» 46 / Ahkâf  22:

Kuran Sırası: 46
İniş Sırası: 66
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35

 » 46 / Ahkâf  Suresi: 22
Arapça Transcript Okunuş Türkçe
1. قَالُوا (GELVE) = ḳālū : dediler ki
2. أَجِئْتَنَا (ÊCÙTNE) = eci'tenā : sen geldin mi?
3. لِتَأْفِكَنَا (LTÊFKNE) = lite'fikenā : bizi çevirmek için
4. عَنْ (AN) = ǎn : -dan
5. الِهَتِنَا ( ËLHTNE) = ālihetinā : tanrılarımız-
6. فَأْتِنَا (FÊTNE) = fe'tinā : o halde bize getir
7. بِمَا (BME) = bimā : şeyi
8. تَعِدُنَا (TAD̃NE) = teǐdunā : bizi tehdidettiğin
9. إِنْ (ÎN) = in : eğer
10. كُنْتَ (KNT) = kunte : isen
11. مِنَ (MN) = mine : -dan
12. الصَّادِقِينَ (ELṦED̃GYN) = S-Sādiḳīne : doğrular-
dediler ki | sen geldin mi? | bizi çevirmek için | -dan | tanrılarımız- | o halde bize getir | şeyi | bizi tehdidettiğin | eğer | isen | -dan | doğrular- |

[GVL] [CYE] [EFK] [] [ELH] [ETY] [] [VAD̃] [] [KVN] [] [ṦD̃G]
GELVE ÊCÙTNE LTÊFKNE AN ËLHTNE FÊTNE BME TAD̃NE ÎN KNT MN ELṦED̃GYN

ḳālū eci'tenā lite'fikenā ǎn ālihetinā fe'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne
قالوا أجئتنا لتأفكنا عن آلهتنا فأتنا بما تعدنا إن كنت من الصادقين

 » 46 / Ahkâf  Suresi: 22
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū dediler ki They said,
أجئتنا ج ي ا | CYE ÊCÙTNE eci'tenā sen geldin mi? """Have you come to us"
لتأفكنا ا ف ك | EFK LTÊFKNE lite'fikenā bizi çevirmek için to turn us away
عن | AN ǎn -dan from
آلهتنا ا ل ه | ELH ËLHTNE ālihetinā tanrılarımız- our gods?
فأتنا ا ت ي | ETY FÊTNE fe'tinā o halde bize getir Then bring us
بما | BME bimā şeyi what
تعدنا و ع د | VAD̃ TAD̃NE teǐdunā bizi tehdidettiğin you threaten us,
إن | ÎN in eğer if
كنت ك و ن | KVN KNT kunte isen you are
من | MN mine -dan of
الصادقين ص د ق | ṦD̃G ELṦED̃GYN S-Sādiḳīne doğrular- "the truthful."""

46:22 için Araştırma Linkleri: |Corpus |Kuran Haritasi |Kuran'a Sor |Global Quran |Tanzil |

dediler ki | sen geldin mi? | bizi çevirmek için | -dan | tanrılarımız- | o halde bize getir | şeyi | bizi tehdidettiğin | eğer | isen | -dan | doğrular- |

[GVL] [CYE] [EFK] [] [ELH] [ETY] [] [VAD̃] [] [KVN] [] [ṦD̃G]
GELVE ÊCÙTNE LTÊFKNE AN ËLHTNE FÊTNE BME TAD̃NE ÎN KNT MN ELṦED̃GYN

ḳālū eci'tenā lite'fikenā ǎn ālihetinā fe'tinā bimā teǐdunā in kunte mine S-Sādiḳīne
قالوا أجئتنا لتأفكنا عن آلهتنا فأتنا بما تعدنا إن كنت من الصادقين

[ق و ل] [ج ي ا] [ا ف ك] [] [ا ل ه] [ا ت ي] [] [و ع د] [] [ك و ن] [] [ص د ق]

 » 46 / Ahkâf  Suresi: 22
Arapça Kök Transcript Okunuş Türkçe İngilizce
قالوا ق و ل | GVL GELVE ḳālū dediler ki They said,
Gaf,Elif,Lam,Vav,Elif,
100,1,30,6,1,
V – 3rd person masculine plural perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والواو ضمير متصل في محل رفع فاعل
أجئتنا ج ي ا | CYE ÊCÙTNE eci'tenā sen geldin mi? """Have you come to us"
,Cim,,Te,Nun,Elif,
,3,,400,50,1,
INTG – prefixed interrogative alif
V – 2nd person masculine singular perfect verb
PRON – subject pronoun
PRON – 1st person plural object pronoun
الهمزة همزة استفهام
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع فاعل و«نا» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
لتأفكنا ا ف ك | EFK LTÊFKNE lite'fikenā bizi çevirmek için to turn us away
Lam,Te,,Fe,Kef,Nun,Elif,
30,400,,80,20,50,1,
PRP – prefixed particle of purpose lām
V – 2nd person masculine singular imperfect verb, subjunctive mood
PRON – 1st person plural object pronoun
اللام لام التعليل
فعل مضارع منصوب و«نا» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
عن | AN ǎn -dan from
Ayn,Nun,
70,50,
P – preposition
حرف جر
آلهتنا ا ل ه | ELH ËLHTNE ālihetinā tanrılarımız- our gods?
,Lam,He,Te,Nun,Elif,
,30,5,400,50,1,
N – genitive masculine plural noun
PRON – 1st person plural possessive pronoun
اسم مجرور و«نا» ضمير متصل في محل جر بالاضافة
فأتنا ا ت ي | ETY FÊTNE fe'tinā o halde bize getir Then bring us
Fe,,Te,Nun,Elif,
80,,400,50,1,
REM – prefixed resumption particle
V – 2nd person masculine singular imperative verb
PRON – 1st person plural object pronoun
الفاء استئنافية
فعل أمر و«نا» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
بما | BME bimā şeyi what
Be,Mim,Elif,
2,40,1,
P – prefixed preposition bi
REL – relative pronoun
جار ومجرور
تعدنا و ع د | VAD̃ TAD̃NE teǐdunā bizi tehdidettiğin you threaten us,
Te,Ayn,Dal,Nun,Elif,
400,70,4,50,1,
V – 2nd person masculine singular imperfect verb
PRON – 1st person plural object pronoun
فعل مضارع و«نا» ضمير متصل في محل نصب مفعول به
إن | ÎN in eğer if
,Nun,
,50,
COND – conditional particle
حرف شرط
كنت ك و ن | KVN KNT kunte isen you are
Kef,Nun,Te,
20,50,400,
V – 2nd person masculine singular perfect verb
PRON – subject pronoun
فعل ماض والتاء ضمير متصل في محل رفع اسم «كان»
من | MN mine -dan of
Mim,Nun,
40,50,
P – preposition
حرف جر
الصادقين ص د ق | ṦD̃G ELṦED̃GYN S-Sādiḳīne doğrular- "the truthful."""
Elif,Lam,Sad,Elif,Dal,Gaf,Ye,Nun,
1,30,90,1,4,100,10,50,
N – genitive masculine plural active participle
اسم مجرور
: Dikkat İşareti, Kuran Sözlüğü Projesi kapsamında güncellenmiş ifadelere işaret etmektedir.

Konu Başlığı: -

Kırık Meal (Arapça) : |قَالُوا: dediler ki | أَجِئْتَنَا: sen geldin mi? | لِتَأْفِكَنَا: bizi çevirmek için | عَنْ: -dan | الِهَتِنَا: tanrılarımız- | فَأْتِنَا: o halde bize getir | بِمَا: şeyi | تَعِدُنَا: bizi tehdidettiğin | إِنْ: eğer | كُنْتَ: isen | مِنَ: -dan | الصَّادِقِينَ: doğrular- |
Kırık Meal (Harekesiz) : |قالوا GELWE dediler ki | أجئتنا ÊCÙTNE sen geldin mi? | لتأفكنا LTÊFKNE bizi çevirmek için | عن AN -dan | آلهتنا ËLHTNE tanrılarımız- | فأتنا FÊTNE o halde bize getir | بما BME şeyi | تعدنا TAD̃NE bizi tehdidettiğin | إن ÎN eğer | كنت KNT isen | من MN -dan | الصادقين ELṦED̃GYN doğrular- |
Kırık Meal (Okunuş) : |ḳālū: dediler ki | eci'tenā: sen geldin mi? | lite'fikenā: bizi çevirmek için | ǎn: -dan | ālihetinā: tanrılarımız- | fe'tinā: o halde bize getir | bimā: şeyi | teǐdunā: bizi tehdidettiğin | in: eğer | kunte: isen | mine: -dan | S-Sādiḳīne: doğrular- |
Kırık Meal (Transcript) : |GELVE: dediler ki | ÊCÙTNE: sen geldin mi? | LTÊFKNE: bizi çevirmek için | AN: -dan | ËLHTNE: tanrılarımız- | FÊTNE: o halde bize getir | BME: şeyi | TAD̃NE: bizi tehdidettiğin | ÎN: eğer | KNT: isen | MN: -dan | ELṦED̃GYN: doğrular- |
Abdulbaki Gölpınarlı : Onlar, sen demişlerdi, bizi mâbutlarımızdan vazgeçirmeye mi geldin, doğru söyleyenlerdensen bize vaadettiğini getir başımıza artık.
Adem Uğur : Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir dediler.
Ahmed Hulusi : Dediler ki: "Tanrılarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sadıklardansan, kendisiyle tehdit ettiğini bize getir!"
Ahmet Tekin : Onlar: 'Sen, bizi, ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi, geldin? Eğer sözünde doğru isen, bizi tehdit ettiğin azâbı hemen getir.' dediler.
Ahmet Varol : Dediler ki: 'Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi bize geldin? Öyleyse doğru sözlülerden isen bize vaad ettiğini getir.'
Ali Bulaç : Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."
Ali Fikri Yavuz : Onlar (Hûd’a) dediler ki: “- Sen, ibadet ettiğimiz putlarımızdan bizi çevirmek için mi bize geldin? Haydi, eğer doğru söyliyenlerdensen, bize vaad edib korkuttuğun azabı, getir bize!...”
Bekir Sadak : «ize, bizi tanrilarimizdan alikoymak icin mi geldin? Dogru sozlulerden isen, bizi tehdit ettigin seyi basimiza getir» dediler.
Celal Yıldırım : Onlar da, «sen bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin ? Eğer doğrulardan isen, tehdîd edip durduğun azabı getir» dediler.
Diyanet İşleri : Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.
Diyanet İşleri (eski) : 'Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir' dediler.
Diyanet Vakfi : «Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir» dediler.
Edip Yüksel : 'Bizi tanrılarımızdan saptırmak için mi bize geldin? Doğru sözlü isen bize söz verdiğini getir bakalım,' dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onlar: «Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir.» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onlar: «Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir bize, o tehdit edip durduğun o azabı; eğer doğru söyleyenlerden isen!» dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Sen, dediler: bizi ma'budlarımızdan çevirmek için mi geldin bize? Haydi getir! O bize va'd edib durduğun azâbı sadıklardan isen.
Fizilal-il Kuran : Dediler: «Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir.»
Gültekin Onan : Dediler ki: "Sen, bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir."
Hakkı Yılmaz : Onlar: “Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, hadi o bizi tehdit edip durduğun azabı hemen getir” dediler.
Hasan Basri Çantay : Dediler ki: «Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdîd etmekde olduğun şey'i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize».
Hayrat Neşriyat : (Onlar:) '(Sen) bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer (iddiâsında) doğru kimselerden isen, haydi bizi tehdîd edip durduğun (azâb)ı bize getir!' dediler.
İbni Kesir : Onlar da: Sen, bizi tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen; haydi taehdit ettiğin şeyi başımıza getir, demişlerdi.
İskender Evrenosoğlu : Sen bizi ilâhlarımızdan döndürmek için mi bize geldin? Eğer sen sadıklardan (doğru söyleyenlerden) isen, o zaman bize vaadettiğin şeyi (azabı) getir.” dediler.
Muhammed Esed : Onlar, "Sen," dediler, "Bizi tanrılarımızdan soğutup vazgeçirmek için mi geldin? Öyleyse, eğer hakikat erbabı isen, bizi tehdit edip durduğun şu (akibeti) gerçekleştir bakalım!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Dediler ki: «Sen bize geldin mi ki, bizi ilâhlarımızdan geri döndüresin? İmdi bize vaadettiğin şeyleri getiriver, eğer sen sâdıklardan oldu isen.»
Ömer Öngüt : Dediler ki: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, hadi bizi tehdit edip durduğun azabı başımıza getir. "
Şaban Piriş : Onlar da: -Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi! demişlerdi.
Suat Yıldırım : Onlar: "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin! Haydi, iddianda tutarlı isen, geleceğini bildirerek bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir bakalım!" dediler.
Süleyman Ateş : Dediler: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin şeyi bize getir."
Tefhim-ul Kuran : Dediler ki: «Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir.»
Ümit Şimşek : Onlar ise 'Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi geldin?' dediler. 'Doğru söylüyorsan, bize vaad ettiğin şeyi getir.'
Yaşar Nuri Öztürk : Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yüz geri etmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."


Kuran Mealleri Veritabanı ve Site Dosyalarını indirmek için TIKLAYINIZ.
[Sitemiz kurulum ve geliştirme aşamasındadır. Hatalar, eksikler bulunmaktadır! Lütfen dikkatli olunuz.]

{ayet_meali.php}