü, kudreti her şeye yeter.
Ahmet Varol : O'nun ayetlerinden biri de senin solgun halde gördüğün yeryüzünün bizim üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi ve kabarmasıdır. Onu dirilten elbette ölüleri de diriltir. Muhakkak ki O, her şeye güç yetirendir.
Ali Bulaç : O'nun ayetlerinden biri de, senin gerçekten yeryüzünü huşu içinde (solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru) görmendir. Ama Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, deprenir ve kabarır. Şüphesiz onu dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O, her şeye güç yetirendir.
Ali Fikri Yavuz : Allah’ın kudretine delâlet eden alâmetlerden biri de şudur ki, sen yeryüzünü kurumuş görürsün. Fakat üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır (canlanır ve yeşerir). Yeryüzüne hayat veren, elbette ölüleri de dirilticidir. Çünkü O, her şeye kadîrdir.
Bekir Sadak : Kupkuru gordugun yeryuzunun, Biz ona su indirdigimiz zaman harekete gecmesi, kabarmasi, Allah'in varliginin belgelerindendir. Ona can veren Allah suphesiz oluleri de diriltir. Dogrusu O her seye kadir'dir.
Celal Yıldırım : O'nun (varlığına, birliğine, kudretinin yüceliğine delâlet eden) belgelerden biri de, yeryüzünü kupkuru görürsün. Üzerine su indirdiğimizde harekete geçip kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, ölüleri de diriltir. Doğrusu O'nun kudreti her şeye yeter.
Diyanet İşleri : Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.
Diyanet İşleri (eski) : Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir'dir.
Diyanet Vakfi : Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir.
Edip Yüksel : Kupkuru gördüğün toprağın üzerine su yağdırdığımızda onun titreşip kabarması da O'nun ayetlerindendir. Onu dirilten ölüleri de diriltir. O, herşeye gücü yetendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Senin yeryüzünü boynu bükük, kupkuru görmen de Allah'ın kudretinin delillerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir ve kabarır. Şüphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka ölüleri de diriltir. Doğrusu O'nun her şeye gücü yeter.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Senin yeryüzünü (kuraklıktan) boynu bükük huşu halinde görmen de O'nun ayetlerindendir; Biz ona suyu indiriverdiğimizde hareketlenir ve kabarır. Şüphe yok ki, ona o hayatı veren elbette ölüleri dirilticidir. Doğrusu O, herşeye gücü yetendir.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve onun âyetlerindendir ki sen Arzı görürsün boynu bükük huşu' halinde, derken üzerine suyu indiriverdikmi ihtizaz eder ve kabarır, şübhe yok ki ona o hayatı veren elbette ölüleri dirilticidir, hakikat o her şey'e kadirdir
Fizilal-il Kuran : Onun ayetlerinden biri de şudur: Sen toprağı boynu bükük kupkuru görürsün. Onun üzerine suyu döktüğümüz zaman titreşir ve kabarır. Onu dirilten Allah elbette ölüleri de diriltir. O'nun herşeye gücü yeter.
Gültekin Onan : O'nun ayetlerinden biri de senin gerçekten yeryüzünü huşu içinde [solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru] görmendir. Ama biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman deprenir ve kabarır. Şüphesiz onu dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O, her şeye güç yetirendir.
Hakkı Yılmaz : Şüphesiz senin yeryüzünü boynu bükük görüp de Bizim onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, onun titreşmesi ve kabarması da O'nun alâmetlerinden/ göstergelerindendir. Şüphesiz ki ona hayat veren, kesinlikle ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü yetendir.
Hasan Basri Çantay : Senin hakıykaten boynunu bükmüş gördüğün arz da Onun âyetlerindendir. Fakat biz üzerine suyu indirdiğimiz vakit o, harekete gelir, kabarır. Ona muhakkak can veren (Allah) elbet ölüleri de dirilticidir. Çünkü O, her şey'e hakkıyle kaadirdir.
Hayrat Neşriyat : O’nun (kudretinin) delillerinden biri de, doğrusu senin yeryüzünü kupkuru görmendir; fakat onun üzerine o suyu (yağmuru) indirdiğimiz zaman, (yeryüzü, çeşit çeşit bitkiler ile) harekete geçer, kabarır. Şübhesiz ki ona hayat veren, elbette ölüleri de dirilticidir. Çünki O, herşeye hakkıyla gücü yetendir.
İbni Kesir : O'nun ayetlerinden biri de, kupkuru gördüğün yeryüzünün Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçip kabarmasıdır. Ona can veren Allah, elbette ölüleri de diriltir. Muhakkak ki O; her şeye kadirdir.
İskender Evrenosoğlu : Ve onun âyetlerindendir ki, arzı gerçekten kurumuş görürsün. Onun üzerine su indirdiğimiz zaman hareketlenir ve kabarır. Muhakkak ki ona (arza) hayat veren (Allah), elbette ölülere de hayat verendir. Muhakkak ki O, herşeye kaadirdir.
Muhammed Esed : O'nun işaretlerinden biri de şudur: Sen toprağı çorak görürsün ama üzerine yağmur yağdırdığımızda hemen harekete geçer ve (hayata) uyanıverir! Ona hayat veren, şüphesiz, ölü (kalbe de) hayat verir, çünkü O, her şeye kadirdir.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve O'nun âyetlerindendir ki, yeryüzünü kupkuru bir halde görürsün. Vaktâ ki O'nun üzerine su indirmiş oluruz. Harekete başlar ve kabarır. Muhakkak o zât ki, ona hayat vermiştir. Elbette ki, ölüleri de ihya edicidir. Şüphe yok o, her şey üzerine hakkıyla kâdirdir.
Ömer Öngüt : O'nun âyetlerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü kupkuru görürsün. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır. Ona can veren Allah, elbette ölüleri de diriltir. O, herşeye kâdirdir.
Şaban Piriş : Onun ayetlerinden biri de şudur: -Yeryüzünü kupkuru görürsün, üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır. Toprağa böyle hayat veren, ölüleri de diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.
Suat Yıldırım : O’nun kudretinin ve hikmetinin delillerinden biri de şudur ki: Sen yeri boynu bükük, kupkuru görürsün. Fakat Biz üzerine su indirince yer harekete geçip kabarır. İşte bu yere kim hayat veriyorsa ölüleri de O diriltecektir. Çünkü O her şeye kadirdir.
Süleyman Ateş : O'nun âyetlerinden biri de (şudur): Sen, toprağı, boynu bükük görürsün. Onun üzerine suyu döktüğümüz zaman titreşir ve kabarır. Onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kâdirdir.
Tefhim-ul Kuran : O'nun ayetlerinden biri de, senin gerçekten yeryüzünü huşû içinde (solmuş, boynu bükülmüş ve kupkuru) görmendir. Ama biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, deprenir ve kabarır. Şüphesiz onu dirilten, ölüleri de elbette dirilticidir. Çünkü O, her şeye güç yetirendir.
Ümit Şimşek : Yine Onun âyetlerindendir ki, sen yeryüzünü kurumuş, boynu bükük görürsün; fakat üzerine suyu indirdiğimizde kıpırdanır ve kabarır. Ona can veren, ölüleri diriltenin tâ kendisidir. Çünkü Onun gücü herşeye yeter.
Yaşar Nuri Öztürk : Sen, toprağı huşû halinde boynu bükük görüyorsun ya, işte o da Allah'ın ayetlerindendir. Onun üzerine suyu indirdiğimizde, o titrer ve kabarır. Hiç kuşkusuz, onu dirilten Muhyi ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şey üzerinde güç sahibidir.


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}